Onun lügatında işi oluruna bırakmak ve resmi şekillerin arkasına sığınıp gününü gün etmek yoktur. Taşkınlıklardan da uzaktır. Heyecandan ziyade aklın, mantığın ölçülerine dayanan muvazeneli davranışları her hareketinde göze çarpmaktadır. Günü değil, ileriyi düşünerek hareketlerini düzenler. Günün adamı değil, geleceğin adamı olmak ihtirasındadır.
İdare-i maslahat denilen oluruna gidiş, onun bilmediği şeydir. İnandığı ve faydalı olacağını sandığı konularda, hatta günün ihtilâl partisi ve liderleriyle de çatışmaktan çekinmez. Bir kongre huzurunda fikirlerini serbestçe savunduğu gibi...