Hepimiz ağzımıza kadar söylenememiş cümlelerle doluyuz. Bunların hepsi içimizde birike birike şişiyor ve organlarımızdan daha fazla yer kaplıyor. İşte bu yüzden yazmak, çizmek ve okumak iyi ki var.
‘Sadece “ben” diyen insanın uzun süre güçlü ve mutlu olamayacağını, güçlü ve mutlu bir insan olmanın sırrının elin en uzun parmağı olmakta değil, elin parmaklarından biri olduğunu keşfetmekte yattığını fark etsin.’
‘Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, her şey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin, ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim... Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.’