İnceleme
7/10
·136 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:56
Sait Faik Abasıyanık’ın "Havada Bulut" kitabını okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil de, insanların hayatlarına uzaktan bakan sessiz bir gözlemci gibi hissettim. Kitap, birbirine ince bağlarla bağlı öykülerden oluşuyor ve olaylardan çok insanların ruh hâllerine, yalnızlıklarına, küçük sevinçlerine ve günlük hayatın sıradan görünen ayrıntılarına odaklanıyor. Sait Faik’in anlatımında en çok hoşuma giden şey, sıradan insanları olağanüstü bir dikkatle anlatabilmesi oldu. Bir sokak, bir köpek, bir mektup ya da kısa bir sohbet bile onun kaleminde bambaşka bir anlam kazanıyor. "Havada Bulut", hızlı akan bir olay örgüsü arayanlar için değil; insanı, duyguları ve hayatın küçük ayrıntılarını hissetmek isteyenler için yazılmış bir eser. Okurken bazı bölümlerde durup düşünme ihtiyacı hissettim. Çünkü Sait Faik, anlatmaktan çok hissettirmeyi tercih ediyor. İnsan sevgisi, yalnızlık ve yaşama dair ince gözlemler kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Benim için bu kitap, bir hikâye kitabından çok insan ruhuna açılan küçük pencereler gibiydi. Sait Faik’in samimi ve içten üslubunu merak edenler için güzel bir başlangıç olabilir.
Duygu ve Düşünce
Havada BulutSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,237 okunma
Puan vermedi
Kadın olmanın zorluğu kadının doğduğu coğrafyadan mı? Yaşananlar genlerle aktarılıyor mu? 3 kusak kadının yasadıgı zorluklar, içsel yolculuk psikolojik, çözülmeler oyle derın verilmiş ki... Bu aileye huzun sanki genlerle aktarılmış... Kadının kabullenişi içsel bir kırgınlığı fısıldıyor. İnsanın içindekileri dökmek ile sessiz kalmak arasında yaşadığı o ince çizgiyi 'anlatsam da bir şey değişmeyecek" duygusunu ya da tam tersi, anlatılanların aslında ne kadar hayati olduğunu vurgulamış. Fahriye'ye cok uzuldum, Emine'ye kızdım, Sevinç'in yerine koydum kendimi Murata asırı sınır oldum ama kitabın sonunda tüm dusuncelerim değişti... ben okurken anlatmadan nasıl durmuş ben olsam anlatmasam cıldırırdım dedım konuyla bir tezat olusturup okuyucuyu burdan yakalamış yazar Daha o en bastan zaten anlatılacakların ne kadar buyuk oldugu ipucunu vermiş Balıkesir de doğup buyuduğum ıcın sanırım kurgu benı yakaladı. Dili oldukça sade ama anlatılanlar derin... Bir yazarın kalemini hatırlattı bana okuyanlar mutlaka donsun bakalım doğru mu benzettim️
Anlatmasam da OlurduÖzlem Totan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20260 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·238 syf.··
2026 69. kitabı
Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyılın Konstantinopolis'inde, düşlerini bir atlasa dökerek dünyayı anlamlandırmaya çalışan İhsan Oktay Anar'ın felsefi ve fantastik dünyasını anlatır. Yazar, İhsan Efendi ve oğlu Uzun İhsan'ın maceraları üzerinden varoluşu, rüya ile gerçeklik arasındaki o ince çizgiyi, Osmanlı'nın yeraltı dünyası ve felsefi sorgulamalarla harmanlayarak eşsiz bir üslupla işler.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·438 syf.··
2026 62. kitabı
İnce Memed, Toroslar'ın amansız doğasında, köylüyü iliğine kadar sömüren zalim Abdi Ağa'ya karşı başkaldıran bir dağ köyü delikanlısının eşkıyalık destanını anlatır. Yaşar Kemal, haksızlığa ve zulme boyun eğmeyen Memed'in adalet arayışı üzerinden, Anadolu insanının direnişini ve epik yalnızlığını muazzam bir doğa tasviriyle epikleştirir.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 25. kitabı
Körlük, aniden yayılan beyaz bir körlük salgını üzerinden toplumun ne kadar kolay vahşileşebileceğini ve medeniyet dediğimiz şeyin aslında ne kadar ince bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor. José Saramago, herkesin kör olduğu bir dünyada ahlakın, vicdanın ve görme yetisini kaybetmeyen tek bir kadının o ağır yükünü çarpıcı bir sadelikle anlatıyor.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 24. kitabı
Stefan Zweig bu uzun öyküde aslında bizi bir doktorun odasına oturtup, onun en büyük sırrına ve utancına ortak ediyor. Olay şu: Tropiklerin o boğucu, insanı delirten sıcağında tek başına kalmış bir doktor var. Bir gün kapısını kibirli, gizemli ve yardıma muhtaç bir kadın çalıyor. Doktorun içindeki o bastırılmış güç arzusu ve gurur, kadının o asil duruşuyla çarpışınca işler çığırından çıkıyor. "Amok" aslında Malezya kültüründe bir tür cinnet cinayeti; kişinin gözü dönmüş bir şekilde, önüne geleni yok ederek, ta ki kendisi de ölene kadar delice koşması demek. Zweig, bu fiziksel deliliği alıyor ve bir insanın saplantı anına uyarlıyor. Doktor, kadına yardım etme (veya ona sahip olma) arzusuyla öyle bir Amok koşusuna başlıyor ki, ne kariyer kalıyor, ne mantık, ne de ahlak. Kısacası kitap; bir insanın mantığını, statüsünü ve tüm fren mekanizmalarını tek bir saniyede kaybedip, kendi sonuna doğru nasıl körü körüne koşabileceğini anlatıyor. Hepsinden öte, o kurtarma ve yok etme arzusu arasındaki o çok ince çizgiyi gösteriyor.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma