9/10
·210 syf.··
2026 5. kitabı
Yu Hua’nın Yaşamak kitabı, ismiyle içeriği arasında çok ilginç, neredeyse tezat bir ilişki kuruyor; insan başta "yaşamak" deyince içinde büyük bir umut arıyor ama kitap aslında o kadar büyük acıları anlatıyor ki, o acıların içindeki yaşam azmini görmek insanı hem sarsıyor hem de kendine getiriyor. Çin’in o zorlu dönemlerini anlatışı o kadar sürükleyici ve akıcı ki, kitabı elinize aldığınızda iki günde bitirip bırakıyorsunuz; ayrıca anlattığı tarihi atmosfer insanı gerçekten araştırmaya teşvik eden, çok besleyici bir yapıya sahip. Yalnız benim açımdan tek bir eksisi vardı; bazı karakterlerin yaşadıkları onca şeye rağmen içlerinde hiç kin veya isyan barındırmaması bana biraz gerçek dışı geldi, çünkü bizler insanız ve en azından birazcık kırgınlık taşırız. Bu durum karakterleri gözümde biraz yapaylaştırsa da, genel olarak gerçekten okunması gereken, hem hüzünlü hem de çok keyifli bir kitaptı.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 50. kitabı
İtalyan yazar Domenico Starnone ile tanışma kitabım oldu Yanlış Hedef. Son derece ilginç konusu sayesinde radarıma girmişti zaten. Senarist olan başkarakterimiz, karısına göndereceği “seni seviyorum” mesajını yanlışlıkla iş arkadaşına gönderiyor. Daha da kötüsü, gelen cevap da “ben de seni seviyorum” minvalinde. Bir yandan birkaç dakikada açıklığa kavuşturulabilecek bir yanlış anlaşılma var ortada, bir yandan da bu yanlışlığı büyük bir duygusal krize dönüştürmeye kararlı bir karakter. Açıkçası evet, konu gerçekten çok ilginç. Ama bana kalırsa romanın bütün yükünü de bu fikir taşıyor. Ben karakterin kendi kendine büyüttüğü bu ikilemi pek içselleştiremedim. Hatta yer yer gereğinden fazla uzatıldığını düşündüm. Sonuç olarak dikkat çekici bir fikir üzerine kurulmuş bir roman okudum. Ama maalesef bende çalışan kısım da büyük ölçüde bundan ibaret kaldı.
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026165 okunma
Reklam
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Sherlock Holmes’un yeni macerasıyla herkese merhaba Sherlock, odasındaki eski dava dosyalarını düzenleyip, kutuların içini karıştırırken ilgisini çeken bir dosyaya rastlar. Ve bu ilginç vakayı yakın dostu Dr. Watson’a anlatmaya başlar. Vakanın merkezinde, Sherlock’un üniversiteden arkadaşı Reginald Musgrave var. İngiltere’nin köklü ailelerinden birine mensup olan Musgrave, yıllardır yanında çalışan kahyasının gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının ardından Sherlock’tan yardım ister. Ancak araştırma derinleştikçe olayın sıradan bir kaybolma vakasından çok daha fazlası olduğu ortaya çıkar. Musgrave ailesinin geçmişine uzanan sırlar, eski bir ritüel ve çözülmesi gereken gizemli ipuçları Sherlock’u oldukça karmaşık bir maceranın içine sürükler. Bu serinin her kitabında olduğu gibi yine çok keyif aldığım bir okuma oldu. Sherlock Holmes’un olaylara bakış açısını okumayı gerçekten seviyorum. Herkesin gözden kaçırdığı ayrıntıları fark edip olayları çözmesi beni her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Bu kitapta da yine gizem duygusu başından sonuna kadar hiç kaybolmadı. Bir yandan olayların nasıl çözüleceğini merak ederken bir yandan da ritüelin ardındaki sırrın ortaya çıkması için sabırsızlandım.Kızımla birlikte Sherlock Holmes maceralarını okumayı çok seviyoruz. Akıcı anlatımı ve merak uyandıran kurgusuyla bizi içine çeken bir hikâye oldu. Dedektiflik hikâyelerini seven çocuklara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Sherlock Holmes: Musgrave RitüeliArthur Conan Doyle · The Çocuk Kitap · 2025422 okunma
Zorlayıcı kitap
Puan vermedi·172 syf.··
2026 36. kitabı
Otomatik Portakal Kitabı okumaya başladığımda bu nasıl bir kitap diye düşündüm, devam edip etmemekte kararsız kaldım. Yoğun argo kullanımı da ilk başlarda okumayı zorlaştırdı. Tabii devam ettim. Suç, şiddet, tecavüz, korku, dehşet; her şey var ve bunları yaparken zevk almaları insanı ayrıca rahatsız ediyor. Anlatıcı olan ana karakterin müzik aşkı ise oldukça enteresan. Bu kadar karanlık ve acımasız bir karakterin klasik müziğe tutkuyla bağlı olması, karakteri daha karmaşık hâle getiriyor. Sonrasında beklenen güç savaşı ve kumpaslar geliyor. İlginç bulduğum başka bir şey de sokak ve cadde isimleriydi. Bunlar gerçek isimler değil; Umutsuzluk Caddesi, Tükeniş Sokağı, Zaferler Mahallesi, Aydınlar Sokağı gibi isimler kullanılmış. Bu isimler bana mekânları tarif etmekten çok toplumun ve insanların durumuna gönderme yapıyormuş gibi geldi. Ancak kitap benim için yalnızca şiddet ve suçtan ibaret değildi. Asıl mesele, insanın özgürlüğü ve seçim hakkıydı. Hapishane çözüm mü? Bana göre kitap bunun cevabının peşine düşüyor. Peki ya zihin özgürlüğü? Bedeni özgür, zihni esir bir insan ne kadar yaşayabilir? İnsan olmak neyin karşılığında zihin özgürlüğünden vazgeçmektir? Romanın en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor. Bir insanı zorla iyi yapmak gerçekten onu iyi bir insan yapar mı? Kötülük yapma seçeneği elinden alınmış bir insan ahlaki olarak değerli sayılabilir mi? Devletin ya da herhangi bir otoritenin güvenlik adına insan zihnine müdahale etmesinin sınırı nedir? Kitap boyunca aklımda kalan asıl sorular bunlardı. Sonuç şaşırtıcı mıydı? Bana göre hayır. Ancak kitap iyi ve kötünün yer değiştirip değiştiremeyeceğini, özgür iradenin insanı insan yapan temel özelliklerden biri olup olmadığını sorgulatmayı başarıyor. Otomatik Portakal, şiddetiyle akılda kalan bir kitap olmaktan çok,
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Puan vermedi·651 syf.·
2026 214. kitabı
Haruki Murakami'den okuduğum ikinci kitap Sahilde Kafka ile sizlerleyim. Bu kitapla birlikte artık Murakami'nin tarzını tam olarak özümsedim diyebilirim. Açıkçası benzer özelliklerde başka bir yazar okuduğumu çok hatırlamıyorum. Tarzının her okura da hitap edeceğini düşünmüyorum. Çok beğenenlerinin olmasının yanında kendisine uzak hisseden okurlar da olacaktır. Aynı zamanda bu tarzıyla dünyada eserleri çok satan yazarlar arasında hep olacaktır. Adam bir kere hayal dünyanızın sınırlarını zorluyor. Bir insan bunları nasıl düşünebilir, nasıl akıl edebilir diye düşünmeden edemiyor insan. Ayrıca edebi yönü de oldukça kuvvetli. Ben en başından kitabı beğendiğimi belirteyim. Hatta uzun süredir bu kadar hızlı okuduğum bir kitap olmamıştı. Her bitirdiğim bölümden sonra bir sonraki bölümü heyecan ve merakla okudum. Olay örgüsü ve kurgusu tek kelimeyle mükemmeldi. Sahilde Kafka 15 yaşında evinden kaçan Kafka Tamura'nın hikayesini anlatıyor. Babasının tüyler ürperten kehanetinin peşinde başından geçen olaylar, sizi oradan oraya sürüklüyor. Rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı, metafor üstüne metafor içeren, bir çok sorunun cevapsız kaldığı, yine bir çok şeyi anlamakta zorlandığım ilginç bir eserdi. Murakami bu eserinde de cinselliği yoğun bir şekilde kullanmış. Özellikle ensest ilişkilerin yer aldığı bölümler haliyle biz okurları rahatsız edecek nitelikte. Gerçi ensest ilişkiler söz konusu mu onu da çözmek biraz zor. Yukarıda da dediğim gibi bir çok cevapsız sorular mevcut, belki de yazar bu soruların cevaplarını okurun hayal dünyasına bırakmıştır. Zaman kavramının yer yer anlamını yitirdiği, kedilerle konuşan, havadan sülük ve balık yağdırabilen insanların yer aldığı, hayalle gerçeğin birbirine karıştığı ilginç bir eser. Kafka Tamura'nın kütüphanede geçen yaşantısı ile bir çok
İnceleme
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 3. kitabı
Hepimizin bir şekilde aşina olduğu türden bir hikâye anlatılmasına rağmen sıkmadı. Çok çetrefilli değil, okuru zorlayan ya da sürekli tetikte tutan bir yapısı da yok. Bu yüzden özellikle kafa kurcalayan, yoğun kitapların ardından iyi gelebilecek bir okuma olduğunu düşünüyorum. Tatilde ya da biraz daha rahat bir şeyler okumak istediğiniz dönemlerde de tercih edilebilir. Benim için kitabı ilginç kılan şey ise konusundan çok anlatım biçimiydi. Aynı hikâyeyi birbirine bağlı beş farklı kişinin gözünden dinliyoruz. Her biri olaylara başka bir yerden bakınca, aslında bildiğiniz bir hikâye bile biraz daha merak uyandırıcı hâle geliyor.
Beş Ses Bir SırAslı Aktümen · Destek Yayınları · 2024712 okunma
Reklam
Reklam