Puan vermedi
Romanımız karanlık kentlerden birinde geçmektedir. Ali'nin babası o daha annesinin karnındayken öldürülmüştür. İki erkek kardeşi de kan davası yüzünden akrabalarınınca katletmiştir. Annesi de Ali'nin doğumundan sonra, onu korumak adına Ali'yi kız olarak yetiştirmiş, ona Aliye diyerek Oğlunu Korumaya çalışmıştır. Ancak Ali'yi zaman geçtikçe bu şekilde koruması zorlaşır ve Kan davalıları da devletle birlik yapma şartıyla serbest bırakılınca, annesi Ali'yi alıp karanlık kente Gocer. Çingenelerin suçluların fakirlerin yaşam savaşı verdiği , devletin görmediği, polisin uğramadığı, doktorların tedavi etmediği karanlık kentin karanlık sokaklarında yaşamaya başlarlar. Ali'nin annesi geneleve düşer, Ali'yi korumak adına ondan uzaklaşır, Ali genelev yakınlarında 2-3 arkadaşı ile bir çadırda yaşamaya, var olmaya çalışır. Arkadaşlarından biri olan güzel Hasan bir gün şehrin çöplüğünde ölü bulunur. Hiçbir araştırma yapmadan beraber kaldıkları için ve arkadaş oldukları için Ali'yi suçlu olarak cezaevine kapatırlar. Hasan Küçüklüğünden beri erkek özellikleri göstermeyen bu yüzden ailesi ve toplum tarafından dışlanmışbor görülmüş zulme uğramış bir çocuktur. Evlerinde güvercin yetiştirir, güvercinlerle beraber yatıp kalkar Hasan. Romanda Hasan en sevdiği güvercin olarak belirtilmiş kara güvercin, tıpkı Hasan gibi bulunduğu Kümesteki güvercinlerden farklıdır. Onları gözlemler ancak aralarına karışmaz, evin kuşudur, kümesin değil. Evcilleştirilmemiştir, kandırılmamıştır, değişmemiştir, değiştirilememiştir. anlaşılır ki Hasan, ailesi tarafından öldürülmüştür. Ali'yi serbest bırakırlar, ancak karanlık kentin sokakları yine Ali'yi saracaktır. Çalıştığı geneleve gelen bir kadın Ali'yi uyarır ve Ali çalıştığı yerde daha da zarar görmemek adına geneleve gelen bir tırcının tırına binerek
Kız AliNihat Behram · Everest Yayınları · 2011106 okunma
10/10
·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:57
Çok güzel bir kitaptı büyük kahramanların çocuk hali bana çok iyi geldi. İlk çizgi romanım buydu ve resimler dahil tamamen çok güzeldi. Seriye devam etmek istiyorum ama 3 kitabı türkçeye çevrilmemiş inşallah en yakın zamanda çevirirler. Öneriyorum.
Yalnızlık KalesiDerek Fridolfs · Beta Kids Yayınları · 20226 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İLK ROMANIM
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Çocukluğumun efsanesi Tom Sawyer'ın Maceraları... Daha ufacıkken kitap okumaya bu eserle başlamıştım. Şu anda bile okurlarına bir çocuğun düşünme şeklini ve dünyaya bakış açısını çok iyi aktarabiliyor. Kitabı okurken çocuklukta yaptığımız davranışları tekrar görmek, insana sanki geçmişe dönüp kendi çocukluğuna bakıyormuş gibi hissettiriyor.
İnsan ve Duygular
Tom Sawyer’ın MaceralarıMark Twain · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202213,5bin okunma
Puan vermedi
Yazardan ilk romanım. Meşhur Dr. Jeklyy ve Mr. Hyde'ın yazarı Robert Louis Stevenson'ın Samoa Adasi'ndaki son 5 yılını kendi kurgusuyla anlatmış yazar. Stevenson adada da ünlü ve sevilen birisi, yerel halkla arası iyi. Ama adaya gelen bir misyonerle işler karışıyor. Yani Tolstoy 'a atfedilen "Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” sözündeki gibi. Manguel de bu adada sevilen Stevenson'ın bir misyonerin adaya gelişiyle kaotik bir ortama geçişini anlatır. Kahramanın misyonerle sohbetleri iyilik, din, batılılar, adadakilerin ahlaksız yaşamı üzerine olur. Birden kendini cinayet ve tecavüz suçlusu bulan Stevenson, suçu kabul etmezken, okuyucu da gerçek suçlu kim sorusunu soruyor. Misyoner iyilik dağıtan bir rolle, ada halkının ahlaksızlığından iğrenen ve onların cezalandırılması veya dine yöneltilmesi gerektiğini vurguladığı konuşmalarla dikkat çekiyor. Daha önce işlediği suçlar ise ondan şüphelenmenize yol açsa da tam bir kanıt sunulmuyor. Bir yandan da Stevenson gerçek hayatta da Dr. Jeklyy ve Mr. Hyde mı diye kuşkuya kapılıyorsunuz. Bu kuşku yazarın da peşini bırakmıyor, alkol etkisiyle kendini kaybettiği, gerçekle düş arasında gezindiği zamanlar var çünkü. Hatta romanın sonlarına doğru karısına yüzünün değişip değişmediğini soruyor. Yani Mr. Hyde'a dönüştüğünü sanıyor. Tam bir sonla aydınlanmayan, şüpheler içinde bırakan bir son bekliyor sizi. Ben tüm misyoner, cinayet, yangın vb. sahnelerin aslında Stevenson'ın yazdığı hikayeler olduğunu düşünüyorum. Kitabın gerçekle kurgu arasında kalışı belki de iyilik kötülük kavramlarının sınırlarının da belirsizliğini vurguluyor. Din ve ahlaka davet eden kişilerin ada halkının huzurunu bozup daha çok suça yol açması da bu arada kalışın eleştirisi sanki.
