Üşüyen düşler okuması gereken bir kitap
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere Erdem Kaya'nın kaleme aldığı "Üşüyen Düşler" adlı kitaptan bahsedeceğim. Üşüyen Düşler, sadece bir roman değil, aynı zamanda toplumun çoğu zaman görmezden geldiği çocukların, gençlerin ve kırılan hayallerin hikâyesidir. Kitap, okuyucuyu sokakların soğuk yüzüyle, yalnızlıkla, çaresizlikle ve hayata tutunmaya çalışan insanların mücadelesiyle karşı karşıya bırakıyor. Eserde, çeşitli sebeplerle zor bir yaşamın içine sürüklenen çocukların ve gençlerin yaşadıkları anlatılıyor. Kimi aile sevgisinden mahrum kalmış, kimi ilgisizlik nedeniyle kendini yalnız hissetmiş, kimi ise hayatın ağır yükü altında ezilmiştir. Yazar, bu karakterlerin yaşadıkları acıları, umutlarını ve hayata karşı verdikleri mücadeleyi oldukça etkileyici bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, sokakta yaşayan çocukların sadece dışarıdan görünen hayatlarını değil, onların iç dünyalarını da gözler önüne sermesidir. Çünkü çoğu zaman insanlar bir sokak çocuğunu gördüğünde sadece dış görünüşüne bakar. Oysa her çocuğun arkasında anlatılmayı bekleyen bir hikâye vardır. Üşüyen Düşler tam da bu hikâyeleri anlatıyor. Roman boyunca karşımıza çıkan olaylar, okuyucuya empati kurmayı öğretiyor. Çocukların yaşadığı korkular, özlemler, hayal kırıklıkları ve umutları satır aralarında derinden hissediliyor. Kitabın adı da aslında bu durumu çok güzel özetliyor. Üşüyen Düşler... Çünkü bazı insanların sadece bedenleri değil, hayalleri de üşür. Sevgiye, ilgiye ve anlayışa ihtiyaç duyan insanlar, zamanla hayallerini kaybetmeye başlarlar. Erdem Kaya, eserinde ailelerin çocukları üzerindeki etkisini de önemli bir şekilde ele alıyor. Sevginin, ilginin ve doğru iletişimin ne kadar önemli olduğunu vurgularken, ihmal edilen çocukların nasıl zor durumlarla
Kitap Alıntısı
Üşüyen DüşlerErdem Kaya · Ateş Yayınları · 20196 okunma
6/10
·192 syf.··
2026 19. kitabı
Gerçek olmayan ama gerçek olmuş olma ihtimali yüksek bir aşk hikayesi… Osmanlı hanedanına hizmetleri olan soylu bir aileden gelen hem bey hem de molla hitabına layık Şemsi Bey ile 19 yy sonlarında dünyaca ün yapmış tiyatrocu özgür ruhu, güzelliği ve yeteneğiyle bilinen Sarah’ ın hayatlarının 2 farklı zamanlarında karşılaşmalarının hikayesi. Bu kitabı Şemsi beyin torunlarından birinin yazması ve geçmişte Sarah’ ın Türkiye’ye geldiği sıralarda Dedesi Şemsin çok yüksek meblağlarda para harcaması dedikoduları, bu iki olay arasında bir bağ kurar ve hayal ürünü bir hikaye ortaya çıkar. Benim fikrimi sorarsanız bir aşk hikayesi değil aslında. Ben daha sevgi temalı bir kitap beklemiştim fakat daha çok Osmanlı’nın yıkılma sürecinde batıya doğru ilginin arttığı , sanata merakın arttığı bir dönemde yurtdışında aldığı eğitim sırasında bu kadar popüler ve güzel bir kadına çok büyük hayranlık ve ilgi duyan Şemsi’nin hikayesi… Sarah içinse sadece çok değerli görülmenin ve her şeyini ona feda edebilecek bir adama duyduğu minnet…
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024509 okunma
Reklam
8/10
·293 syf.··
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Hamnet bende okurken değil, bittikten sonra yer eden kitaplardan biri oldu. Kitabın ilk yarısında bir türlü içine giremedim. Hem anlatım tarzı hem de olayların mışlı bir dille aktarılması bana biraz uzak geldi. Bir de gerçek kişileri merkeze alıp kesin olarak bilemeyeceğimiz detayları keskin bir kurguya dönüştüren hikayeleri çok sevemiyorum. Bu yüzden kitabın içine girmem beklediğimden uzun sürdü. Ama kitabın ikinci yarısında işler değişti. Hamnet’in ölümü ve sonrasında ailenin yaşadığı yas süreci anlatılmaya başladığında kitap beni daha çok çekti. Özellikle aynı acının herkes tarafından farklı yaşanışını okumak etkileyiciydi. Yine de evlat kaybını merkeze alan kitapları bir süre okumak istemiyorum. Okurken bazı bölümler beni beklediğimden daha fazla zorladı. Genel olarak kitabı beğendim ama son dönemde gördüğü yoğun ilginin beklentimi fazlasıyla yükselttiğini düşünüyorum. Bu yüzden okuma deneyimim, hakkında okuduklarımdan biraz daha farklı oldu. Ben ikinci yarısını severek okudum ve kitap bittikten sonra bende bıraktığı etkiyi fark ettim. Filmi izledikten sonra ise bu etki daha da büyüdü. Filmi bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey oyunculukların ne kadar güçlü olduğuydu. Özellikle Agnes’in yaşadığı acı öyle etkileyici yansıtılmış ki birkaç sahnede kendimi tutamadım. Kitapta ölüm sonrası süreç ve yas daha detaylı anlatılırken film bazı bölümleri daha hızlı geçmiş. Ama buna karşılık özellikle finaldeki sahneleme çok etkileyiciydi. Kitabın ilk yarısında bir türlü içine girememiştim, hatta biraz mesafeli kalmıştım. Fakat filmi de izledikten sonra bu hikayenin bende bıraktığı etki daha da güçlendi. “Olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu.”
