Hüseyin Cahit Yalçın'ı Nasıl TANIRSINIZ?!
Hüseyin Cahit Yalçın, uzun yaşamının çok önemli bir kısmını siyasetin içinde geçirdi. Doğuda bunun bir şans mı, yoksa bir talihsizlik mi olduğu sorulmaya değer bir so-rudur. Ancak yanıtlanması kolay değildir. Yalçın, her iki yanıtın da kendisine yeteri kadar argüman bulabileceği zengin bir siyâset tec-rübesi geçirmiştir. Gazetecidir, ama gazeteciliğin nerede bitip, siyasetin nerede başladığının pek belli ol(a) madığı, aradaki sınırın belli belirsiz kaldığı bir geleneğin iyi bir örneğidir. Gençlik yıllarını bir edebiyatçı olarak tamamladığı söylenebilir. Kendisinin ve döneminin edebiyat yaşamını, ilk kez 1935 yılında yayınlanan, Edebî Hâtırâlar adlı kitabında canlandırmıştır. Yalçın'ın yaşamında edebiyattan siyasete kayışın önemli bir dönüm noktası olduğu kabûl edilirse, gerçi edebiyat ile siyaset arasındaki yakın ilişkiyi de gözden uzak tutmamak gerekir, ama bunu şimdilik bir tarafa bırakıyorum, İkinci Meşrûriyet'in ilân târihi olan 1908, her bakımdan önemlidir. Yalçın, İkinci Meşrûtiyet'in başından itibaren on yıl boyunca Tanin gazetesinde, iktidar parti-sinin (neredeyse) resmî yayın organının başında, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin milletvekili olarak bulunacaktır. Yalçın'ın bu dönemi anlatan Siyasal Anılar'ı zikre değerdir.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
1000Kitap
Yazarlığın sıklıkla yalnızlıkla dolu bir iş olduğu söylenir. Hayal kurarken tek başımıza geçireceğimiz saatler, kendimizi bir odaya kapatıp yazarken dışarıdaki dünyadan ve sevdikle­ rimizden ayrı kalacağımız günler, haftalar, aylar ve yolun so­ nunda başarıya ulaşsak bile okurlarımızla kuracağımız iletişi­ min kısıtlı ve kısa olması ... Fazlaca sosyal bir iş değil yazarlık, bu doğru, lakin yazma serüvenini paylaşmak isteyenler için pek çok kaynak var artık etrafımızda. Dünyanın her yerinden katılımcıları olan bir "Kasım Ayında Roman Yazmaya Başlayanlar Kulübü" var mesela (NaNoWrimo) ve hem yüz yüze hem de İnternet üzerinden faaliyet gösteren sayısız kitap kulübü. Çevrim dışı ve çevrimiçi katılabileceği­ niz ve edebiyat sever yeni insanlar tanıyabileceğiniz yaratıcı yazı atölyeleri de cabası. Yine de yazmayı sosyalleştirmenin kuşkusuz en kadim ve de en zevkli yöntemi, bir başka yazarla ortaklaşa üretmek. Sıradaki egzersizimiz bu pratik ile ilgili.
Sayfa 85 - Pinhan yayınları 2025
Deneme, İnceleme, Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dear NASA
How are you? We OK! But we have a problem. We have a big problem. We have a very very big problem. Me and Leyla (she is a my -girl- love) we can not come together. No together. So, impossible love. Love story. Giant's love. Like Shrek. Do you know Shrek? Anyway, if Leyla and I can together, it will be the end of World. I can hear that you say "oh my god!" We are the main causes of naturel disasters. Ups! Sorry :( But mukadderat (I can not translate it) I think that you have to help us. And if you save us, you save the World. Yes, it's weird. We want to buy spaceship from you. Leyla and I go to another planet by this spaceship. We will be happy there. If we have a child we will give your name to him or her: NASA! You happy? This spaceship is our bride car. I look forward to hearing from you soon. And İsmail Abi says that you don't work hard. Because sıyırırsın. Best regards Mecnun Ç. and İsmail A.