Palmiyelerin Altında StevensonAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2020246 okunma
Hekim ve yazar
10/10
·158 syf.··
2026 30. kitabı
Mihail Bulgakov’un Bir Genç Doktorun Anıları kitabını elime aldığımda, kendi psikolojik gerilim romanım Soğuk Sarı’nın yazım sürecini çoktan tamamlamış ve zorlu kurgu mesaisinin ağırlığını omuzlarımdan yeni atmıştım. Eseri okumak, tıp fakültesi koridorlarında ve yorucu nöbetlerde geçen yılların ardından hem bir intörn doktor hem de taze bir yazar olarak benim için tuhaf, zamanın ötesinde bir yüzleşme oldu. Bulgakov, 1917 devrimi arifesindeki Rusya'nın karlı ve ücra bir kasabasına atanan yeni mezun bir doktorun, doğanın acımasızlığı ve kendi mesleki tecrübesizliğiyle verdiği zorlu mücadeleyi anlatıyor. Sayfaları çevirirken o genç hekimin bir hastayla ilk kez tek başınayken hissettiği çaresizliği, döktüğü soğuk terleri ve hissettiği klinik izolasyonu o kadar içselleştirdim ki... Çünkü hekimlik, tıp kitaplarından öğrenilen kusursuz teorinin, gerçek insan eti, kanı ve ızdırabıyla buluştuğu ilk sarsıcı anın ta kendisidir. Fakat bu kitabı benim için asıl çarpıcı kılan, onu Soğuk Sarı’yı yazdıktan hemen sonra okumuş olmamdı. Kendi romanımı kurgularken, insanın zihinsel karanlığına ve karmaşık doğasının labirentlerine inmiş; hastaların gözündeki korkuyu, saklamaya çalıştıkları travmaları ve psikolojik derinlikleri tıbbın bana kattığı gözlem gücüyle metne dökmeye çalışmıştım. Bulgakov’u okurken çok net bir aydınlanma yaşadım: Ben Soğuk Sarı’da kelimelerle insanların zihinsel düğümlerini çözmeye, psikolojik bir atmosfer yaratmaya çalışırken; Bulgakov’un genç hekimi dondurucu kar fırtınaları arasında, elinde neşteriyle doğrudan bedensel ıstırapla boğuşuyordu. Farklı yüzyıllarda, farklı savaşlar veriyorduk ama odak noktamız aynıydı: İnsanın en savunmasız, en kırılgan hali. Benim tıp eğitiminin ve hastane temposunun ortasında, yazabilmek için kendi içimde oluşturduğum zihinsel
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332,1bin okunma
ADELAIDE
6/10
·340 syf.··
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:49
Aslında bu romanı alırken çok heyecanlıydım. Muhtemelen hiçbir zaman birisi tarafından okunmayacak, taslaklarda çürüyecek romanım ile benzer bir konusu olduğu için duyguya girmeme yardımcı olur, daha çok hisseder ve hisleri güzelce aktarabilirim diye almıştım. Ne yazık ki beklediğim gibi olmadı. Çoğu yerde sanki düşük bütçeli bir Netflix dizi senaryosu okuyor gibi hissettim. Duyarlı olunması gereken bazı konular eserde yer almış olsa bile bunlar sadece 'Heh, evet bunun eklenmesi gerekiyordu. Ekledim, üstüne tik atabilirim.' denilmiş gibi hissettiriyordu. Derinliği, sebebi verilmemişti. Kadın karakterin feministliği bile, eleştirdiği kapitalizmin eğip bükerek bizlere pazarladığı, anlamından koparılmış, slogandan ibaret kalmış feminizm şeklindeydi. Sadece feminizm de değil, bence Adelaide'ı Adelaide yapan çoğu detay üstünkörü geçilmişti. Bilmiyorum, belki de tamamen benimle alakalı bir sorundur. Ben, bir eserdeki karakterleri derinlemesine tanımayı severim. Karakter vegan mı? Onun vegan olmaya karar verdiği ilk an neydi? Neyden etkilendi veya tiksindi ve bu kararı verdi? Bu gibi detayları bileyim isterim, aksi takdirde o karaktere alışamıyorum ve benim için bir yabancı olarak kalıyor, onun hislerini hissedemiyorum. Daha da önemlisi şu şekilde hissettiriyor: Veganlık şu sıra popüler kültür haline geldiği için yaygınlaşıyor, karakterim vegan olursa veganlar benim de duyarlı birisi olduğumu düşünür ve onların övgüsünü kazanırım. Keza karakterin feministliği de böyle hissettiriyor. Yanlış anlaşılmasın. Bu düşüncelere ya da karaktarin feminist, vegan olmasına karşı değilim. Vegan olmasam da kendimi feminist olarak tanımlayabilirim. Ancak benim bahsettiğim feministlik, cinsiyet eşitliğini savunmak, bu uğurda uğraşmak ve her geçen gün haklarımızı güzelleştirebilmek için
İnceleme & Yorum
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20252,003 okunma