9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:38
“Bir şehrin sokakları unutulur; ama o sokaklarda yaşanmış acılar insanın hafızasına kazınır.” Bazı kitaplar vardır; onları okurken yalnızca satırları takip etmezsiniz, satırların arasına gizlenmiş hayatları dinlersiniz. Aksaray’dan Bir Perihan, benim için tam da böyle bir romandı. Kitabı elime aldığımda bir hikâye okuyacağımı düşünüyordum; kapağını kapattığımda ise insan ruhunun derinliklerinde dolaşmış, nice suskunluğa ortak olmuş biri gibi hissettim. Edebiyatın en büyük gücü, bize hiç tanımadığımız insanların acılarını kendi acımızmış gibi hissettirebilmesidir. Bu roman da bunu büyük bir başarıyla yapıyor. Perihan’ın hikâyesi aslında yalnızca Perihan’ın değil; hayalleri yarım kalan, sesini duyuramayan, kaderi başkaları tarafından yazılan insanların ortak hikâyesi. Bu yönüyle eser, bireysel bir yaşam öyküsünün çok ötesine geçerek toplumsal bir hafızaya dönüşüyor. Roman boyunca beni en çok etkileyen şey, yazarın insan ruhunu büyük bir dikkatle işlemesi oldu. Karakterler siyah ya da beyaz değil; tıpkı gerçek hayattaki insanlar gibi çelişkileri, pişmanlıkları, korkuları ve umutlarıyla var oluyorlar. Hiç kimse tamamen haklı ya da tamamen suçlu değil. Belki de hayatın en gerçek tarafı tam olarak burada saklı. Perihan karakteri ise uzun süre zihnimden çıkmayacak kadar güçlü yazılmış. Onun yaşadığı her hayal kırıklığında içim burkuldu, verdiği her mücadelede sessizce yanında yürüdüm. Bazen ona kızdım, bazen hak verdim ama hiçbir zaman kayıtsız kalamadım. Çünkü iyi yazılmış karakterlerin en belirgin özelliği budur; onları yalnızca okumaz, tanırsınız. Perihan da sayfalar ilerledikçe yabancı biri olmaktan çıkıp hayatın içinden tanıdığımız bir insana dönüşüyor. Aksaray yalnızca olayların geçtiği bir şehir değil; romanın görünmeyen kahramanı. Sokakları, insanları,
Edebiyat
Aksaray'dan Bir PerihanSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022281 okunma
3/10
·280 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Kusursuzca Kusurlu serisinin 4. kitabı Harabe Sırlar’ı da bitirdim ama açıkçası bu sefer biraz zorlandım. İlk üç kitapta seriye alışmıştım. Bu tür normalde çok okuduğum bir tür olmasa da kitapların hızlı akmasını, kısa sürede bitmesini ve kendini okutmasını sevmiştim. Hatta bazı eksiklerine rağmen seriye devam etme isteğim vardı. Ama Harabe Sırlar’da o akıcılık bile beni tam anlamıyla kurtaramadı. Bir ara kitabı yarıda bırakmayı gerçekten düşündüm. Sonra “madem seriye başladım, bari bitireyim” diyerek devam ettim. Yani bu kitap benim için keyifle akan bir okuma değil, daha çok kendimi zorlayarak tamamladığım bir kitap oldu. Kitap Isabella ve Luca’nın hikayesi üzerine kurulu. Yine mafyatik romantik drama türündeyiz. Anlaşmalı evlilik, yaş farkı, sahiplenici erkek karakter ve hafıza kaybı gibi türün belirgin dinamikleri var. Fakat bu sefer bu dinamiklerin işlenişi bana çok ikna edici gelmedi. En başta yaş farkı beni rahatsız etti. Yaş farkı teması tek başına benim için her zaman sorun değil; doğru işlendiğinde okuyabilirim. Ama burada Isabella’nın çok genç oluşunun sürekli hissettirilmesi ve Luca’nın da bunun farkında olup yine de kendi içinde gelgitler yaşaması beni hikayeden kopardı. Bir noktadan sonra romantik gerilimden çok rahatsız edici bir dengesizlik okuyormuşum gibi hissettim. Isabella’ya da tam bağlanamadım. Daha güçlü, daha akılda kalıcı yazılabilecek bir karakterken bence çoğu yerde fazla tek yönlü kaldı. Luca’ya karşı tavrı, kendini kanıtlama çabası ve ilişkinin ilerleyişi bana yer yer çok acele ve zorlama geldi. Luca tarafında da aynı sorun vardı. Bir yandan mesafe koymaya çalışan, bir yandan da çok hızlı şekilde başka bir noktaya savrulan bir karakter okumak beni ikna etmedi. Serinin kitapları zaten hızlı ilerliyor ama bu kitapta bu hız bana avantaj
