Aslı

8/10
·176 syf.··
2025 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 18:15
bıçakcı’dan okuduğum ikinci kitap. afili filintalar’dan tanıdığım ve okuduğum zaman bütünleşeceğimi bildiğim bir yazardı. o yüzden oldukça kuvvetli bir öngörüyle başladığımı söylemeliyim. ilk okuduğum kitabı Boş ZamanBoş Zaman’ı hakan bıçakcı’nın dilini ve tavrını anlamaya çalışmakla geçirdim. bu kitabında ise açıkça yazarla bütünleştiğimi hissettim. kitap aslında derin psikolojik deneyimler ve yanılgılarla geçiyor. karakterin yaşadığı şizofreni içeren uyku bozukluğu kitabın başrolü iken roman boyunca karakterin yakalamaya çalıştığı bir amaç var sanki. gelgitlerle dolu olaylar geçip giderken karakterimiz sanki her yerde olmaya çalışarak içten gelen bir çaresizlik içinde. ben kitabın okura sunduğu bu gerçeklik içindeki ruhsal yanılgıyı çok sevdim. geçmişteki kendisiyle yüzleşemeyen karakter, ilişkiden kaçıp yalnızlığa sığınmaya çalışan bir kahraman, kendisine yabancılaşmaya alışmaya çalışan bir biz görüyoruz aslında. hakan bıçakcı sarkastik üslubu ve usul usul kelimeleriyle benim ait olacağım biri. bilinç akışının gerçek dışılıkla bir arada güzel bir kurguyla okura sunulduğunu ilk kez hakan bey’in kitaplarında görüyorum zira. tavsiye ederim, bir şans veriniz…
1000Kitap
Karanlık OdaHakan Bıçakcı · İletişim Yayıncılık · 2010193 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·92 syf.··
2025 15. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 15:44
şule’nin olduğum ikinci kitabı bu. ilki Zamanın FarkındaZamanın Farkında idi. şule gürbüz kambur’u 18 yaşında yazmış, diğer kitaplarıysa 30’larının ürünü. haliyle dil açısından da çok farklılıklar buldum. zamanın farkında’da daha pişmiş ve olgunlaşmış bir dil gördüm. kambur’da ise tüm bunların daha ham hali gibiydi. sanki yeşermeye başlamış bi ağaçtan yanlışlıkla yere savrulanlar oluşturmuş. yere düşen süprüntülerden hangi ağaca ait ve bir aradayken ne denli muazzam söz öbeği oluşturacaklarını anlayacağınız cinsten. aslında düşüncelerini koca bi dehlizde çıkaramamış ve henüz yetişkin olmayı becerememiş genç bi kadının bulanık zihnini okudum kambur’da. kendimi bu fenotipe yakın bulsam da sanırım kitabın içindeyken kendimi daha da uzaklaştırdım. bulanık zihin beni tetikledi ya da bilmiyorum. sevip sevmediğimi anlayamadığım bir kitap oldu. birkaç meseleyi içinden alıp çıkardım ancak almaya bile yeltenmediğim çok şey kaldı. şule’nin hayatın devrik yanını sunan bir tavrı var. onu seviyorum. bakışlarını izlemeye, çözmeye çalışmayı ama çözememeyi de seviyorum. kambur’u çok genç yaşta yazıp sevmediğini, okurun beğenmesinden de hoşnut olmadığını söylemişti bir röportajında. şu an bunun nedenini daha iyi anlıyorum. gençlik dönemi eserinde pişmemiş koca bi taraf bulmak ve okurun onu öyle tanıması olgunluk döneminin pişmanlığı olmaya çok müsait. şule’nin hayata bakış açısını anlamaya çalışmak mutlak bir kaybediş gibi geliyor bana. asla anlayamıyorum çünkü. şule tüm bu eleştirilerim sebebiyle daha okunası bir yazar benim için. okumaya devam edeceğim. umarım..
