1897' de Türk- Yunan Savaşı patlak verdi. Avrupa'da Türkleri karalama kampanyası yeniden alevlendi. Türklerin medeniyetsiz, ilim tanımaz bir barbar kabile olduğu telkini basın ve salonlarda dolaşıyordu. Tahir Bey bu hakarete cevap vermeye karar verdi ve ilk kitabını yazdı:
Türklerin Ulum ve Fünuna Hizmetleri... Türklerin İslam medeniyetine katkılarını, yetiştirdikleri alimleri, kurduğu okulları, yaktığı meşaleleri belgeleyen bu eser, 1897'de yayımlandı. Bir savunma değildi; bir ispattı. Kalemle vurulmuş bir tokat.
İlk kez yaptığımız pek çok şeyin geri dönüşsüz olduğunu fark etmeyiz çoğu zaman. Doğruda ve bilhassa yanlışta. Yaptığımız yanlışları geri almak imkânsızdır.
"Sırlar Öğretisi "ne inisiye olmak için gelen adaylar mabedin kapısını çaldığında, her biri ayrı ayrı mülakata alınmak için, hizmetkârların eşliğinde iç avlunun dev sütunlu giriş bölümüne götürülmekteydi.Burada gelenleri karşılayan mabedin rahipleri adayları teker teker alarak Başrahibin yanına götürmekteydiler. Her gelen adayla Başrahip bizzat ilgilenmekteydi. Adaylar teker teker ön görüşmeye alındığında, Başrahip tarafındart kendisine görünüşte sıradan sayılabilecek bir takım sorular yöneltilmekteydi. Osiris rahibi ona doğum yeri, ailesi ve daha önce eğitim gördüğü mabetlerle ilgili çeşitli sorular yöneltmekteydi