8/10
·168 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 03:50
Sinan Canan'ın İnsanlığın Fabrika Ayarları serisinin üçüncü kitabını da keyifle okudum. Bu kitapta özellikle sınırları aşmak, insanın kendine koyduğu engelleri fark etmesi ve potansiyelini geliştirmesi üzerine yapılan değerlendirmeler ilgimi çekti. Yazarın bilimsel bilgileri günlük hayatla ilişkilendirerek anlatma tarzını yine başarılı buldum. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi düşündüren ve farklı bakış açıları kazandıran bir kitaptı.
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20202,077 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2024 10. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 16:47
Mutlu olmak için tasarlanmış canlılar değiliz. Mutluluk, doğru ve kendi doğasında yaşanabilen anların bize verdiği bir işarettir. Arayışımız, mutluluğun ötesinde "tatmin dolu bir yaşam" olduğunda, mutluluktan çok daha doyurucu bir şeyi deneyimleme şansımız olur. Bu hal, "yaşamdan tatmin" hissetme hali yahut eskilerin "mutmain olmak" dedikleri durumdur. Gerçekten yaşamaya başlamanın yolu; maddi bedenin ötesinde, acıları ve sevinçleri ile her bir anında "tatmin" hissedilen bir yaşam anlayışından geçer.
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20202,077 okunma
Reklam
Puan vermedi·896 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
96 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 13:48
İmam Gazali Hz. / Kimya'yı Saâdet Eseri İnceleme: Doğumu: 1058 (H450)/ Vefat: 1111(H 505) Asıl adı, Muhammed b. Muhammed b. Ebu Hamid Muhammed b. Ahmet el Gazali'dir. Tus(meşhed) şehrinin Taberan köyünde doğmuştur. 55 yıllık yaşantısında bir çok eser yazmıştır. Bunların içinde de Kimya'yı saâdet farklı bir yere ve öneme sahiptir. 457 eser yazdığı söylenmekle beraber 75 tanesi günümüze ulaşmıştır. Hocaları: Ahmet b. Muhammed Er Roskâni, İmam Ebu Nasr el ismaili, Nişabur'da imamul- Haremeyn'in yanında Mezhep, Hilafiyat, Cedel ve Usul okudu en yüksek paye' ye erişti. Büyük Selçuklu Devleti devrinde, Eşari kelamcısı, Şafii fakihi ve İslam düşünürüdür. Eğitimini 28 yaşına kadar Nizamiye Medresesinde baş müderris olarak yaptı. Sonrasında Şam ve Mekke'de bulunup, tekrardan Bağdat'a dönmüştü ve Hacca gidip Hac vazifesini de ifa etmiştir. Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri Nizamül mülk'ün ricasını kabul edip Nizamiye Medresesinde ders verip, baş müderris sıfatı ile Dersram'lığı yapmış Selçuklu Devleti dönemi "Altın Çağı" çağını yaşarken; Nizamülmülk bu çağın hem yöneticisi, hem de beyni olmuştur. İmam Gazali'de Kalp görevini ihya etmiştir. “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” “Ey insan evladı! Kendine saygıyla/hürmetle yaklaş; çünkü sen kâinatta yaratılmışların özü/göz bebeği olan insansın.” Şeyh Galip İmam Gazali Hz. insanın değerinde ki kimyasından bahsederek önce "insanın kendini tanıması, sonra dünyayı tanıması ve ahireti tanıması" gerektiğininden yola çıkarak, temel dini konular üzerinden bir müslümanın, önce ilim, sonra amel nezdinde dünya yaşamının nasıl olması gerektiğini her türlü açıdan kaleme almıştır. Konular itibariyle belki bir "Okyonus" gibi çok derin, mana derinliği açısından da (gözyüzü) kadar uçsuz bucaksız olarak çok
Din
Kimya-yı Saadetİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20122,767 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 12:17
Binbaşı Ahmet Cem Ersever kimdir? Pkknın tek yanlı ateşkes çağrısından sonra pkkya yapılan operasyonların durdurulması hasebiyle Jandarma Genel Komutanlığından arkadaşlarıyla birlikte istifa etti ve güneydoğuda yaşananlar hakkında anlatacakları olduğunu söyledi. Soner yalçınla tanıştıktan sonra yapılan röportajda Jitemi kendisinin kurduğunu, Ahmet Aydın mahlasıyla kitap yazdığını, Türkiye’nin terörle mücadelede yetersiz kaldığını düşündüğü için Jandarmadan emekliliğini istediğini, güneydoğu halkının despotik yönetildiğini, halkın münferit olarak silahlandığını, bu bölgede olanların gayrinizami