Özlemini çektikleri saygıya kavuşmak için insanların en sık başvurdukları çare dine sarılmak oldu. Dünyanın bütün büyük dinleri, en önemsiz kişinin bile ruhani bir değere sahip olduğunu söylüyordu. Yönetenlerin zorbalıkları, patronların hareketleri ve günlük hayatta karşı karşıya kalınan aşağılanmalar yalnız dış benliğe değip geçtiğinde, daha derinlerdeki inançların verdiği avuntu her şeye rağmen yerli yerinde kaldığında, bunlara katlanmak daha kolay oluyordu.
Tarih bize tekrar tekrar göstermiştir ki iktidarı ustaca kullanmayı bilenler, ancak aynı yeteneğe sahip olanlar tarafından yerinden oynatılabilirler ve bu da aynı sistemin sonsuza kadar sürüp gitmesine hizmet eder. Bugün eski usul politikanın insanlarda yol açtığı yılgınlık, ortak esenliğe ilgisiz kalmalarından değildir, ona katkıda bulunmanın güçlüğü karşısında, idealist politikacıların ideallerini çiğneyerek sahtekarlara ve prensiplerini çiğneyerek dogmacılara verdikleri tavizlerin değişmezliği karşısında neredeyse umutsuzluğa kapılmış olmalarındandır; iktidar savaşı insafsız bir savaştır çünkü müttefik edinmeden kazanılamaz.
Alkol ve kahve, söz konusu sınıf için belirleyici olan özellik ve yetenekleri harekete geçirirler. Kahve rasyonellik, ayıklık, bireycilik gibi özellikleri nasıl uyarıyorsa, alkol de kolektiflik ve dayanışma gibi proletarya erdemlerini uyarır.
… bir kurum bir kez yerleştikten sonra, o kurumdan zarar görenler bile ufak tefek de olsa ondan çıkar sağlamanın yollarını bularak kurumun ayakta kalmasına ister istemez destek verirler.
.. insanların yaşadığı en ağır başarısızlık duygusu, aslında yaşamış sayılmayacaklarının, bağımsız bir insan gibi görülmemiş olduklarının , onlara hiçbir zaman kulak verilmediğinin , fikirlerinin hiçbir zaman sorulmadığının , bir çeşit mal olarak , başka birinin mülkü olarak değerlendirilmiş olduklarının farkına varmaktı.