Her zaman kendi ekmeğimi kendim kazandım. Senin sorunun, aylak ve uçarı olman. Yüzünden akıyor. Ben hep çalıştım, namuslu, şerefli, dürüst bir vatandaş oldum. Bulunduğum noktaya kendi emeğimle geldim. Sen de aynı şeyi yapabilirsin ama çalışman ve namuslu, şerefli, dürüst olman lazım.
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlar·Kitabı okudu
Görünüşe göre yiyecek bulmak için yoksullara gitmek zorundaydım. Aç gezgin için en sın ve en emin yardım kaynağı, yoksullardır. Onlara her zaman güvenebilirsiniz. Açları asla geri çevirmezler. Çeşitli zamanlarda, ABD’nin çeşitli yerlerinde, tepenin üstündeki malikaneden yiyecek verilmeden geri çevrilmişliğim olmuştur ama derenin kenarında veya bataklığın köşesinde bulunan, kırık pencereleri paçavralarla kapatılmış, bezgin suratlı hanımı çalışmaktan yorulmuş küçük kulübeden her zaman bir aş, bir ekmek almışımdır.
Sizi yardımseverlik tellalları sizi! Gidin de yoksullardan öğrenin çünkü asıl yardımseverler onlardır. Ellerindeki fazlayı vermek veya kendine saklamak diye bir şey yoktur onlarda. Ellerinden fazla yoktur da ondan. Kendilerine lazım olur diye asla saklamadan ellerindekini verirler ki genellikle de feci halde lazım olur. Köpeğe kemik vermek yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, o köpek kadar aç
olduğunda bile kemiği onunla paylaşmaktır.
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlar·Kitabı okudu
Ünlü Fransız diplomat ve devlet adamı Charles Maurice de Talleyrand Perigord (1754-1838) bir ülke için en kötü işlerden birisinin yöneticilerin yan odaya geçerek bir kitaba bakıp onların uygulamaya çalışmalarıdır, der.