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 19:04
Aşkın bin bir türlü hali vardır; karşılıklı,platonik,adanmışlık,saplantılı… Çocuk yaşta (13) başlayan merakın ilginin sonradan aşka ve bence saplantıya kendini adanmışlığa dönüşmesini konu alan adı bilinmeyen bir kadının hikayesi… Kitap kadının karşılıksız sevgi duyduğu adama, onun doğum gününde “sana, beni hiç tanımamış olan sana,” diye başlayan bir mektubu ona göndermesiyle başlıyor. Adamın mektubu okumaya başlamasıyla sadece ‘adı’ bilinmeyen kadının hikayesini öğrenmiş oluyoruz. Karşılıksız bir aşkın olay örgüsüne tanıklık ediyormuşcasına bir solukta okudum. Okurken hem üzüldüm (çoçuk yaşta başlayan merakına,ilgisine,umuduna) hem kızdım (onu tanımayan birine bu kadar sadık kalmasına ona kendisini bu denli adamasına). Hikayenin sonunda en azından artık hatırlar diye beklemem ama kadının onun için geçmişte resmi bile gözünde canlanmayan bir gölge anıdan ibaret olması…hayalkırıklığı… Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Stefan Zweig
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Anonim Yayıncılık · 2020266,5bin okunma
Zekanın Yükselişi ve Duyguların Sınavı
Puan vermedi·325 syf.·
2026 21. kitabı
Bir dünya düşünün. İçinde ağaçlar, kuşlar, denizler, dağlar ve sayısız canlı türü olsun. Aslında bugün yaşadığımız dünyadan pek farklı olmasın. Fakat tek bir şey eksik olsun: bilinç sahibi insan. Böyle bir dünya benim için boş bir dünyadır. Hatta bir bakıma hiçliktir. Çünkü güzelliği fark edecek, onu anlamlandıracak, yorumlayacak ve ona değer yükleyecek bir varlık yoktur. İnsan, dünyaya yalnızca bakan değil; onu anlayan, hisseden ve anlam veren canlıdır. Bu yüzden uzun yıllar boyunca akıl ve bilinci bir canlının ulaşabileceği en yüksek mertebe olarak düşündüm. Fakat Algernon'a Çiçekler bu düşüncemi yeniden sorgulamama neden oldu. Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar adlı eserini okuduğumda, "Bayanlar ve baylar, bilinçli olmak bir hastalıktır." cümlesi zihnime kazınmıştı. Arthur Schopenhauer ise zeki insanların sosyalleşme konusunda yaşayacağı risklerden ve tehlikelerden bahseder. Birisi farkındalığın yükünü anlatır, diğeri ise zekanın bedelini. Charlie'nin hikayesi ise sanki bu iki düşüncenin edebiyattaki karşılığı gibidir. Zekası arttıkça çevresindeki insanları daha iyi anlamaya başlar. Daha önce fark etmediği alayları, küçümsemeleri ve kırgınlıkları görür. Farkında oldukça acıları da büyür. Çünkü insan bazen bilmedikleriyle değil, öğrendikleriyle yaralanır. Charlie'nin yaşadığı dönüşüm bana şunu düşündürdü: Akıl tek başına insanı mutlu etmeye yetmiyor. İnsan sadece düşünen bir varlık değil; aynı zamanda hisseden, bağ kuran ve anlam arayan bir varlık. Zeka gelişebilir, bilgi artabilir; fakat sevme, sevilme, ait olma ve anlaşılma ihtiyacı aynı kalıyor. Ve galiba Algernon'a Çiçekler'in bende bıraktığı en güçlü izlenim şu oldu: İnsan yalnızca aklıyla büyümüyor; duygularıyla da büyüyor. Akıl olmadan hayat eksik kalabilir ama duygu olmadan da hayatın anlamı eksik kalıyor. Kitabın
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 103. kitabı
Kavuşamayan Âşıklar ~ Navessa Allen . Kısacık ama bana keşke çok uzun olsaydı dedirten kitapla geldim. Noah ve Emma’ya asla doyamadım Noah bir mezarcıydı ve sevgililer gününde vardiyası varken çok taze bir mezardan sesler duymaya başlamıştı. Üstelik bu mesaj lise aşkı Emma’nın mezarıydı. Onun sesini duymak ve mezardan çıkarmak için çabalarken aslında ilk fikri 911’e haber vermekti ama Emma bunu yapanın, onu öldürmeye çalışan kişinin ortaya çıkıp yarım kalan işi tamamlayacağını düşünüyordu. Noah ve Emma’nın herkesten gizli bir şekilde bu mezardan çıkmaya çalışması, bu komployu ortaya çıkarma istekleri ve geçmişteki o tek taraflı aşk ve ilginin günümüzde tekrar harlaması derken inanılmaz keyifli bir kitaptı. Konu olarak şok edici başlasa da kitabın mizah yönü de romantizm yönü de çok güzeldi. Sadece başta dediğim gibi doyamadım ve çok daha uzun okumak isterdim. Çünkü konu olarak o kadar heyecanlı ve aslında derinlemesine işlemeye o kadar müsaitmiş ki Ama çok çok sevdim. Kesinlikle şans vermelisiniz! “Vay canına, Emma.” “Biliyorum,” dedi. “Sanki az önce ölüp tekrar hayata dönmüşüm gibi hissediyorum.”
Kavuşamayan AşıklarNavessa Allen · İndigo Kitap · 2026118 okunma
Reklam
Reklam