Puan vermedi·390 syf.··
2026 396. kitabı
Veda, Ayşe Kulin’in Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerini hüzünlü, sürükleyici ve nesnel bir bakış açısıyla ele aldığı, tarihi gerçeklerle harmanlanmış muazzam bir dönem romanıdır. Çöken bir imparatorluğun gölgesinde, hem bir devrin bitişine hem de bir ailenin paramparça oluşuna tanıklık eder. Hikaye, çökmekte olan Osmanlı’nın son Harbiye Nazırı Ahmet Reşat Paşa ve ailesinin konağında geçer. Bir yanda işgal altındaki İstanbul, padişaha ve saltanata sadık kalmaya çalışan devlet görevlileri; diğer yanda ise gizlice Anadolu’daki Milli Mücadele’ye destek veren, Mustafa Kemal’in önderliğindeki harekete gönül vermiş idealist gençler vardır. Konak, bu iki farklı dünya görüşünün ve çatışmanın tam merkezinde yer alır. Ahmet Reşat Paşa’nın yeğeni olan ve gizli bir hastalıkla pençeleşen illegal direnişçi Kemal ile konaktakilerin hayatı, tarihi olayların akışıyla derinden sarsılır. Ayşe Kulin, kendi aile tarihinden de esinlenerek kaleme aldığı bu eserde, dönemin siyasi atmosferini, çekilen acıları, umutları ve hayal kırıklıklarını büyük bir başarıyla yansıtır. Veda, sadece siyasi bir tarihi anlatmakla kalmaz; aşkı, sadakati, vatan sevgisini ve bir devrin kapanırken geride bıraktığı o buruk insan hikayelerini büyük bir ustalıkla sayfalarına taşır.
VedaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202316,8bin okunma
7/10
·360 syf.··
2026 16. kitabı
İklim krizleri ve ekonomik çöküşlerin yaşandığı , siber-biyolojik bir yaşam düzeninin olduğu, insanların yarı organik yarı geliştirilmiş robotik organlarla yaşadığı bir dünya hayal edin. Bu hayali dünyada , sadece kıyafetleriniz veya eviniz değil; ciğeriniz, gözünüz, gen haritanız ve hatta hastalıklarınız bile ilaç şirketlerin patentli mülkü. İnsanların, daha iyi görebilmek, daha hızlı koşabilmek ya da sadece hayatta kalabilmek için bedenini ilaç firmalarına kiralaması ve ya yüksek maliyetlerle borçlanması gerekmektedir. Hikayemizin kahramanı Kobo, küçük yaşta geçirdiği kazalar nedeniyle vücudunun yarısı siber-organik protezlerden oluşan biridir. Kobo, bir "Beden İzcisi" yani görevi devasa ilaç firmalarının finansa ettiği beyzbol ligleri için genetik olarak modifiye edilmiş insanüstü yeteneklere sahip sporcuları keşfetmek.. Birgün Kobo’nun hem evlatlık kardeşi hem de ligin en büyük genetik mucizesi olan yıldız beyzbolcu J.J. Zunz, maç esnasında sahada, dehşet verici bir şekilde vefat eder. Kobo, kardeşinin ölümünün ardındaki sırrı çözmek için New York’un yeraltı dünyasına, illegal organ laboratuvarlarına ve kurumsal gökdelenlerin zirvesine uzanan tehlikeli bir soruşturmaya girişir. Bu yolda hiç beklenmedik sırlarla da karşılaşır. Bilimkurgu-polisiye distopyası türündeki bu roman aynı zamanda bize, "Bedenimiz kime ait?", "Teknoloji bizi özgürleştiriyor mu yoksa köleleştiriyor mu?" ve "İnsan kalmanın sınırı nedir?" gibi soruları da soruyor. Sayfaları çevirirken hem yüksek tempolu bir cinayet gizemini merak edecek hemde geleceğin dünyasında bunları yaşama ihtimali mümkün mü diye kendinize soracaksınız. Yazarın kalemi için kısaca akıcı , sıradışı diyebilirim .Hikaye örüntüsündeki tasvirler o kadar iyi yazılmış ki, bana bilim kurgu filmi izliyorum
Beden İzcisiLincoln Michel · The Kitap · 202217 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Otomatik Portakal
7/10
·172 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 18:55
Burgess'in Otomatik Portakal'ı modern klasiklerden biridir. "Modern" olduğunu kitabın ilk cümlelerinden itibaren anlamanız mümkün. Eser oldukça hızlı başlıyor. Fakat dili o kadar garip ki kendinizi "Ben ne okuyorum?" demekten alıkoyamıyorsunuz. Kitapta ilk başta Alex, üç "kankası" yani Pete, Georgie ve Dim'in yaptığı illegal işleri okuyoruz. Eser Alex'in ağzından yazılmış. Yazar dilinde de özellikle bu karakterin konuşma biçimini kullanmış. İlk başlarda oldukça tuhaf geliyor elbette. Alex bir hırsızlık girişiminde cinayet işlediği için hapse düşer. Hapiste ise ona başka bir yol görünür. Bir deney kobayı olur ve hayatı tamamen değişir. Artık kötülük yapamaz, düşündüğünde bile hastalanır, kötü olur. Bu durumun doğurduğu olumsuzluklar hayatını mahveder. Kötülük yaptığı insanlar tek tek intikam alır. İradesiz bir insan nasıl olur? İnsanlığını kaybeder. Eser biraz da bunu gösteriyor işte.
