Ardından yakalamaya çalıştığım beni katıra bindirmiş, sise (k)açılan(!) yerdeyim. Kırpa kırpa çıkardığım fotoğraftan gülümsemelerim karalanıyor. Elini çeker misin hiçliğim? Hokkasına düşman mürekkebini ipimle değiştirmişin.
Kepenklerini kapat(a)mıyor selleri dehlizin. Suyu dövmeye günlerim birikti. Veresiye defterini kaybetse "Neden?"lerim. Uzatmalara mızıklanıyorum; anlamına duvarlar sızmış göğün köşesini arıyorum. Yamalı fasıllarıma perde çekiyorum korniş stoperi hücumda ne arıyor? Ensesinden tutup getirin. Saat sabaha hiç var "Katır rötar yapmış diyorlar mirim."
Kır! Söküyor diktiğim sonumu pencereler. Uyku gezer miyim neyim? Ayaklarıma ulu çınarlar dikilmiş, kafamdan doğuracağım dalların ölü meyvesi miyim? -Ezgiden masalların atiden yakarışına ses vereyim. Diyorum ki kulaklarım sevişiyor.- Kütük sarıp mı içti ciğerlerim, kalbimin ritminde dümdüz çizgiyim. "Haber geldi birader, katırı binicisi(!) kesmiş. Sen onu bekleme."
Uykum kalkmıyor önümden, gözlerime parmaklarını geçiriyor, hissedemiyorum ki... Felç geçirmiş vinç gibi kiralıyorum yer çekimini. Kımıldayamıyorum ki çarkına çelenkler götüreyim düşlerimin.
Serlevha nokta noktayı noktalayamamış
Göz damlasından filiz verir miymiş eskiciler? Sekiz bin otuz gündür bu gezegendeyim, ilk kez duyuyorum. Dizelerin dizinde saçımı okşuyor kelimeler. 21 yüzyıl kadar yorgunum.
31 Mayıs 2026 07.01