10/10
·239 syf.··
2026 20. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:56
İmam Gazali'nin kıymetli eserlerinden biri olan "Ölüm ve Ötesi", insanoğlunun bu dünyadaki yaşamı ve sonrasındaki ebedi evreni derinlemesine tefekkür etmesini sağlıyor. Kuran-ı Kerim ayetleri, Peygamber Efendimizin hadis-i şerifleri ve önemli ve derin sahabeler ile peygamberlerin hayatından verdiği örneklerle,bizleri hayatın gerçekleri ve ölümün ötesindeki hakikatler üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu eser, inancımızı bir kez daha gözden geçireceğimizi ve derin bir tefekkür almamızı ölümün her an bizimle olduğunu derin düşüncelerin birliğini sağlayıp duyguların ve düşüncenin içinde bütünlüğü bozmadan ilerlemek ve yol bulmak için eşsiz bir fırsat bizler için manevi derinliği arayanlara en güzel tavsiye... Ölüm ve Ötesi
Din
Ölüm ve Ötesiİmam Gazali · Hikmet Neşriyat · 20153,827 okunma
8/10
İnsanın hayatını kendi seçimleri mi belirler yoksa rastlantılar mı? Yusuf Atılgan, Aylak Adam isimli romanında bu sorunun cevabını C.’nin yaşamı üzerinden bizlere anlatır ve kalemiyle karakterine ince ince işlediği ruhta, insanın özgür iradesinin çoğu zaman tesadüflerle kesiştiği yanıtını saklar. Eğer yaşamın belirli bir anlamı yoksa insan, anlamı tesadüflerde aramaya başlar. C., toplumun dayattığı yaşam biçimlerinden çok uzakta kendi çizdiği doğrularının etrafında yaşar. İş hayatı, evlilik anlayışı ve rutinleri sabit bir düzenin dışındadır. Bu yüzden hayatı süregelen planların etrafında ilerlemez, nereden geldiği bilinmeyen rastlantıların peşinden sürüklenir. Karşılaşmalar da kaçırılan anlar da hayatı şekillendirir. Bu noktada Atılgan, kaderci bir bakış açsından çok yaşamın belirsizliğini sunar bize. Olay örgüsü, C.’nin henüz rastlamadığı ama hayatında uzun zamandır var olan boşluğu dolduracağına inandığı, kendisini anlayacak ve hayatına anlam katacak, ruhunu derinden sarmalayacak “o kişiyi” aramasını merkezine alır. C., bu arayışta mantıklı seçimlerden veya toplumsal beklentilerden çok rastlantılara güvenir. Hayatın akışında süre gelen küçük tesadüflere büyük anlamlar, özel hisler yükler. Fakat bu hisler daima optimizmin merkezinde umutla şekil almaz. Onun için esen rüzgârın yönünde yürümek kendisine has bir düzende, kaos ve romantizmin asla kavuşmayan ama çok uzaktan baktığımızda sanki iç içeymiş gibi gözüken çizgisinde ilerlemek gibidir. Hikâyenin en dikkat çekici noktaları da o iki çizgiden doğar. B.’ye çok yaklaşmasına karşın onu hiçbir zaman fark edemez. Zaman, iki çizginin arasını öyle kusursuzca dokur ki ikili beklenmedik biçimlerde karşılaşıp farkına bile varamadıkları anlarda birbirlerinin kader ağlarından usulca sıyrılırlar. Atılgan, kelimelerin
Roman
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:52
Bilge Karasu'nun eserlerini okumak bazen bir hikâye okumaktan çok, bir zihnin içinde dolaşmaya benzer. Altı Ay Bir Güz de tam olarak böyle bir kitap. Olay örgüsünden çok atmosferi, karakterlerden çok düşünceleri ve duyguların gölgelerini takip edersiniz. Karasu'nun dili ilk bakışta sade görünse de oldukça katmanlıdır. Her cümle, altında başka bir anlam saklar. Bu yüzden hızlı okunacak bir kitap değil; sindirerek, hatta bazı yerleri tekrar okuyarak ilerlemek gerekir. Kitabın merkezinde yalnızlık, zaman, insanın kendi iç sesi ve hayatın geçiciliği bulunur. Karasu, bunları yüksek sesle söylemez; okuyucunun zihnine yavaşça bırakır. Tıpkı sonbaharın gelişi gibi... Bir anda değil, fark ettirmeden.
Alıntı
Altı Ay Bir GüzBilge Karasu · Metis Yayınları · 2018537 okunma
8/10
·192 syf.··
2026 182. kitabı
Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar #okudumbitti Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve mitolojiye merakı olan biri olarak Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar’ı keyifle okudum. Kitap, dünyanın farklı yerlerinden mitleri ve efsaneleri bir araya getirerek insanlığın binlerce yıldır aynı soruların peşinden gittiğini çok güzel hissettiriyor. Yunan, Roma, Mısır ve İskandinav mitolojilerinin yanında Hint, Çin, Mezopotamya ve farklı kültürlerden anlatılara da yer verilmesi kitabı benim için daha zengin hâle getirdi. Bildiğim hikâyeleri yeniden okumak güzeldi ama daha önce çok aşina olmadığım mitlerle tanışmak ayrıca hoşuma gitti. Kitabın en sevdiğim tarafı, anlatıların kısa, anlaşılır ve akıcı olmasıydı. Ağır bir akademik dil yerine daha rahat okunabilen, insanı yormayan bir anlatımı var. Bu yüzden mitolojiye yeni başlayacaklar için güzel bir giriş kitabı olduğunu düşünüyorum. Sanki ateş başında eski zamanlardan kalma hikâyeler dinliyormuşsunuz gibi bir havası var. Mitler sadece tanrılar, kahramanlar ve canavarlardan ibaret değil aslında. Her hikâyenin altında insanın korkuları, umutları, ölümle, yaratılışla, iyilikle, kötülükle ve kaderle ilgili soruları var. Kitabı okurken farklı coğrafyalarda anlatılan hikâyelerin birbirine ne kadar benzeyebildiğini görmek beni çok etkiledi. Demek ki insan değişse de, zaman değişse de bazı meraklarımız hiç değişmiyor. Yazarın kalemini sade ve samimi buldum. Kısa kısa bölümler hâlinde ilerlemesi de kitabı çok rahat okunur yapmış. Bir oturuşta uzun uzun okumak da mümkün, ara ara açıp birkaç mit okuyarak ilerlemek de. Bu yönüyle hem öğretici hem de keyifli bir kitap olmuş. Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar, mitolojiye ilgi duyan, farklı kültürlerin hikâyelerini keşfetmek isteyen ve insanlığın ortak hayal gücüne kısa ama güzel bir yolculuk
Tanrılar, Kahramanlar ve CanavarlarMark Daniels · Maya Kitap · 20262 okunma
Keşke wattpad uygulamasında kalsaydın ve ağaçlarda yerinde!
1/10
·496 syf.··
2026 547. kitabı
İlk kitabı meraktan okudum. İkinci kitaba da bir şans verdim. Üçüncü kitapta ise serinin gerçekten nereye gideceğini görmek istedim. Ne yazık ki cevap basitmiş: Hiçbir yere. Psikopat 3, önceki kitapların bütün eksiklerini taşıdığı gibi bunların üzerine yenilerini de ekliyor. Sürekli tekrar eden çatışmalar, yapay diyaloglar, mantıktan uzak davranışlar ve bitmek bilmeyen dramatik sahneler yüzünden hikâye ilerlemek yerine aynı yerde dönüp duruyor. Kitap boyunca karakterler sürekli öfkeleniyor, kriz çıkarıyor, kıskanıyor, bağırıyor, tehdit ediyor ya da kırılıyor. Fakat bunların hiçbiri gerçek bir karakter gelişimine dönüşmüyor. Sayfalar ilerliyor ama karakterler ilerlemiyor. Olaylar yaşanıyor ama okurda bir karşılık bulmuyor. Serinin en büyük sorunu hâlâ aynı: Sağlıksız davranışları romantik göstermesi. Takıntı sevgi gibi, kontrol etme koruma gibi, kıskançlık ise aşkın göstergesi gibi sunuluyor. Oysa bunlar gerçek hayatta ilişkilere zarar veren davranışlar. Bir karakterin kusurlu olması başka şeydir, bu kusurların çekici ve özendirici şekilde anlatılması başka şey. Dili son derece basit. Bu tek başına bir sorun değil. Ancak basit dilin yanında güçlü bir kurgu, derin karakterler veya etkileyici bir hikâye de göremeyince geriye yalnızca hızla tüketilen yüzlerce sayfa kalıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan herhangi bir karakter, düşünce ya da duygu olmadı. Sadece şu soru kaldı: Bu kadar boşluk üç kitap boyunca nasıl sürdürülebilmiş? Sert olacak ama dürüst olmak gerekirse, bu seri bana edebiyatın değil popülerliğin neler yaptırabileceğini gösterdi. Keşke Wattpad uygulamasında kalsaydın da basılıp ağaçları telef etmeseydin.
Psikopat 3Mihri Mavi · Martı Yayınları · 20192,207 okunma
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202634 okunma