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
8/10
·351 syf.··
2024 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2024 17:53
bu ilk emrah serbes okumam. behzat ç’den yola çıkarak biraz sarkastik bir dili ve alışkın olduğumuz biraz kaba bir jargonu olacağını düşünmüştüm. zira yanılmadım da. kitap çağlar iyice’nin ağzından duyduğumuz, onun küçük ama kendi kendine sığamadığı dünyasının hikayesi. aşık olduğu kız kardeşi çiğdem, can dostu mikrop cengiz, anısında sakladığı dedesi ve güç bir iç kırıklığıyla anımsadığı eski sevgilisi.. küçük bir şehrin yorgun hayatının heyhulasının yanında taksim’de tüm güzelliğiyle devam eden gezi direnişi.. gezi’yi, parkta verilen mücadele dolu direnişi anlatışını çok sevdim. kitabın sonu sadece gezi’deki direnişin içinde çağlar’ın geçmişini ve ergence bir telaş ve hayat korkusu içinde arama mücadelesi aslında. çağlar’ın babasının direnişle neticelendirilen iyi bir metafor olduğunu düşünüyorum. resmin büyüğüne bakıldığı zaman kitap idealize edilmiş bir hayalden yola çıkıp gerçekliğe varamadan kayboluyor. bazen bu kayboluş gerekli hayatlarımızda. kitaplardan hayatlarımızı öğrendiğimize göre de bu kayboluşa muhtacız biz. kitabın bitişi için 8 puanı hak ettiğini düşünüyorum.
1000Kitap
DelidumanEmrah Serbes · İletişim Yayıncılık · 20205,1bin okunma
8/10
·128 syf.··
2023 12. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2023 18:41
rakı sofrasını, keyfini ve hüznünü çok seven biri olarak aslında içici değil yalnızca izleyiciyimdir. çocukluğumdan beri hep ailemin rakı sofrasında yer aldım. kahkahalar içinde tokuşturulan kadehlerin, arkadan yavaş yavaş gelen müzik sesinin, birbirinden lezzetli mezelerin yaklaşık 4 yaşından beri müdavimiyim. rakı sofraları bana sadece babamı hatırlatır aslında. hayatımda tanıdığım en eğlenceli ve en ketum adamı. bu kitap bana sadece yaşadığım güzel anları hissettirdi. o yüzden bahtiyarım. iskender’in içkisi, meyhanesi, barı, aşık olduğu kadınları ve adamları anlatışına hep hayrandım zaten. bu sefer sadece rakı kültürü üzerinde durmuş şairimiz. kendi marjinal anlatımıyla kederi ve neşeyi en çok hissettiren rakı sofralarına, beyoğlu’nun en güzel meyhanelerine götürmüş bizi. orhan veli’yle rakı şişesinde balık olabileceğiniz bir kitap yazmış. her zamanki gibi ben bir süre bu kitapta kalacağım.
1000Kitap
Kırık Kadeh Sineması İftiharla SunarKüçük İskender · Can Yayınları · 2017239 okunma
8/10
·94 syf.··
2022 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2022 22:50
Umay Umay, canım iskender’in arkadaşı :) ve bu yüzden bana hiç olmadığı kadar yakın… kitabı elime aldığımda neredeyse emindim seveceğimden ve haklı çıkmaktan oldukça mutluyum… okuduğum kalbi kırık bir aşk hikayesiydi ve benim o paramparça küçücük kalbime çok iyi geldi. içinde bulduğum ruh halinden midir bilinmez, umay umay’ın sözcükleri, tasvirleri ve insanlara olan o aşk ve nefret arasındaki çizgide bocalayan cümleleri benim yüreğimde çok büyük bir yer edindi. kırık kalbimin bedenime verdiği acının her farkında olduğum vakit bu kitabı okuyacağım sanırım. “Ağlama kalbim. Ağlama. Ben hep sokak orospularına, ibnelere, travestilere........aşık olacağım..... Hep, masumuz işte kalmadı gözyaşımız diye bağıracağım. Senin için ak­ varyumlar çalacağım. Sen büyük evler gibi yıkıldığında sanma ki acımı öptüğünü un­ utacağım. Çünkü, ne mucize, hep güzel bir kadın olacağım, hayatım boyunca yağmura rastladım, hep yağmura.... sana.... pis yağmur, pis yağmur.” seni çok sevdim canım umay umay…
Edebiyat
Orospu KırmızıUmay Umay · Liman Yayınları · 20122,129 okunma