Akıcı ve anlaşılır bir kitaptı. Hareket, beslenme ve modern yaşamın insan üzerindeki etkilerini basit bir dille anlatıyor. Bazı bölümler düşündürücüydü ve insanın günlük alışkanlıklarını sorgulamasını sağlıyor. Eğer bu konulara yeniyseniz faydalı olabilir ama daha önce bu alanlarda çok okuduysanız çok yeni bilgiler bulamayabilirsiniz. Genel olarak keyifli ve hızlı okunan bir kitaptı.
Kitabın 32 sayfası eksik çıktı. Onun dışında güzel ve faydalı kitap. Mutlu ve sağlıklı yaşamanın temel anahtarları hakkında bilgiler paylaşıyor. Okuması kolay. Bilginiz varsa sıkılabilirsiniz.
İmam Gazali Hz. / Kimya'yı Saâdet Eseri İnceleme:
Doğumu: 1058 (H450)/ Vefat: 1111(H 505)
Asıl adı, Muhammed b. Muhammed b. Ebu Hamid Muhammed b. Ahmet el Gazali'dir. Tus(meşhed) şehrinin Taberan köyünde doğmuştur.
55 yıllık yaşantısında bir çok eser yazmıştır. Bunların içinde de Kimya'yı saâdet farklı bir yere ve öneme sahiptir. 457 eser yazdığı söylenmekle beraber 75 tanesi günümüze ulaşmıştır.
Hocaları: Ahmet b. Muhammed Er Roskâni, İmam Ebu Nasr el ismaili, Nişabur'da imamul- Haremeyn'in yanında Mezhep, Hilafiyat, Cedel ve Usul okudu en yüksek paye' ye erişti.
Büyük Selçuklu Devleti devrinde, Eşari kelamcısı, Şafii fakihi ve İslam düşünürüdür. Eğitimini 28 yaşına kadar Nizamiye Medresesinde baş müderris olarak yaptı. Sonrasında Şam ve Mekke'de bulunup, tekrardan Bağdat'a dönmüştü ve Hacca gidip Hac vazifesini de ifa etmiştir.
Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri Nizamül mülk'ün ricasını kabul edip Nizamiye Medresesinde ders verip, baş müderris sıfatı ile Dersram'lığı yapmış Selçuklu Devleti dönemi "Altın Çağı" çağını yaşarken; Nizamülmülk bu çağın hem yöneticisi, hem de beyni olmuştur. İmam Gazali'de Kalp görevini ihya etmiştir.
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”
“Ey insan evladı! Kendine saygıyla/hürmetle yaklaş; çünkü sen kâinatta yaratılmışların özü/göz bebeği olan insansın.” Şeyh Galipİmam Gazali Hz. insanın değerinde ki kimyasından bahsederek önce "insanın kendini tanıması, sonra dünyayı tanıması ve ahireti tanıması" gerektiğininden yola çıkarak, temel dini konular üzerinden bir müslümanın, önce ilim, sonra amel nezdinde dünya yaşamının nasıl olması gerektiğini her türlü açıdan kaleme almıştır. Konular itibariyle belki bir "Okyonus" gibi çok derin, mana derinliği açısından da (gözyüzü) kadar uçsuz bucaksız olarak çok
İnsanın Fabrika Ayarları 1 kitabı Beden adını taşıyor. Kitapta 1.bölümde hareket, 2.bölümde az-çeşitli ve aralıklı yemek anlatılıyor. İnsanın evrimi, yaratılış özellikleri, gereksinimleri, beslenme özellikleri, hareketin önemi ve insanın, yaratılıştan gelen ve doğaya uygun beslenme özellikleri, nasıl beslenmemiz gerektiği üzerinde duruluyor.
Bilimsel açıdan da oldukça bilgilendiriciydi. Faydalıydı.
Sinan Canan’ı YouTube videolarından uzun zamandır takip ediyorum. Videolarında sık sık geçen “İnsanın Fabrika Ayarları” ifadesini o kadar çok duydum ki, sonunda serinin ilk kitabı olan İnsanın Fabrika Ayarları 1: İFA - Beden’i okumaya karar verdim.
Kitapta insanı daha çok biyolojik bir canlı olarak ele alıyor. Evrimsel süreçte nasıl şekillendiğimizi ve aslında “fabrika ayarlarımızın” ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bence en güzel tarafı, kendimizi anlamaya bedenimizden başlaması. Çünkü çoğu zaman zihnimizden, duygularımızdan konuşuyoruz ama işin temelinde biyoloji var.
Anlatım genel olarak akıcı ve anlaşılır. Konuları detaylı anlatması, meseleyi gerçekten kavramamı sağladı. Yazarın biyoloji bilgisi çok güçlü ve bunu net bir şekilde hissediyorsunuz. Tek eleştirim, bazı yerlerde biyolojik bilgilerin biraz fazla detaya girmesi oldu. Yer yer tempo düşebiliyor ama bu da kitabın bilimsel yönünden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
Onun dışında farkındalık oluşturan, insanın kendine farklı bir açıdan bakmasını sağlayan bir kitap. Serinin devamını da merak ederek kapattım.
Sinan Canan’ın İFA (İnsanın Fabrika Ayarları) birinci Kitabı bilimsel gerçekleri samimi ve "bizden" bir dille anlatıyor ve kitabı sadece bir biyoloji metni olmaktan çıkarıp bir yaşam rehberine dönüştürüyor.
Sinan Canan, bu kitapta bizi aslında en uzak olduğumuz yere; kendi etimize, kemiğimize ve hücrelerimize davet ediyor. Modern dünyanın gürültüsünde unuttuğumuz o kadim ritmi, bir bilim insanı titizliği ama bir dost sıcaklığıyla hatırlatıyor.
Kitap, vücudumuzu sadece organlar toplamı olarak değil, milyonlarca yıllık bir evrimsel mirasın yaşayan bir anıtı olarak betimliyor. Okurken sadece bilgi edinmiyorsunuz, kendi varlığınıza karşı bir "hürmet" duygusu geliştiriyorsunuz.
Karmaşık biyolojik süreçleri, kahve masasında anlatılan bir hikaye kadar akıcı kılması kitabın en büyük gücü. "Neden hareket etmeliyiz?" sorusunun cevabı, kuru bir tavsiyeden öte, varoluşsal bir zorunluluğa dönüşüyor.
Canan, modern konforun bizi nasıl "bozduğunu" anlatırken yargılamıyor; aksine, bu konfor tuzağından çıkış için biyolojik pusulamızı gösteriyor ve şu mesajı veriyor:
"Bedenimiz, bugünkü yaşam tarzımız için değil, doğadaki zorluklarla başa çıkmak için tasarlandı. Bu uyumsuzluk, modern zaman hastalıklarının da ana kaynağı."
Sonuç olarak; İFA - Beden, aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiye daha bilgece ve şefkatle bakmanızı sağlayan bir eser. Kendini tanıma yolculuğunda, bedeni bir yük değil, keşfedilmesi gereken bir evren olarak görenler için başucu niteliğinde.
Şimdi kitabın devamı olan 2. Kitap: İlişkiler ve Psikoloji kısmına geçebilirim :)