ŞEYTAN DA UKALÂLARI SEVER...
İzleyenler anımsayacaktır. "Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiş" Sonsuzluk Teorisi filminde şöyle bir diyalog vardı: Hindistanlı dâhi matematikçi Srinivasa Ramanujan öğretmeni Prof. Hardy'e soruyordu: "Hava güneşliyken neden şemsiye taşıyorsunuz?" Öğretmeninin cevabı şöyleydi: "Yağmur yağmasın diye. Ben şemsiye taşırsam yağmur yağmaz. Çünkü ateistim." Srinivasa hocasına şu şekilde karşılık veriyordu: "Hayır efendim, tanrıya inanıyorsunuz, ama sizi sevmediğini düşünüyorsunuz." Bizim öğrenci tabii ki bu atışmada "inançlı" olan kesimi temsil ediyor. Ah, sakın, bilim meraklıları "kendince dindar" bu çocuğu hor görmesin. Zira onun 1900'lerin başlarında defterine not aldığı formüller bugün karadeliklerin matematiğini anlamak için kullanılıyormuş. Bazen ben de ateistlerle tartışırken Srinivasa'nın yaşadığı duygu duruma benzer şeyler yaşıyorum. Meselâ geçenlerde bir tanesi şöyle yazdı: "Allah bana mı sordu yaratırken?" Şaşırdım. Bakınız, inançlı bir kimsenin böyle sorması bir derece anlaşılır bir şeydir, çünkü yaradana imânı vardır. İnandığı yaratıcının kendisini niye yarattığını sorgulamaktadır. Buna cevap verilebilir. Mümkündür. Ancak ateist olması hasebiyle zaten yaratıcıya inanmayan birisinin sıkıştığı yerde böyle isyanlara sapmasına gülerim. "O bir inançsız değil!" derim. "O bir küskündür." Bu aşamadan sonra mevzu artık bir "varlık-yokluk" tartışması olmaktan uzaklaşır bence. Konuşulması gereken şimdi Tevhiddir. Çünkü muhatabınız "Allah" demektedir. "La ilâhe"de sıkıntı vardır. __"La ilâhe"deki sıkıntı olduğunu nereden çıkardın a çocuk?" derseniz ona da cevabım şu: Eğer bu arkadaşlar Allah'tan başka ilahın olmadığına sahiden inansalardı o zaman kendilerini de "ikinci bir ilah" konumuna yükseltmezlerdi. Niyazdan öfkeye sapmazlardı. Ne
Tefekkürât
"Doğruluk, dürüstlük, hilesizlik, merhamet ve yaratılan her varlığa saygı duymak gibi ahlaki sıfatlar; esasen dinin özü, şeriatın hükmü ve Allah’ın kesin emridir. ​Ne hazindir ki, bugün Batı dünyası bilerek yahut bilmeyerek bu ilahi ve ahlaki hükümleri hayatlarında tatbik ederken; nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde bu yüce değerlerden bir kaçış, bir çarpıtma ve derin bir yozlaşma müşahede edilmektedir. ​İslam’ın emrettiği güzel ahlakı başkaları yaşarken, Müslüman coğrafyanın kendi özünden uzaklaşması asrın en büyük tezatlarından biridir."
Reklam
Edeple Örtünen Ruhlar
Nur ile örtünür, vakarla yürür, Ruhunda ilahi bir sevda görür. Başında bir taçtır, hayâ timsali, Gönlünde Allah’ın nurunu sürür. Edep kuşakları sarar belini, O, Hakk'a açmıştır temiz elini. İffet bir kaledir, sarsılmaz durur, Manevi dünyası, cennetin gülü. Not:Unutmayalım ki, asıl olan örtüyü taşırken aynı zamanda hayâ örtüsünü de kuşanabilmektir. Müslüman kadın, başındaki örtünün zarafetini, dilindeki nezaket, aklındaki ilim ve kalbindeki Allah korkusu ile tamamladığı müddetçe, hem kendisi için huzur hem de çevresi için bir güzellik vesilesi olur...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Din
Her an, ömrün en mukaddes parçası; gönlün kendi cennetine akma zamanıdır... ​Zira geçmiş bir daha yaşanmaz, gelecek ise henüz sana emanet değildir. Avucunda tuttuğun yegâne hakikat, şu aldığın nefesin içindeki "şimdi"den ibarettir. ​Bir anı ıskalamak, koca bir ömrü eksik yaşamaktır. Bu yüzden aşkını, gülüşünü, mutluluğunu erteleme, özrü geciktirme, sarılmayı sonraya bırakma. Çiçeğin uyanışını kaçıran, baharı yaşamış sayılmaz. Gözünün önündeki gülüşü görmeyip geçen, aşkı ve sevgiyi ıskalar. ​Her an, sana lütfedilmiş bir defalık hediye. Ya şükürle açarsın bu zarfı, ya pişmanlıkla mühürlersin. Seçim senin: Ya o anın içinde aşkla var olursun, ya da sadece vakit geçirirsin. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
Anmadın Mevlanı bir kez yürekten, Dünyada bu kadar nimet vermişken, Düşün Hakka hesabını verirken, Seyfet Bozçalı Şairin dediği gibi dünyada hiç bir şey gaye değildir asıl gaye Cenabı Hakkı anmaktır peygamberimiz SAV elinizdeki fidanı kıyamet vakti gelmeden dikin der fakat biz o fidanları ağaçları söküp yakıyoruz En güzel manzaralara sahip Karadenizin o olağanüstü manzaraları ise bakmadan kayboluyor ilk önce yeşilden maviden vazgeçen insanlar para sevgisi için yeşillikler üzerine oteller inşa ediyor oysaki Yedigöller ve Kaçkarlar manzarası ile ülkemizin sayılı güzelliklerinden bu güzelliklerinden farkında olmak için Karadenizin o yeşilliklerinde gezmeniz ayağınızı bir kere o soğuk buzul göllerine sokmanız yeterli olacaktır insan bugün yeşili maviyi güzellikleri nasıl soldurdu ise yarın ahiret kapısında kendi güzelliğide öyle solacaktır insan doğayı korumanın fidan dikmenin ilahi bir emir olduğunu ve doğanın bir canı olduğu aklına gelmiyor doğu karadeniz bölgesinin benzesiz bir parçası olan kaçkar dağları dalış yapmak içinde ideal bir bölge fakat insanlar yok etmeye bu hızla devam ederse yakında çocuklarına gösterilecek bir güzellik kalmayacak kaçkar dağları rize artvin erzurum sınırları arasında sizlerin ziyaretlerini bekliyor tüm güzellik ve eşsiz manzaralar kaybolmadan bu görkemli dağları ziyaret edin incitmeyin
1000Kitap
İlahi aşkın en güzel hâli, iki kalbin aynı Rabb'e sadakatle secde etmesidir. Allah'a iman eden erkek ile Allah'a iman eden kadın, Allah yolunda birbirlerinin aynası, sırdaşı ve ahiret yoldaşıdır. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam