İmren Demir

Hangi aydayız şimdi? Mart mı? -diye sordu. Evet, martın sonundayız. Dışarısı çamurlu mu hâlâ? Hayır, pek değil. Bahçede patikalar bile belirdi. İvan Dmitriç sanki uykudan yeni kalkmış gibi kızarmış gözlerini ovuşturdu. Şimdi at arabasıyla kırlara çıkmak, sonra da evine, sıcacık ve rahat odana dönmek... Bir de baş ağrısından kurtulabilmek için düzgün bir doktora görünmek ne guzel olurdu. Uzun zamandır insan gibi yaşamıyorum. Burası iğrenç bir yer! Tahammül edilemeyecek kadar iğrenç! Dünkü heyecanından sonra yorgun düşmüştu, durgundu; isteksizce konuşuyordu. Parmakları titriyordu ve başının çok ağrıdığı yüzünden okunabiliyordu. Andrey Yefimıç: Sıcak, rahat bir oda ve bu koğuş arasında hiçbir fark yok, -dedi.- Insanın huzuru ve memnuniyetı dışarıda değil, içindedir. - Nasıl yani? Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan, yanı bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur. Gidin de bu öğretiyi sıcacık, turunç kokan Yunanıstan'da yayın. Söyledikleriniz bu iklime göre değil. Kımınle Diyojen hakkında konuşmuştum ben? Sizinle, değil mi? - Evet, dün benimle konuşmuştunuz. - Diyojen'in bir odaya da, sıcak bir eve de ihtiyacı yoktu. Bütün bunlar olmadan da orada hava sıcak zaten. Gıdıp bir fıçının içinde uzanıp portakal ve zeytin yıyordu. Eğer Rusya'da yaşamak zorunda kalsaydı bırakın aralık ayını, mayısta bile bir oda isterdi kendine. Muhtemelen soğuktan iki büklüm kalırdı. - Hayır. Diğer acılar gibi soğuğu da hissetmemek mümkün. Marcus Aurelius, "Acı, acı hakkındakı canlı düşuncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikâyet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir," demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin ya da sadece düşünen, kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı
Sayfa 37·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Din Ve Kanun
Kanunların çokluğu ve kanun yapılmasının giriftliği, bir toplumda "çürümüş bir şeylerin olduğunu" gösteren güçlü bir emaredir ve artık kanun çıkarmaya son verilerek insan yetiştirmeye başlanması gerektiğine işaret eder. Toplumdaki bozukluk belli bir raddeyi geçtiğinde kanunlar kifayetsiz kalır. Adalet ya müfsit infaz memurlarının eline geçer ya da bozuk toplum tarafından açık ya da gizli şekilde 'kitabına uydurma gereci' hâline dönüştürülür.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Din
İnsan ve hakikat. İnsanlık tarihi bu iki kelimenin içinde yatıyor. İnsanoğlu durmadan hakikatı arıyor. Buluyor, âdeta bulduğuna inanamıyor ve yine arıyor. Kaybediyor, yine arıyor. Kimi zaman da hakikat gelip kendisini buluyor, ama, insanoğlu bunu küçümsüyor, önemsemiyor ve hâlâ gerçeği başka yerlerde arıyor.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Kendime geldiğimde Tebriz'in Kapalıçarşısında, zamanı ışığa çeviren kubbenin altında hâlâ Yasemen'in koluna tutunmuş duruyordum. "Hocam" diyor Yasemen, yüzüme bakarak. O kadar. Işık hevenginin altındaki halı dengine bakıyorum. Bütün bunları ben mi yaşamıştım? Bütün bunlara ben mi tanık tutulmuştum? O sırada "Gidelim mi hocam?" diyor Şahapzade. "Yarın yolcuyuz, erken kalkmak gerek." "Gidelim" diyorum. Yarın Taht-ı Süleyman'a doğru gideceğiz. Öyle mi? Ben çoktan gittim. Ama bir daha gidelim.
Sayfa 165·Kitabı okuyor
Nihat: "Ne istediğini bilsen canın sıkılmaz!" dedi. Ömer, yalvarır gibi cevap verdi: "Bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım..." Nihat güldü: "Gördün mü? Derhal sapıtıyorsun. Hayatta hiçbir şey uğrunda ölmek istenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim kendi yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun! Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hâkim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yaşamak...
Sayfa 45 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu