Puan vermedi·216 syf.··
2024 724. kitabı
Polisiye kitapları severim ama bu kitap klasik bir roman gibi okunmuyor, bunu baştan söylemek lazım. Kitabın en hoşuma giden yanı, günümüzün teknolojiyle çözülen suçlarından çok önce, dedektiflerin yalnızca gözlem gücü, mantık yürütme ve sabırla nasıl sonuca ulaştıklarını göstermesi oldu. Bazı vakalar bugün okurken basit gibi görünse de dönemi düşününce gerçekten etkileyici. Özellikle ipuçlarının adım adım takip edilmesi ve suçluların küçük ayrıntılar sayesinde yakalanması polisiye severler için oldukça keyifli. Elbette modern gerilim romanlarındaki yüksek tempo ve büyük ters köşeler burada yok. Kitap daha çok polisiye tarihine ilgi duyanlara hitap ediyor. Her bölüm size farklı bir dönemin suç dünyasına açılan bir pencere sunuyor. Polisiyenin köklerine kısa bir yolculuk yapmak isteyenler için ilginç ve akıcı bir okuma.
Dünyanın En Büyük Dedektiflerinin MaceralarıGeorge Barton · Dorlion Yayınları · 20241 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Puan vermedi·354 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:40
Drina Köprüsü benim için ilginç bir okuma oldu. Kitap boyunca köprünün etrafında gelişen olayları ve bölgenin değişimini okuyoruz. Bazı bölümler oldukça akıcıydı, bazı yerlerde ise hikâye biraz yavaş ilerledi. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, yıllar geçse de köprünün hep orada kalması ve insanların hayatlarına tanıklık etmesiydi. Bunun yanında beni rahatsız eden bazı bölümler de oldu. Özellikle bir karakterin kazığa oturtularak cezalandırıldığı sahne oldukça sertti ve okurken rahatsız ediciydi. Ayrıca bazı bölümlerde Türklerin anlatılış biçimini de pek sevmedim. Genel olarak kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Tarihî olayları ve farklı insanların hikâyelerini görmek açısından güzeldi. Kitap okuma grubumla okuduğumuz son kitap olması nedeniyle de benim için ayrı bir yeri olacak. Burada da küçük bir anı olarak kalsın.
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
UNUTMALI MI, UNUTMAMALI MI?
9/10
·280 syf.··
2026 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:26
Unutmak tanrının insana bahşettiği en muazzam hediyelerden birisi. Yaşanılan acıları, kötü günleri ağrıları bazen de hayatınıza girmiş değersizlikleri... Peki ya geçmişi tamamen Unutmak? Ait olduğun geçmişi ve anılarını Unutmak? Neyi unutabileceğimize karar verebilseydik değişir miydi hayatımız ? Kimbilir belki çok daha huzurlu olurduk ya da mutsuz olurduk ziyadesiyle... Mistik masalsı bir hikaye. Savaşta kazanan olmadığını vurguluyor bir kez daha. Savaşta kazanan devletler ama insanlar hep kaybediyor ,tarih ne olursa olsun, kazanan tarafta olsalar bile... Vicdanını,merhametini, kısacası insani tüm duygularını kaybediyor insan. Kazandığı ise bitmek bilmeyen bir öfke, intikam hırsı, onarılamaz bir yalnızlık... Kazuo Ishiguro savaşın farklı yüzünü masalsı mistik bir dille anlatmış. Devler, ejderhalar, ilginç yaratıklar unutmaya neden olan sisler... Kalın bir masal kitabı okuyor gibi hissettim kendimi. Hoş masallar hep mutlu son ile biter. Bizim bu masalımız pek de mutlu bitmedi. Yazarın hayal gücüne hayran oldum yazım şekline de bir o kadar. Çevirmen Roza Hakmen olunca da taşlar yerine oturmuş doğrusu. Sevimli yaşlılarımız( bana kitap boyu böyle hissettirdi) Beatrice ve Axl'ın birbirlerine sesleniş şekilleri çok hoşuma gitti. Beatrice sürekli "kocam" diyordu eşine Axl ise "Prensesim"... Ülkeleri üzerindeki sis hayatlarındaki bazı olayları unutturmuş insanlara. Bu sis perdesi bir ejderhanın nefesinden kaynaklı. Sonlandirabilmek için bu durumu ejderhayı öldürmek gerekiyor. Eee öldürsünler ve kalksın bu sis perdesi ne var ki diye düşündüm. Kitabın sonlarına doğru acaba unutmaya devam mı etsinler dedim sonra da aman ne kadar kötü olabilir ki herşeyi hatırlamaları dedim. sonra Beatrice ve Axl 'ın hayatları yavaş yavaş aydınlanınca bilmemek kadar bilmek de acı veriyor
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,050 okunma
7/10
·72 syf.··
2026 65. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:01
Eric Emmanuel Schmitt Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu Eserde; Yunhai kasabasındaki bir otelin bodrum katındaki temizlikçi Bayan Ming ile Paris'ten gelen bir işadamının gerçekleştirdiği ilginç sohbetlerin derlemesini okuyor; doğru ile yalanın karakterler aracılığıyla ve Bayan Ming'in on çocuğunun hikayesinin gizemi çerçevesinde gerçekleşen sohbetlerin detaylarını öğreniyoruz. • "Mutluluk her şeyin gerisinde saklanmıştır, onu oradan söküp almayı başarmak gerek. ..." (Sayfa 16) • ... allak bullak olmuş halde, kendimi tutmadan hıçkıra hıçkıra ağladım. Aslında, çok hoştu. Tükenmiştim... (Sayfa 16) • "... eğer değerli bir insanla karşılaşırsan, ona benzemeye çalış; sıradan bir insanla karşılaşırsan, onun hatalarını kendinde ara." (Sayfa 33) • "İnsanın hatalar yapması ve bunları düzeltmemesi, işte kusurun kaynağı buradadır." (Sayfa 34) • "... Olgunluk çağında insan hâlâ ayıplanıyorsa artık ondan beklenebilecek hiçbir şey yok demektir." (Sayfa 39) • "... Bazen, acıya kapıyı açmak gerek." (Sayfa 39) • "... Çünkü hakikat yaralar. ..." (Sayfa 57) • "Hakikat, bizim en fazla hoşumuza giden yalanın ta kendisidir, öyle değil mi?" (Sayfa 65) Fransız iş adamının her şeye rağmen soluğu Bayan Ming'in yanında alması, Bayan Ming'in de her defasında onunla gerçekleştirdiği sohbetler keyifliydi. Eserin sonunda iş adamımızın kişisel hayatına bir bakış atıp eseri noktalamamız da merakları gidermiş oldu. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma