10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Bulikov olayının üstünden 5 yıl geçti. Shara Komayd başbakan oldu ve en iyi arkadaşı Turyin Mulaghesh, bir kolunu kaybettikten sonra emekliye ayrıldı.Ancak Shara onu saklandığı yerden buldu ve önemli bir görev için yardımını istedi. Voortyashtan topraklarına gizli bir görev aracılığıyla gitmeli ve bir araştırmanın içinde olan Sumitra Choudry’nin nereye kaybolduğunu çözmeliydi.Ancak oraya gittiğinde madendeki toprağın altından çıkan bir tür elektromanyetik gizli cevher ile yani Thinadeskite ile karşılaşması işin bonus kısmı oldu çünkü bu cevherin ilahi olduğu düşünülüyordu.Yani kıcacası işin içinde yine mucizevi güçler ve tanrılar dolaşıyordu.Bunu çözmek ise Turyin’e kalmıştı, en büyük yardımcıları ise Signe ve eski dostu Sigrud olacaktı. Beyaz sahil ayini, kadim bir cevher, Kılıçlar Kenti adlı öbür dünya, vahşi cinayetler, büyülü kılıçlar, ele geçirilen bedenler, gizli tüneller ve heykeller, muzaffer ordular. Yine oldukça sürükleyici ve güzel işlenmiş bir kitaptı, keyifle okudum.Polisiye ve fantastiğin bir araya gelmesiyle ortaya çok iyi bir seri çıkarmış yazar bence.Serinin ilk kitabında Shara Komayd’ın macerasını okumuştuk, bu kitapta ise Turyin Mulaghesh’e eşlik ettik ki kendisini ilk kitapta da tanımıştık.Sigrud ve kızı Signe ise işin sürpriz kısmı oldu, renk kattılar kitaba.Bakalım serinin son kitabında kimin maceralarına ortak olacağız.
Kılıçlar KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201956 okunma
Puan vermedi
Roman, Jerome’un kuzeni Alissa’ya duyduğu derin, platonik ve idealize edilmiş aşkı anlatır. Çocukluktan başlayan bu bağ, yıllara yayılır. Jerome mutluluğu Alissa’yla bir arada görmek isterken, Alissa giderek daha katı bir dindarlığa ve çileci bir erdeme yönelir. İncil’deki “Dar kapıdan girmeye çabalayınız” (Matta 7:13-14) motifi, romanın hem başlığı hem de merkezî metaforudur: Kurtuluşa veya Tanrı’ya giden yol dar, zor ve çoğunlukla yalnızdır. Anlatım büyük ölçüde Jerome’un geriye dönük bakış açısıyla ilerler; mektuplar ve özellikle Alissa’nın günlüğüyle zenginleşir. Bu yapı, olayları tek taraflı değil, çok katmanlı gösterir. Kısa olmasına rağmen yoğun ve şiirsel bir metindir. Ana Temalar Beşeri Aşk vs. İlahi Aşk / Erdem ve Fedakârlık: Alissa, dünyevi mutluluğu (evlilik, mutluluk) reddederek “daha yüce” bir ruha ulaşmaya çalışır. Aşkı, Tanrı’ya giden yolda bir engel olarak görür. Jerome ise aşkını erdemle birleştirerek mutluluğu arar. Roman, aşırı idealizmin ve puritanizmin trajediye dönüşmesini sorgular. Mutluluk ile Erdem Arasındaki Çatışma: Gerçek erdem, mutluluktan vazgeçmeyi mi gerektirir? Aşırı fedakârlık özgür iradeyi yok eder mi, yoksa yüceltir mi? Bireysel Özgürlük ve Ahlak: Gide, bireyin mutluluğunu ve özgürlüğünü ahlaki/ dini tabularla sınırlamanın sonuçlarını inceler. Alissa’nın yolu, kendini yok saymaya varır. Kurban ve Kurban Eden: Hem Alissa hem Jerome birbirini (ve kendilerini) bir tür manevi yükseliş için araçsallaştırır. Bu, romantik aşkın mistik bir boyuta evrilmesidir. Karakter Analizi Jerome: Hassas, idealist, biraz pasif bir anlatıcı. Aşkı hayatının merkezi haline getirir; Alissa’nın peşinden koşar, erdemli olmaya çalışır ama dünyevi mutluluğu da ister. Alissa: Romanın en çarpıcı karakteri. Saf, entelektüel, giderek azizeleşen bir genç
Dar KapıAndré Gide · Timaş Yayınları · 20214,533 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·159 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:26
Yazarımız sanki bir dere kenarında yahut bir ağaç gölgesinde ya da ay ışığıyla aydınlanmış bir odada yazmış sanki bu cümleleri bizim için... Huzur verici sayfalardı. Aşk, ilahi aşkla dolu kısa yazılar. Okumak keyifliydi. Kendisini tanıdığım için mutluyum. Teşekkürler Sâmiha Ayverdi.
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025426 okunma
Puan vermedi·149 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:25
Mucizeler Fabrikası, "Yeryüzü Ayetleri" Serisi'nin 2. kitabı. Serinin ilk kitabı olan "Büyük Karanlığın Sırrı" kadar da etkileyici. Bu eserde dağların yapısından, topraktan,ağaçların yapraklarından ve sararıp sonbaharda dökülmelerinden, omurgamızdan, yumurtanın oluşumundan, kuşların uçuşundan, arılardan ve balın üretiminden ve tüm bu başlıkların mucizevi sırlarından bahsediyor Sevgili Özkan Öze. Kainat kitabında hergün şahit olduğumuz bu oluşumların ne kadarda farkında olmadığımızı görüyoruz ya da ne kadar umursamadığımızı. Halbuki Allahu Teala defalarca kez ayetlerinde "Akletmez misiniz?" buyuruyor. Kainat öyle güzel ince ince işlenmiş ki.. Hepsi bizim için. Bakıp hayret edip yaratıcıyı hatırlamamız, O'nun eşsiz kudreti karşısında acziyetimizi farketmemiz için. Bütün gerçekliği ve mucizeviliğiyle karşımızda duran kainat kitabını okumuyoruz ,öyle alışmışız ki bu döngüye hiçbir varlığın neden nasıl olduğunu sormuyoruz, hayrete düşmuyoruz bu eşsiz sanat karşısında. Velhasıl kitap çocuk kitabı deyip geçilemeyecek kadar dolu. Beni en çok etkileyen ise yaprakların dökülmesi, yumurtanın oluşumu, arılar ve balın üretimi kısımları oldu. Yeryüzünün Ayetleri hayretimi arttırdı elhamdülillah.
1000Kitap
Mucizeler FabrikasıÖzkan Öze · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2017248 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma