İnsanlar içinde bir sana inandım
Bir seni sevdim kendimden başka
Uykularımın bölündüğü saatlerde
Sendin düşündüğüm soluk soluğa
Sivri bıçaklar gibiydin karanlığımda
Gözümü yumsam seni görüyordum
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşadığımız binlerce şeyden olsa olsa bir tanesini dile getiririz, onu da gelişigüzel ve hak ettiği özeni göstermeden yaparız. Dile getirilmemiş bütün o deneyimlerin arasında hayatımıza belli etmeden biçimini, rengini ve tınısını verenler de vardır. Bizler, ruhları araştıran arkeologlar olarak, bu hazinelere yöneldiğimizde, onların ne kadar dağınık olduklarını keşfederiz. İncelediğimiz şey, kımıldamadan durmak istemez, kelimeler yaşananın üzerinden kayıp gider, sonunda kâğıdın üzerinde bir sürü çelişki kalır. Uzun zaman, bunun bir eksiklik, üstesinden gelinmesi gereken bir şey olduğuna inandım. Bugünse durumun başka türlü olduğunu düşünüyorum: Bu bildik ama yine de gizemli deneyimlerin anlaşılabilmesi için geçerli çözüm yolu, dağınıklığı kabul etmektir. Kulağa tuhaf geliyor bu, evet, hatta aykırı, biliyorum. Ama olaya bu açıdan baktığımdan beri ilk kez gerçekten uyanık ve hayatta olduğumu hissediyorum.
Kitaplardan başımı kaldırmazsam ve onların dünyasından ayrılmazsam bu dünyaya dönmek zorunda kalmam diye inandım. Onun için de okudum, çok okudum, hep okudum, ne bulursam okudum. Okudukça uzaklaştım; dünyadan, insanlardan ve acılarımdan...
“Çocukluğumdan beri birilerinin beni sevmesi için öncelikle onları mutlu etmem gerektiğine inandım. İnandım demek yanlış olur gerçi. Sonuçta çocukken 50 yaşındaki bir filozof gibi hayatı sorgulayıp kendi inançlarımı şekillendirmiyordum. Bana ne öğretildiyse ona inandım, o yüzden cümleyi yeniden kurayım.
𝐵𝑢̈𝑦𝑢̈𝑟𝑘𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑟𝑖𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛𝑖𝑛 𝑏𝑒𝑛𝑖 𝑠𝑒𝑣𝑚𝑒𝑠𝑖 𝑖𝑐̧𝑖𝑛 𝑜̈𝑛𝑐𝑒𝑙𝑖𝑘𝑙𝑒 𝑜𝑛𝑙𝑎𝑟ı 𝑚𝑢𝑡𝑙𝑢 𝑒𝑡𝑚𝑒𝑚 𝑔𝑒𝑟𝑒𝑘𝑡𝑖𝑔̆𝑖𝑛𝑒 𝑖𝑛𝑎𝑛𝑑ı𝑟ı𝑙𝑚ı𝑠̧ı𝑚, 𝑐̧𝑜𝑔̆𝑢 𝑐̧𝑜𝑐𝑢𝑘 𝑔𝑖𝑏𝑖.”