Harabe SırlarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20241,527 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·559 syf.··
2026 19. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:14
Kitabı okurken de bitirdikten sonra de içinde net olan tek düşünce şu ki; Bu romanı gerçekten sevmedim! Yazarından dolayı sevmebilmek için çok neden aradım, ilk defa okuduğum bir yazar değil ve diğer kitaplarını severek okuduğum için bu romandan keyif almayışımın sebebini kendimde aradım sürekli. Ya da tam tersi romanın sonuna gelene kadar hep bir sonraki bölümde düşüncemin değişeceğine inandım. Ancak ne yazık ki olmadı.. Karakterlerle yeterince bağ kuramadım çünkü iç dünyalarına yeterince giremedim, her birine dışardan bakıyor gibi hissettim kendimi. Olayların da gerçek olamayacak kadar abartılı olması yine benim sevmediğim bir tarz. Bu eser başka bir yazara ait olsaydı günümüze kadar ulaşır mıydı emin değilim. Tasvir seven bir okur olarak bu romandaki tasvirler de beni yordu. Ayrıca müzikalini çok severek izlediğimi belirtmek isterim.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202635 okunma
Puan vermedi
Duayı Yeniden Keşfetmek “Dualar vardır, kayıp düşmemizi engelleyen… Dualar vardır, düşmüşsek hızla kalkmamızı sağlayan… Dualar vardır, musibetlerden muhafaza eden… Dualar vardır, acıların tetiklediği ümitsizlik, hüzün ve korku gibi olumsuz duyguları bertaraf eden…Dua, saadetlerin çoğalma sebebi, felaketlerin dalgakıranı…Sonsuz rahmet hazinelerinin anahtarı, tükenmez manevi kuvvetlerin çekim noktası…” Kendimi bildim bileli ne zaman dara düşsem, ne zaman çaresiz hissetsem hep duaya sığındım. Duanın gücüne her zaman inandım. Belki o an değil ama mutlaka bir şekilde cevabımı aldım. Kitapta geçen şu cümle de çok hoşuma gitti: “İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır.” Bence de kesinlikle öyle. Ne zaman Allah’a yönelsem, O’nun emrettiği ibadetlere sarılsam içim huzurla doluyor. Mecit Ömür Öztürk’ün her kitabını ayrı bir keyifle okuyorum. İnsana zaman zaman unuttuğu şeyleri yeniden hatırlatıyor. Bu yönü benim için çok kıymetli. Bu kitap da diğer eserleri gibi huzur veren, düşündüren ve manevi anlamda insana iyi gelen bir okumaydı. Gönülden tavsiye ederim. @mecitomurozturk Hayykitap Kahvekokulukitaplar1
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 2026100 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2018 73. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2018 00:00
Yitik Ülke Yayınları yayınlarından yazarın okuduğum üçüncü kitabı oldu #şeytandisko Müthiş etkilenmeme rağmen, diğer ikisiyle arasında bir seçim ya da kıyas yapamıyorum. İkisinin de beni benden alan 'en' leri vardı. Çocuk yaşta yaşadığı sezgileri, öngörüleri olan ve bunlara gereken anlamı veremeyen, hayatını bu şekilde sürdüren Deniz'in gözünden görüyoruz herşeyi. Ana karakterimiz Deniz olmasına rağmen, öngörüleri sayesinde her haliyle rüyalarıma giren Raşel karakteri oldu. (O nasıl bir kabustur, sadece okuduğum 'şeytan disko' satırları çığlık olarak nasıl gelir kulağıma, bu okuyucuya nasıl bu kadar net geçirilir, bize yazık değil midir sevgili @yaprinka ) (bu arada en çok şaşırmama neden olan karakterim Deniz'in babası, en "bi elime geçirsem" karakterim ise Levent oldu) Kızdığım, sorguladığım, kortkuğum yerler çok oldu ama, karakterlerin sağlamlığı sayesinde koptuğum yer olmadı kurguda. Deniz'in araştırmasına bayağı inandım mesela. Medyumla kurulan irtibat sahneleri çok gerçekti. Bir yerden sonra verilen şarkı listesini dinleyerek okumak daha çok heyecanlandırdı beni. O kadar çok kilit noktam var ki, ipucu vermeden anlatmakta zorlanıyorum. Kesin olan şey Yaprak Hanım çok güzel oynuyor aklımla sağolsun. Okuma fırsatı bulamadıysanız, hem çok içimizden satırları olsun, hem sevelim hem gerilelim diyorsanız buyurun diyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Şeytan DiskoYaprak Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2015314 okunma