Alıntı
Bugünün insanı, her türlü çılgınlığı denemeye çalışıyor, denedikçe de susuzluğu daha çok artıyor. Tıpkı deniz suyu gibi... Türkiye'deki insanlar evi, mo-derniteyle tanıştıktan sonra unuttular. Şimdi evlere dönmek istiyorlar, fakat dönemiyorlar. Evi tekrar ihya etmeliyiz. Ben matbuattan, günümüz deyişiyle medyadan birtakım haberleri takip ediyorum. Çocuklar neden böyle, ebeveynler neden böyle diye bazı haberler okuyorum. Tüm bu çatışmamız, evi unutma-mızdan kaynaklanıyor. Hâlâ birtakım torunlar, torunların ço-cukları postmodernist akımın maskarası olmuş durumdalar; ama buna rağmen kendi köklerine ve evlerine bağlılıklarını gösteren birtakım simgeleri de üzerlerinde taşıyorlar. Evin ne olduğunu tekrar hatırlayıp evlere dönmemiz lazım; çünkü dışarıda kurguladığımız hayat bize ait değil. Biz dışarıda Ame-rikan hayatı kurguluyoruz ve dahası da bunu fark etmiyoruz.Halbuki biz, evde bir hayat kurgularsak o hayat kesinlikle dışa-rı yansıyacaktır. Böylece biz de kendimize ait bir hayat biçimini toplumsal manada yaşamaya başlarız. Bunun nüvesi, temeli, kökü, tohumu evde atılır.Modern dünyada aile biraz kuşatılmış durumda ve modern kapitalist toplumun dinamiklerinden çok etkileniyor. Ben bu duruma bir tür "taşeron ebeveynlik" diyorum. Anne babanın bizatihi kendisinin yapması gereken işler bile ya bakıcılara ya da öğretmenlere devrediliyor. Her iş için birisi tutuluyor. Hat-ta çocuklara bisiklet binmeyi öğreten kurslar ve hocalar var. Geçtiğimiz yıllarda bununla ilgili bir sunum yapmıştım. Bir ço-cuk bisiklete binmeyi babasından ya da annesinden öğrenerek zenginleşir aslında. Mesele sadece o beceriyi kazanmak değil-dir; o beceriyi ona aktarırken çocukla birlikte zaman geçirmek, aynı anı paylaşmak, o anda derinleşmek, bir yakınlık kurabil-mek ve o birlikte geçirilen demleri çocuğun
SÖ: Afganistan yüzlerce yıldır İslam ile yaşıyor. Budist tapınaklar hep vardı, ancak hiçbir Afgan bu tapınakları yok etmeyi düşünmedi. Ancak, Batılı entelektüeller farklı bir akıl yürütme tarzı benimsedi. Kendi eksikliklerini görmek yerine, başkalarının sahip olduklarını baltalamaya yöneldiler. Bizim yapmamız gereken, bu manipülasyonlara aldırmadan istikametimizi korumak. Tevfik Fikret'in de dediği gibi: "Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin." KS:Anadolu'nun kültürü, irfanı ve bilgeliği büyük bir mirastır. Ancak, zaman zaman bu değerlere karşı duyarsız hale geliyoruz. Oysa türkülerimiz bile bu irfanın birer parçasıdır: Bu dağlar kömürdendir/Geçen gün ömürdendir / Feleğin bir kuşu var / Pençesi demirdendir/ Bu yol Pasin'e gider / Döner tersine gider/ Şurda bir garip ölmüş / Kuşlar yasına gider. Bu eserler, bu toprakların duygusunu ve hikayesini anlatır. Biz, çok zengin bir mirasın üzerinde oturuyoruz. Ancak bu miras bazen gerilimlere ve aidiyet krizlerine yol açabiliyor. Kimi insanlar kendilerini buraya köklenmiş hissetmek istemiyorlar. Daha kozmopolit daha dünya vatandaşı olarak yaşamak istiyorlar. Oysa biz kendimizi bu toprağa ait hissediyoruz; burada kök salmak, "kökü mazide olan ati" olmak istiyoruz.. SÖ: bu noktada ciddi bir yanılsama var . Menfaatine birazcık dokunun , iş bitmiştir .”Dünya vatandaşıyım" diyen insanlar, menfaatleri sarsıldığı anda gerçek yüzlerini gösterirler. Bunu defaatle deneyimledim. Rahat zamanlarda, bolluk içinde, "Sen de benim vatandaşımsın" diyerek cömert davrananlar, şartlar değiştiğinde aynı tavrı sürdüremezler.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Doğumla ilgi bilgi ve algılarımız o kadar kötü durumda ki ..
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı'nın son yıllarda doğumların mutla- ka hastanede olması gerektiğine dair oluşturduğu politikalar so- nucu, ev doğumu yasak gibi algılanıyor.7 Peki, evde gerekli tıbbi yardımı yapabilecek donanıma sahip ebe ve/veya doktor ile ev doğumu neden mümkün olmasın?