ihtiyar

ihtiyar
Sınırlı karakterlere sığmayan bir karakter miyim diye endişelendim... #65954273
Okur
Lisansüstü
Trabzon
Bursa
1792 okur puanı
Ağustos 2015 tarihinde katıldı
insanı kendi özünden uzaklaştıran...
Nihayet Allah ile münasebetlerimizde, yani her türlü iktidarı, her türlü mülkü ve her türlü bilgiyi onları aşan bir kuraldan hareketle izâfileştiren bir düşünüş ve davranış tarzıyla İslâm, ilişkilerimizde de, dışarıdan gelen ve insanı bizzat kendi özünden uzaklaştıran sözde “zorunluluklar”la insanın yabancılaştırılmasına ve yanlış yönlendirilmesine karşı verilecek bir mücadelenin tohumunu ekebilir.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böyle bir bireycilik, mecburen herkesin herkese karşı savaşını...
"İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi", benim hürriyetim başkasının hürriyetinin başladığı yerde biter diye ilan ediyordu. Demek ki başkasının hürriyeti, benim kendi hürriyetimin şartı değil de sınırı olarak görülüyor. Öyleyse hürriyet, mülkiyetin özel bir hâlidir ve mülk gibi “kadastrolanmış”tır. Böyle bir bireycilik, mecburen herkesin herkese karşı savaşını hazırlar. Ve bir an gelir, kendi mantığı icabı, tersine dönüşür, yani totalitarizme varır. Derken zafer kazanan bir grupla özdeşleşen ve o grubun sembolü olan bir birey, bütün diğerlerini Devletin, Parti'nin, “Millet”in veya Sınıfın uyduruk “birlik ve bütünlüğü”nün hizmetçilerine dönüştürür.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Tasavvufun temel özelliği... kemale erdirmektir
İhtirasları ve dıştan gelen ayartmalar yüzünden bir o yana bir bu yana yalpalayan insan, sürekli olarak çokluk içinde kaybolma tehdidi altındadır. Tasavvuf bu hareketi tersine çevirir. Bu birlik (vahdet), bu kendi merkezini bulma, topluluk içindeki en yoğun ve en canlı faaliyetin birinci şartıdır. Tasawuf dünyadan el etek çekmeye davet etmez, feragate (hırstan uzak kalmaya) sevkeder. İşte bu da sâlih amelde bulunmaya (en doğru davranışı gerçekleştirmeye) imkân verir. Yani insan artık bencil çıkarları veya ihtirasları doğrultusunda değil de, herkesin hayrı yolunda faaliyet gösterir
Sayfa 70·Kitabı okudu
... İslâm'ın derin ruhundan kopuşa yol açtı
(...) 661'den itibaren Emevi hanedanı halifeliği ele geçirip Şam'ı merkez edindiği zaman, Bizans Roma İmparatorluğundan her bakımdan etkilenmekle ve o imparatorluğun devlet yapısını ve hiyerarşisini benimsemekle kalmadı, bu hanedan İslâm tarihinin tehlikeli bir dönemecini de oluşturdu. Hepsi de Hz. Peygamber'in eski dostları, ilk dört seçkin halife Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'den sonra Emeviler, iktidarın dini anlamından daha çok siyasi egemenliğine ağırlık verdiler. Bu ayırım ise, o zaman İslâm'ın derin ruhundan bir kopuşa yol açtı. Ayrıca, halifeliğin Kuzey Arabistan'ın sadeliğinden Şam'ın Bizansvâri lüks ve şatafatına nakledilmesiyle de başka örf ve âdetler yaygınlık kazandı. İşgal edilen topraklarda Arap yöneticilere arazi dağıtımı, arttıkça arttı. Yerli çiftçilerin işledikleri toprakların gelirleriyle şehirlerde yaşayan mülk sahibi Arapların yararına beylik arazileri oluşturuldu. Gayrimüslimlerden alınan vergiler ağırlaştırıldı. İslâm prensiplerine ters düşmesine rağmen babadan oğula geçen bir hanedanlık kuran yeni efendiler babada n eski Bizans ve Fars imparatorluklarının altın ve gümüş paraları basılmaya başlandı. Emevilerle birlikte islam hilafeti, Arap imparatorluğuna dönüştü.
Sayfa 54·Kitabı okudu
küçük cihad & büyük cihad
Cihad yapan mücâhid için silâhlı çatışma, cihadın, yani Allah yolunda gayretin sadece ikinci cephesidir. Meşhur bir hadis küçük cihad, yani kendisini tehdit eden veya baskı uygulayan dış düşmana karşı inancını silâhla savunma ile büyük cihadı, yani insanın kendisini bütünüyle Allah'ın iradesine teslim etmek üzere bencilliğini (nefsini) yenip duygu ve ihtiraslarına hâkim olmak için yapacağı iç mücadeleyi birbirinden ayırır. Büyük Cihad, nefse karşı, insanı bulunması gereken noktadan çekip alan bütün eğilimlere, gelgeç arzulara, putlar edinmeye sürükleyen, dolayısıyla da Allah'ın birliğini tanımaktan alıkoyan her şeye karşı yapılan bir mücadeledir. Bu iç putçuluğu alt etmek, dış putçulukları yenmekten çok daha zordur.
Sayfa 50·Kitabı okudu