Acil Durum, okurken bende hem hayranlık uyandıran hem de zorlayan bir kitap oldu.
Kitabın en güçlü yanı yazarın gözlem gücü. Doğaya, insanlara ve günlük yaşamın ayrıntılarına dair yaptığı betimlemeler oldukça başarılı. Bazı bölümlerde sanki karakterin zihninin içinde dolaşıyor gibi hissediyorsunuz. Özellikle çocukluk anıları ve kırsal yaşama dair anlatımlar kitabın en etkileyici kısımlarındandı.
Ancak kitapla ilgili en büyük eleştirim, karakter analizi yapmaya çok fazla alan bırakmaması oldu. Karakterin düşüncelerini ve gözlemlerini görüyoruz fakat psikolojik açıdan derinlemesine inceleyebileceğimiz çatışmalar, ilişkiler veya belirgin dönüşümler çok fazla yok. Bu nedenle karakteri anlamaya çalışırken elimde yeterince veri olmadığını hissettim.
Romanın ilk yarısı merak uyandırıcı ve akıcı ilerledi. Karakterin çocukluğu, çevresiyle ilişkisi ve dünyayı algılayış biçimi ilgimi çekti. Fakat kitabın ortalarından sonra anlatımın giderek daha fazla gözlem ve betimlemeye dayanması bende yavaşlama hissi yarattı. Hikâyeden çok düşüncelerin ve tasvirlerin ön plana çıkması nedeniyle son bölümlerde zaman zaman okumakta zorlandım.
Bir diğer zorlayıcı nokta ise kitabın bölüm başlıklarının olmamasıydı. Anlatı sık sık geçmiş ve şimdi arasında gidip geliyor. Başlıklar veya daha belirgin geçişler olsaydı hem olay örgüsünü hem de zaman akışını takip etmek benim için daha kolay olabilirdi.
Kitap genel olarak insanın doğayla ve dünyayla olan bağlantısını sorgulayan, düşündürücü bir eser. Ancak karakter odaklı ve olay örgüsü güçlü romanlar okumayı sevenler için zaman zaman durağan gelebilir.