Kitap, ismine de konu olan bir Brahman oğlu olan Siddhartha'nın yaşam yolculuğunu, bu yolculuk sırasında hayatın amacını ve mutluluğu arayışını konu alıyor.
Siddhartha küçük yaşlarda evinden ayrılarak kendi benliğini keşif yolculuğuna önce bir Samana olarak başlarken, bir tüccar ve en sonunda da kayıkçı olarak devam ediyor. Tüm bu süreçte farklı öğretmenlerden aldığı farklı derslerle kendi özünü bulmaya ve iç huzuru bulmaya yaklaşmasını gözlemliyoruz.
Yıllardır kitaplığımda olan bu kitabı neden bunca zamandır okumadım bilmem, ama eminim ki tekrar tekrar okuyacağım bir kitap Siddhartha. Her okuyandan farklı bir tat bırakacak olan, herkesin farklı dersler alabileceği belki de sorularına yeni bir bakış açısı katabileceği bir yanı var. Konu bir de Hermann Hesse'nin şiirsel anlatımı ile birleşince okumamak için hiçbir sebep kalmıyor geriye...
Benim için yeri bambaşka olan bir Atsız kitabı. Ayrıca Atsız'ın okuduğum ilk kitabıdır :) Sanırım bu kitabı okurken yazarın ideolojik görüşlerini bir kenara bırakarak, ön yargılardan uzak durmak gerek. Dili oldukça akıcı. Heyecan ile okuyup nasıl bitirdiğimi anlayamadığım nadir eserlerden. Fantastik ögeleri, şiirleri, tarihi, psikolojiyi içinde barındıran bu eseri sizlere de tavsiye ederim. 'Ne gerçek ne hayal. Masal gibi ama aynı zamanda değil.' şeklinde duygu karmaşasına girsenizde mutlak seveceksiniz bu kitabı.
İlk olarak Zülfü Livaneli’nden okuduğum dördüncü kitaptı ve muhteşemdi. Kitapta ana karakter olan Maya’nın işi icabı Amerika’dan gelen bir profesörü ağırlaması ile her şey başlıyor ve derinden etkileyen bir hikayenin temeli atılıyor. Bir dramı anlatıyor kitap, bir acıyı. Bu acının derinliğini ve ekseninde gelişen ve de gelişmiş olayları. Konusu hakkında bilgi vermek istemiyorum ama kısaca devletlerin yani iktidarların yaptıkları ve o yapılanların ne kadar acı sonuçlar verebildiğini, önyargıları, zulmü ve daha birçok acı gerçekleri anlatıyor kitapta Livaneli. Çok etkilendim ve çok beğendim. Kesinlikle önerilir.
Kitaplar benim olaylara, insanlara, durumlara bakış açımı hep genişletmiştir. Her okuduğum kitapta olduğu gibi bu kitapta bana dar bakış açımın farkına varmamı sağladı.
İncelememde kitapta beni etkileyen bir cümleyle paylaşmadan geçemeyeceğim;
''... onun olumlu duyguları olmasaydı, sürekli 'acaba ne olurdu' diyen, çekilmez bir genç adama dönüşebilirdin...''
Kitabın belki ana cümlesi bunun üzerine kurulu. Beyin felci rahatsızlığıyla dünyaya gelmiş bir çocuğun hayatına olumlu tutumlarla dokunulduğunda neleri başarabileceğinin hikayesini okudum. Bu ve benzeri hastalıklara sahip olan insanların da, duygularının, düşüncelerinin, ifade özgürlüklerinin olduğu ve bu hakkın onlara verildiğinde neleri başarabileceklerinin göstergesiydi bu kitap.
Fiziksel olarak bazı eksikleri olan insanların olumlu tutum ve destekle neleri başarabildiğini gördükten sonra kendimce fiziksel kusuru olmamasına rağmen olumsuz tutum ve davranışlarla hayatları zindana çevrilen insanları düşündüm. Aslında fiziksel kusurun bir eksiklik olmadığını, eksikliğin insanların kafalarında, duygusal olarak yeterince doyurulmamış olmalarında olduğunu gördüm.Kitabın güzel olduğu kadar filmide güzeldi.Okumanızı ve filmi izlemenizi tavsiye ederim.
Babası kurt, annesi köpek olan bir hayvanın yani Beyaz Diş'in vahşi yaşam ve acımasız insanlarla olan mücadelesini anlatan bir eser.
Anlatılanlar hayvanın kendi ağzından ele alınmış. Doğduğu andan itibaren vahşi yaşamla tanışan ve bir süre sonra annesinden ayrılmaya mecbur bırakılan Beyaz Diş, kendisine sahiplik yapan adamın acımasızca şiddetine maruz kalmış ve gördüğü bu muamele hayata, insanlara olan bakış açısının olumsuz yönde sekillenmesine sebep olmuştur. İçindeki sevgiye, sevilmeye dair boşluk dolmak bir yana tam aksine verildiği ikinci sahibiyle sevgi kırıntıları daha da yok edilmiştir.
Çünkü ikinci sahibi yani Güzel Smith, Beyaz Diş'e vahşice bir muamele sergilemiştir. Onu bir kafeste tutarak pek çok hayvanla dövüştürmüş ve üzerinden para kazanmıştır. Bu kadar kötü muameleden sonra Beyaz Diş'in hiçbir canlıya güveni kalmamış, aksine herkese karşı nefret dolmuştur. Ama hangi canlı olursa olsun, sevginin yumuşatamadığı kalp yoktur bu hayatta. Beyaz Diş'in bunu anlama serüveni de kitapta etkileyici biçimde yansıtılmış. Bir hayvanın gözünden insanların ona yaşattığı sefil durumlar çok güzel bir biçimde ele alınmış kitapta.
Açıkçası anlatım açısından çok sürükleyici bir eser olmamasına rağmen duygu yüklü olduğunu inkâr edemem. Zira eserin son kısımlarında gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü hissettirilen duygu, anlatılan düşünceler hakikiydi. Okunabilecek güzel bir eser. Bu kitap vesilesiyle şunu ifade etmek istiyorum; hayvanları sevmiyor olabilirsiniz fakat lütfen onlara faydanız dokunmuyorsa bile zararınız dokunmasın.