Hem erkek hem kız çocuklarınıza anlatın.
Intibah İntibah adlı kitabın baş kahramanı Ali Rıza 22 yaşında bir delikanlıdır. Arkadaşlarıyla Çamlıcada gezerken bir arabadan bir el işareti yapıldığını görür, hareketin anlamını anlayamaz. Daha sonra bir arkadaşına sorduğunda “Etraf tenhalasmadıkça haberleşmek mümmkün değildir” demek olduğunu ögrenir. Kitap şöyle devam ediyor : "Bu bilgi üzerine işaret sahibesinin masumluğuna olan inancı bir kat daha kuvvet bulmaya başladı. (O kadar tecrübesiz bir çocuk, namuslu bir kadının böyle işaretlerden haberdar olamayacağını nereden bilsin?)" Yani garibim etrafta insanlar var utanır, çekinirim olarak algılıyor işareti ötesini hiç düşünmüyor. Ali Rıza kapalı kutularda büyümüş, hayat ve karşı cinsle ilişkiler hakkında çok da kafa yormamış bir çocuk. Kimse de onu uyarmamış, aman dikkat dememiş. Siz öyle yapmayın, uyarın, anlatın. İnsanların ne kadar menfaatçi olduğunu anlatın. Görünenin dışında bir de görünmeyeni vardır her insanın. Her aşkın masumca olmadığını, sen öyle bakıyorsun diye karşındakinin de sana aynı cihetle bakmayacağını öğretin. Her ilginin sevgi olmadığını, seviyor "gibi" de yapılabileceğini ve insanın sevgisinin ebedi olmayabileceğini yazsınlar kafalarına. Ask gibi görünen binbir türlü şey olduğunu; sapıklığın, saplantının ve ahlaksızlığın aşk kisvesi altında sunulabileceğini anlasınlar. Her sevginin sağlıklı olmadığını "ama çok seviyorum; sevdiğimden yaptım" gibi cümlelerin bahane olamayacağını fark etsinler. Psikolojik şiddeti anlatın onlara.. " Beni bırakırsan ölürüm. " gibi cümlelerin ağırlığını anlatın. Bazı insanların gram sevgi duymadan tensel bir şey aradığını, bunu alınca da arkasına bile bakmayacağını anlatın. Bazen insanların size değer verdiği için yaklaşmadığını, aslında sizin kim olduğunuzu zerre umursamadıklarını anlatın. Aldatmayı normalleştiren
Hayata Dair
Psikoloji ve psikiyatri denilen koca imparatorluklar, aslında tek bir temel üzerine kurulmuştur ve servetlerini tek bir kaynaktan kazanırlar: İnsanın insana çektirdiği o amansız acılardan. İnsanlığı yatağa düşüren, ruhları kemiren o büyük zıtlıklar zinciridir bu: İlginin hemen ardındaki o yıkıcı kayıtsızlık, Ayrılığın bağrında büyüyen o yakıcı özlem, Ümidin tam kalbine saplanan o derin hayal kırıklığı, Bekleyişlerin çürüyüp çaresizliğe dönüşmesi, Zulmün gölgesinde can çekişen adalet, Ve ruhu ezen o kahredici hüsran... Unutmayın; ruhu zehirleyen bu yaraların hiçbiri akreplerin ya da yılanların işi değildir. Bunlar, bir insanın, 'canım' dediği bir başka insana reva gördüğü canavarlıklardır.
Psikoloji
Reklam
Saçmalamalar
Haziran artık benim için bir kutlamadan çok, sessiz bir yoklama gibi. Her yıl aynı gün gelip kapımı çalıyor. Ben de oturup sayıyorum; gelenleri değil, eksilenleri. Telefonun ucundaki sesleri dinlerken, söyledikleri iyi dileklerden çok seslerinin kendisine kulak kesiliyorum. Çünkü bazı seslerin bir sonraki yaza kadar uzanıp uzanamayacağını bilmiyorum. İnsan yaş aldıkça doğum günleri büyümüyor galiba; daralıyor. Eskiden geleceğe açılan bir pencere gibiyken, şimdi geriye doğru uzayan bir koridoru andırıyor. Her kapının ardında bir anı, her anının içinde de biraz kayıp duruyor. İnsanlar kutluyor. Gülümsüyorum. Teşekkür ediyorum. Ama içimde, hediyesini çoktan vermiş bir hüznün ağırlığı var. Çünkü sevildiğime inanmakta zorlandığım zamanlar oluyor. O gün gelen ilginin ne kadarının bana, ne kadarının takvime ait olduğunu ayırt edemiyorum. Hayatımda omzuma yaslayabildiğim bir huzur var. Ama yine de tarif etmesi güç bir eksiklik dolaşıyor içimde. Sanki uzun zamandır çıkılmış bir yolculuğun ortasında durmuşum da, nereye vardığımı soranlara net bir cevap veremiyormuşum gibi. Bu yüzden her Haziranda mumlar değil, düşünceler çoğalıyor. Bir yıl daha yaşadığımı değil; bir yılın daha geçtiğini hissediyorum. Ve bazen gün dediğimiz şey, insanın dünyaya gelişini kutlamaktan çok, hayatından sessizce geçen zamanı fark ettiği bir gün oluyor.
İlginin ikiyüzlü olabileceğini daha önce hiç düşünmemiştim. Harika Bir Hayat
Alıntı
"Bir kadın bize çiçekleri sevdiğini söylese ama onları sulamasa, çiçekleri sevdiğine inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir. Bu etkin ilginin bulunmadığı yerde sevgi olmaz." Sevme Sanatı | Erich Fromm
Kaplan Kaplan
Mont saint michel’in bir sayfa arasında karşınıza çıkması rastlantı olamaz; Mont saint michel’i bulmam da zihnimin o estetiğe duyduğu, gizli ilginin bir yansımasıdır bence
Erzincan
Reklam
Reklam