"Ölenle ölünür mü? Ölünürmüş,anladım. Bütün sözler manzarasız, kör, sağır, soğuk, şimdi çimento sıvalı bir Osmanlı penceresi gibi ruhsuz bir duvara nasıl dönermiş,bildim sonunda...Sıcakta tüten buz gibi eriyor içim..."
"Ne zamana dek yaşayacağım," diye düşünüyordum, "ne zamana dek bu yeryüzünün, havanın, sessizliğin ve çiçek açmış portakal ağacının kokusunun tadını çıkaracağım?"