Bu kitap üzerine düşüncelerimi paylaşmadan önce, yazarın bakış açısından kazandığım bir farkındalığı özellikle vurgulamak isterim:
Kitapları yalnızca kişisel gelişim için değil; yaşadığım topluma karşı duyduğum sorumlulukla, daha bilinçli bir birey olmak adına okuyorum. Dünya çapında ses getirmiş bir eserin Türkiye’de de ilgi görmesi mutluluk verici. Bu ilginin bir parçası olmak, yani o “+1” olmak benim için gerçekten kıymetli.
Tam da bu noktada Harari bana önemli bir perspektif kazandırdı:
Sosyal sorumluluğun yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı olmadığını, artık tüm dünyanın ortak bir kaderi paylaştığını fark ettim. Hiç gitmediğimiz ülkelerde alınan kararların bile bizi etkileyebileceğini görmek, bireysel farkındalığın ötesine geçmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Kitapta özellikle yapay zekâ, nükleer tehditler ve iklim krizi gibi konular öne çıkıyor. Bu başlıklar artık teorik değil; doğrudan hayatımızı etkileyen gerçekler.
Harari okuyucuya adeta şöyle sesleniyor: “Bir adım geri çekilip bu çağa uzaktan bak.” Ve gerçekten de kitap, bu bakışı mümkün kılıyor.
Tabii katılmadığım noktalar da oldu.
Özellikle Savaş başlığı (syf. 163) altında Rusya’nın Ukrayna’daki etkisini hafife alması ve ilerleyen sayfalarda bir cümlede geçen “Ermeni Soykırımı” ifadesi dikkatimi çekti. Ayrıca bazı devlet liderlerine dair çok net ve genelleyici yorumlar yapması, ülkelerin iç dinamiklerine “üst perdeden” bakan bir tavır hissettiriyor. Harari her ne kadar objektif olmaya çabalasa da, bu tür küçük ama anlamlı detaylar gözümden kaçmadı.
Tüm bunlara rağmen, kitabın sunduğu evrensel sorular ve düşündürme biçimi çok değerliydi.