harp olduğunu, görüştüğü Talabani’nin apo ve barzaniyi buluşturup pkknın kuzey ırağa girmesinde parmağı olduğunu, pkk sorunuyla kürt sorununun aynı olmadığını, devletin yaptığı hataların halkı pkkya bağladığını, gerilla ile nasıl savaşılacağını, terörle mücadelede taktiksel olarak yetersiz olunduğu, pkk sorununu derinlemesine anlattığını, itirafçılarla duygusal bağ kurup onlardan istifade ettiğini, Türk-Kürt ilişkileri hakkında konuşması, devletin terörizme karşı cahilliğinden ve yanlış yönlendirilmelerinden dolayı defaatle hata yaptığını düşündüğünü, ortadoğuda emperyalizmin hüküm sürdüğünü, devletin terörizme karşı yeterince vazifeleri ifa etmediğini anlatıyordu. Röportaj ülkenin dört bir yanında büyük bir yankı uyandırdı, Ersever ifadesinde “terörle mücadelede komutanlarına yaptıkları hataları ikaz etmesine rağmen aynı hataları sürdürdüklerini” söylemiştir. Ersever, Soner Yalçın ile telefonda görüştüğünde sürekli “gerilla ile dağda ve onlar yok olana kadar çatışılır” diyordu. Soner yalçın ile son buluşmasından bir önceki buluşmasında söylediklerine göre Güneydoğu 3 gruba ayrılmıştır. Ve bir aşiretten söz eder; bu aşiretin devlete yaranmak için cinayet işleyebildiklerini
Binbaşı Ersever'in İtiraflarıSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021588 okunma
LUCA: Canlılığın Son Birlik Hali
10/10
·168 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 18:24
LUCA, canlılığın son birlik hali olarak varsayılıyor. Kimine göre LUCA hiç varolmamışken, kimine göre LUCA'nın varlığı tartışmaya kapalıdır. Bana soracak olursanız, LUCA olarak adlandırdığınız şeyi, görüşünüzü anlatmanızı isterim. Çünkü, LUCA tek bir şeyken aynı zamanda bir çok şey olabiliyor; herkes farklı betimliyor, farklı adlandırıyor. LUCA için bir 'sistem' veyahut 'topluluk' derseniz, benimle neredeyse aynı görüşte olursunuz. Ama bazıları için o sadece 'bir veya tek'. 7 Şubat 2026 mc
Duygu ve Düşünce
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20202,077 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 6. kitabı
Eser üzerinden genel anlamda askerliğe bakış: Askere gitmeden önceki Musa ile vatani görevini yerine getirirken ki Musa arasındaki değişimi birebir yansıtan bir eser olmuş diyebilirim. Askere gitmeden önce vatani görevimi ifa ederken; düşünmek, dinlenmek, disiplin sahibi olmak, düzen kazanmak gibi konular hakkında yüksek beklentilerim vardı. Lakin askerde iken bu saydığım durumların hepsinin yüksek bir beklenti ürünü olduğunu, bizlerin sadece geri hizmet dediğimiz; bana soracak olursanız (ayak takımı işi) diyebileceğim (hizmet, temizlik, şoförlük) vs. gibi işleri yaptığımızı gördüm. Bu işleri yaparken de ne sigorta ne asgari ücret alıyorsun orası da apayrı bir muamma. (Yani maaşlı çalışanın yapması gereken işi ücretsiz yapıyorsun). Bu durum nedeniyle er sayısı da günden güne azalıyor. Bunun yansıması olarakta (1 er yeri geliyor 3-4 erin) işini yapmak mecburiyetinde kalıyor. Yoruculuk artıyor, sinirler geriliyor. Gücü yeten gücü yeteni eziyor (erler arası devrecilik, sıracılık muhabbeti; ast-üst ilişkileri). Sonunda da vatani görev bilinci yerini ben burada ne yapıyorum anlayışına bırakıyor. Maalesef böyle bir durumun oluşmasının nedeni ise sistemdeki adaletsizlik :(. Tıpkı sivil hayatta yer alan adaletsizlik gibi ;). Sistem bence 3 kademeden oluşuyor: 1. Paralı askerlik: Profesyonel askerlik dediğimiz durum. Bence dünya üzerinde savaşta yer almayan tüm orduların kullanması gereken bir sistem. (Sözleşmeli er, uzman çavuş vs.) 2. Vatani Görev: 6 aylık askerlik. Bence herkes için zorunlu olmalı ve süresi ona göre uzatılıp kısaltılmalı. Belirli oranlarda da maaş verilmeli (harçlık değil). Bu şekilde güdüleme artırılarak asker performansı yükseltilmeli. 3. Bedelli askerlik: Sistemin belki de en saçma ayağı tamamen para tuzağı ve sosyal adaletsizlik turnusolu. Bir insan
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey YokErich Maria Remarque · Everest Yayınları · 20154,055 okunma
Reklam
Reklam