Ilayda D. C.

Ilayda D. C.
@illiadad
‘’..bizim gerçeklik sandığımız şeyin bizatihi kendisi çağlar boyunca inşa edilmiş ve yeniden inşa edilmiş karmaşık bir kavrayıştır..’’
Hayattan çok az şey istedim - ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne elalem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.
Sayfa 34 - Can·Kitabı okudu
Ilayda D. C.
Kılıç Onlusu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nazilerin yaptıklarından ne farkı var ki
Bolşevikler baştan yeni bir insan türü yaratmayı amaç edindiler. Nazilerden farklı olarak bu yeni insanlığa ırksal açıdan bakmadılar ama Naziler gibi onlar da bu amaçlarına ulaşmaya yönelik bir girişimde bilim ve sözde bilimden yararlanmaya hazırdılar. "Sosyalist insan"ın ortaya çıkabilmesi için insan doğası değiştirilecekti. Böyle bir proje o günün bilimsel bilgisiyle olanaksızdı ama Bolşevikler ne denli insanlık dışı olursa olsun her yöntemden yararlanmaya ve düşledikleri dönüşümü gerçekleştirme vaadinde bulunan bir kuram ne denli kuşku uyandırıcı olursa olsun bunu benimsemeye hazırdılar. Sovyet rejimi yirmili yılların başlarından itibaren gerçek bilim insanlarını taciz etti. Sonraları, Nazi Almanyası'nda, bilim terör amaçları uğruna çarpıtıldı. Otuzlu yılların sonlarına gelindiğinde, Moskova'nın göbeğindeki Lubyanka hapishanesinde yapılan tıbbi deneylerde insanlar -Alman ve Japon savaş tutsakları, asker ve diplomatlar, Polonyalılar, Koreliler ve Çinliler, siyasi mahkumlar ve her türden "ulusalcılar" (Yahudiler dahil)- denek olarak kullanıldılar. Bu sürece karşı durma çabalarına karşın bilim totaliter devletin vazgeçilmez bir parçası oldu.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Kaan
Trofim Lisenko'nun (1898-1976) rolü malumdur. Lamarckçı evrim kuramının bir versiyonunu yaymıştır. Bu edinilmiş özelliklerin miras alınabileceğini öne sürmesi bakımından zamanın çoğu bilim insanınca onaylanan Darwinci kuramdan farklıydı. Lamarck'ın kuramı insan doğasının adım adım iyileştirilmesi olasılığını ortaya koyuyor gibiydi. Lamarckçılık insanın doğal dünya üzerindeki gücünü artırıyor göründüğü ölçüde Marksizm'le uyuşuyordu ve Lisenko Stalin'in desteğiyle Sovyet Zirai Bilimler Akademisi'nin başına getirildi. Tarımcılıkta da istediğini yapmakta özgür bırakıldı ve yüksek verimli bir buğday çeşidi ürettiğini öne sürdü. Lisenko'nun tarımcılık deneyleri gıda üretiminde ortaklaştırmayla birlikte gelen düşüşü artırarak felaket getirdi. Sovyetler Birliği'nde biyolojinin gelişimi onun aptalca fikirleri yüzünden 1960'lı yılların ortalarına dek gecikti ve Maocu Çin'de etkisi daha da uzun sürdü.