Tolstoy, dünyaca ünlü eserlerini yazdıktan sonra kendini derin bir boşluğun içinde buluyor. Elinde servet, ün, başarı var ama bir şey eksik: anlam. Neden yaşıyoruz? Nereye gidiyoruz? İşte tam da bu soruların peşine düşüyor.
Bir çıkış yolu ararken toplumun farklı kesimlerine bakıyor. Aydınlar, mantıkla anlam ararken duvara çarpıyor. Sıradan insanlar ise içten bir inançla yaşamlarına tutunuyor. Bu fark, Tolstoy’u derinden sarsıyor ve inanç üzerine ciddi sorgulamalara götürüyor.
İtiraflarım, sadece Tolstoy’un değil, hepimizin hayatı boyunca sorduğu sorulara verilen içten bir yanıt gibi. Kalbimize dokunan, bizi de kendi iç yolculuğumuza çıkaran bir kitap.