ikinci Balkan Harbi’nde, Bulgaristan’ın
Sırbistan ve Yunanistan ile yaşadığı anlaşmazlıklarsonucunda, 29-3(1
Haziran 1913 gecesi Bulgar kuvvetleri Sırp ve Yunan kuvvetlerine
baskin yaparak savaşı başlattılar. Ancak bu muharebe 4 Temmuzdu
Bulgar ordusunun yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgi sonrasında
Tiirk ordusu, 6 Temmuzda Midye-Enez çizgisine kadar olan Trakya
topraklarım İşgal etme kararı aidi. Bu karar Londra Antlaşması ile
belirlenmiş sınırlara kadar ilerlemeyi hedefliyordu. Ancak bu durum.
Avrupa devletlerinin ve özellikle Çarlık Rusya’nın tepkisini çekebilirdi. Çarlık Rusya’nın savaş ilan etme ihtimali ve Avrupa’nın müdahale
etme potansiyeli, Osmanhlann Trakya'yı geri almak İçin karşılaştığı
diplomatik ve askeri riskleri açıkça göstermektedir.
Toplum kadına iki ucu keskin bir tuzak hazırlar: Cinselliğini ve dişiliğini fazla açık sergilerse "kötü/hafif" kadın damgasını vurur; tamamen reddedip erkekleşirse veya aseksüel kalırsa "sapık/garip" ilan eder. Kadından beklenen, tam ortada durup, erkeğin arzusunu uyanık tutan ama onu rahatsız da etmeyen sahte, yapay ve denetimli bir "dişilik performansı" sergilemesidir. Bu durum, kadının kamusal alandaki adımlarının, kıyafetlerinin ve hatta gülüşünün bile aslında kendisine ait olmadığını, her an bir erkeğin yargısına göre ayarlanması gereken sömürgeleşmiş birer "gösterge" olduğunu kanıtlar
Allah (Subhanehu ve Teala) şirk koşan kimse için, hem dünyada hem ahirette, başka hiçbir günah için hazırlamadığı cezalar hazırlamıştır ve onu asla bağışlamayacağını, ehlinin birer pislik olduğunu bildirmiştir. Şirk ehlini haremine yaklaşmaktan menetmiş, kestiklerinin yenmesini ve onlarla evlenilmesini haram kılmıştır. Onlarla müminlerin dostluk bağlarını kesmiş, onların, kendisi, meleklerinin, peygamberlerinin ve müminlerin düşmanı ilan etmiştir.
Dilin cürmü küçüktür. Fakat tâati veya isyanı pek büyüktür. Zira küfür ve iman ancak dilin şehadetiyle tebeyyün eder. Küfür ve îman ise, tâat ve isyanın hedef ve gayeleridir. Sonra mevcud, mâdum, yaratan, yaratılan, hayâl olan, malûm olan, sanılan, vehmedilen, her ne ki varsa dil hepsini kapsamakta, varlık ve yokluklarını ilân etmektedir. Zira ilim neyi kapsarsa dil onu açığa vurmaktadır.