Alıntı
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
okumayın,okutmayın
Puan vermedi·536 syf.··
2026 4. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:27
İnsanın hayatının anlamını sorgulaması, farklı bir anlam arayışı araması ya da kendini bulma çabası gerçekten çok normal şeylerdir fakat anormal olan şey şu: topluma duyulan bu nefret, bu kin, yaratıcıya ve dine karşı duyulan bu düşmanlık gerçekten inanılır gibi değil. Yani insanın kendi anlam arayışı macerasında her şeyi ateşe atmamız, onları küçümsememiz onları yermemiz hoş görülecek şeyler değil Her şeyi bu kadar derinlemesine sorgulayıp ama kadına,içkiye ve kötülüğe duyulan haz,legal şeyleri bu kadar eleştirip illegal şeylere bu kadar duyulan tutku gerçekten beni çok rahatsız etti Yaratıcının kurallarına, getirdiği sisteme laf söyleyip onunla savaşırken bir yandan da kendi otoriter, kendi başına buyruk davranması, tüm etik kuralları çiğnemesi gerçekten yazar burada o kadar kendiyle tezat düşmüş ki size anlatamam Toplumdaki ahlaki değerleri yargılayıp ama kendisinden bir şey katmaması ya da onlardan daha beterinin olması gerçekten çok trajikomik bir durumdu.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:58
Wilkie Collins Aytaşı Hintlilerin Ay Tanrısının başında bulunan kutsal bir elmasın, İngiliz Albay John Herncastle arafından illegal yollarla ele geçirip Hindistan’dan İngiltere ye getirmesi ve bu lanetli taşın çalınmasıyla başlıyor. Herncastle, vasiyetinde elması Rachel Verinder'e bırakarak suçunu sürdürür. Onun 18. Doğum günnde kuzeni Mr.Franklin Blake tarafindan hediye edilir. ' Lanet' ancak elmas hak sahiplerine iade edildiğinde kalkabilir yani hintlilere. Doğum günü akşamı malikanede Rachel'in kuzeni Mr.Godfrey Ablewhite ve ailesi , aile avukatı ve doktoru misafir edilmişti . Ertesi gün Aytaşı gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Hemen bir polis çağrılır , misafirler , hizmetciler ve ev sahipleri sorguya çekilir. Her yer aranır en ufak bir ip ucuna dahi ulaşılamaz. Bunun üzerine Londra 'dan ünlü bir dedektif çağrılır. Mr. Cuff işinde oldukça başarılı biridir. En ufak ayrıntıyı bile gözden kaçırmadan sorusturmayi yeniden başlatır. Aslinda birçok şüpheli varken ortada o herkesten önce ‍ hırsızı keşfetmiş , olayı çözmüş ve sadece olayın gidişatına göre nabız yoklamaktadir. Elde ettiği bulguları sadece Mr.Franklin Blake ile paylaşır ama yine de net birşey söylemez onada . İngiliz edebiyatının ilk polisiye kitabı olmasıyla bilinen ve dönemin bir çok yazarı tarafından da beğenilen bu eser bildiğimiz polisiye eserleri gibi kaleme alinmamis. Yazar çoklu anlatım tekniğini yani bir kaç ana karakterin anlatimiyla mektup/günlük tatzinda yazmış kitabı . İlk anlatıcımız olan, ailenin sevimli, soğukkanlı ve kafayı Robinson Crusoe ile bozmuş emektar kahyası Gabriel Betteredge’e oldukça geniş bir yer verilmiş, kendisi olayları ve gözlemlerini bize muzip bir dille anlatıyor. Ben en çok kahyanın anlatımını sevdim ve okuduğu
Duygu ve Düşünce
AytaşıWilkie Collins · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025205 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 32. kitabı
İzgi Kara, ailesinin maddi gücünü bir kenara bırakıp kendi ayakları üzerinde sağlam bir şekilde duran, gözü kara bir Cumhuriyet savcısıdır. Ailesinin ve etrafındaki herkesin işine ve yaşamına aykırı bir meslek seçmiş olsa da birinci amacı babasının ve abisinin de içinde bulunduğu Meclis isimli topluluğun yasa dışı, illegal işlerini ve gizli tutulan sistemini çökertmektir. Keskin Ardıç Alacahan ise Meclis lideridir. Disiplinli ve diktatör bir yapıya sahip olan Keskin, Meclis üyelerinin gözünde oldukça itibar sahibidir. Keskin Ardıç, evinde verdiği bir davette, henüz evleneceğinden habersiz olsa da uzun bir aradan sonra müstakbel eşiyle karşılaşır. İzgi ise farkında olmadan geldiği bu davette kabul etmiş olduğu evliliği, savcı kimliğiyle görevi için kabul eder. İzgi artık aynı zamanda güçlü bir Meclis liderinin, aynı statüde olan lider eşidir. Kendi mesleğinin verdiği cesaret dışında asla lider karısı vasfına sığınmasa da herkesin karşısında titreyerek durduğu Keskin’in aslında en büyük zaafıdır. Keskin meğerse yıllar önce tutulmuş bizim savcı'yaİzgi ile uyumlarına bayıldımm. Özellikle yan karakterlerden Sergen ise favorim oldu. Onun sahnelerini okumak inanılmaz keyifliydi. Anlaşmalı evlilik, mafya ve düşmandan aşka türünü seviyorsanız bu kitabın içinde hepsi var. Mutlaka incelemelisiniz.
Ardıç 1Umay Gümüş · Lapis Kitap · 2025162 okunma