📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ölüm de uykuya benzediği için, ölümden sonra olan hayat da, uyanıklığa benzer. Binâenaleyh şüphe etme ki, bugün ne işle meşgul ve hangi huylarla huylanmış isen, yarın ölerek uyandığın zaman da, bu sıfat ve endişelerin süratle sana koşup gelecek ve seni kendi kalıbıyla kalıplandıracaktır.
İnsan kendi mânevî varlığında bile sükûnu temin edemedikten sonra, başkalarının sulh olmasını ümit etmemelidir; kendini ıslâh etmeyi bırakıp başkalarının ıslâhına meşgul olmamalıdır. Değnek eğri olursa gölgesi nasıl doğru olur? Ancak kendi ile doğru olanla başkaları doğrulur.
Network diye bir şey dolanıyor dilden dile. Doğruluğu hiç düşünülmeden peşine düşülüyor. Daha çok insanla tanışmak, karşılaşmak, konuşmak isteniyor. Olur ya "işim düşer", olur ya "işe yarar" diye bakılıyor. İbrahim Tenekeci abinin deyimiyle insana "İnsan olarak değil, imkan olarak bakma"dır bu. Halbuki bizim derdimiz daha çok insanla tanışmak, karşılaşmak, konuşmak değil. Derdimiz hakkını verebileceğimiz ilişkiler kurmak. Derdimiz sorumluluğunu taşıyabileceğimiz insanlarla tanışmak. Derdimiz bir gönle girivermek. O da cennete götürecek bizi inşallah. Asırlar önce Yunus'un söylediğini bugün Said Yavuz Hoca şöyle güzel ifade ediyor:
"Nasıl girsin cennete bir kalbe giremeyen?"