VAKA DOSYASI NO: 09 Mefisto Kulübü
6/10
·322 syf.··
2022 14. kitabı
Suç Mahalli: Yılbaşı gecesi Boston'da vahşice katledilmiş bir kadının evi ve duvarlara kanla çizilmiş antik, tekinsiz semboller. Şüpheliler: Kendini dünyadaki "saf kötülüğün" bir elçisi olarak gören ve kurbanlarını şeytani ritüellerle seçen gizemli bir katil. Soruşturma Ortakları: Gerçekçi delillerin peşindeki Dedektif Jane Rizzoli, cesetlerin anatomisini çözen Dr. Maura Isles ve kötülüğün tarihini araştıran elit/gizemli bir topluluk: Mephisto Kulübü. ​Edebi Dedektif Raporu: Kötülük sadece psikolojik bir sapma mıdır, yoksa insanlık tarihi kadar eski, genlerimize işlenmiş ruhani bir virüs mü? Tess Gerritsen bu altıncı dosyada çıtayı sadece adli tıbba değil, teolojiye, mitolojiye ve saf kötülüğün felsefesine kadar yükseltiyor. Uçurum, serinin en karanlık ve atmosfer olarak en ağır kitaplarından biri. ​Hikaye, bir cinayet mahallinde bulunan antik sembollerle başlıyor ve bizi İncil'deki düşmüş meleklere (Nefilimler) kadar uzanan bir gizemin içine çekiyor. Jane Rizzoli her zamanki gibi bu doğüstü gibi görünen olaylara rasyonel ve şüpheci yaklaşırken, Dr. Maura Isles kendini Mephisto Kulübü’nün karizmatik ve gizemli üyelerinin arasında, ahlaki bir uçurumun kenarında buluyor. Gerritsen, okuyucuya polisiye bir takibin ötesinde, "İnsanın içindeki kötülük sınır tanımazsa adalet bunu nasıl cezalandırabilir?" sorusunu sorduruyor. ​Karar: Adli tıp detaylarının, satanik ritüeller ve antik tarihle birleştiği, okurken zihni fazlasıyla zorlayan, mistik soslu çok güçlü bir gerilim halkası. ​ Dünyada gerçekten 'saf kötü' olarak doğan insanlar var mıdır, yoksa kötülük sonradan seçilen bir yol mudur? Mephisto Kulübü'nün teorileri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Mefisto KulübüTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20143,677 okunma
“Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim?”
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 23:40
Okuma listemde uzun süredir olmasına rağmen Türk Edebiyatında Tarihsel Roman dersim aracılığıyla okumak durumunda kaldım ve iyi ki de öyle oldu. Bu kadar değerli bir kitabı yakın okuma yaparak, araştırmalar ışığında değerlendirerek okumak romanı çok daha iyi anlamamı sağladı. Burada da biraz teknik, biraz kurgusal inceleme yapmaya çalıştım naçizane. Buyrunuz efenim… Puslu Kıtalar Atlası, tarihsel bir roman olmasına rağmen klasik tarihsel roman anlayışından uzaklaşarak postmodern roman özellikleri taşımaktadır. Dolayısıyla geçtiği dönemin tarihsel gerçekliğini sunmak gibi bir amacı yoktur. Tarihi bir zemin olarak kullanır. Çok katmanlı bir yapıya sahip olan roman çerçevede Bünyamin’in maceralarını anlatırken birçok iç öykü de beraberinde aktarılır. Bu iç öyküler neredeyse her figürün sağlam bir temellerdirilmeyle romana dahil edilmesiyle sunulur ve okurun zihninde "bu kim?" sorusuna yer kalmaz. Kurgunun yanısıra bir de felsefi örüntü yer alır ki bu aslında romanın temel tezini vermektedir. René Descartes ‘in “düşünüyorum, öyleyse varım" cümlesinden, "düş görüyorum, öyleyse varım”a ve buradan da düşlerin gerçek, gerçeğin ise düşün ta kendisi olduğu fikrine varılır. Tüm bunlar Uzun İhsan Efendi’nin disüncelerdir ve romanın sonunda, yaşanan her şeyin onun düşleri olduğunu görürüz. Böylelikle okurun zihnindeki gerçeklik algısı tamamiyle sarsılmış olur. Bu anlatımdan anlaşılacağı üzere romanda bir "puslu" imgesi hakimdir. Anlatıcı belirsizliği düşler aracılığıyla yansıtır. Roman, uyku-uykusızluk ve hayal-gerçek çatışmasını leitmotif olarak tekrarlayarak sunar. Bununla birlikte bilgi, güç, kimlik arayışı gibi temalar da romanı şekillendirir. Romanda teknik olarak öne çıkan özelliklerden biri de pastiş kullanımıdır. "Rivayet edilir ki" ifadesiyle başlayan bölümler Doğu tipi
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Reklam
Kitabı Mukaddes
7/10
·1380 syf.··
2026 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:03
Not: Bu incelemede İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur, özellikle de İslam'a. Bu inceleme Hristiyanlık ve Yahudilik hakkındadır. Yani konunun İslam'la alakası yok, biz burada onları eleştireceğiz. Kitabı Mukaddes Nedir: Kitabı Mukaddes Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere 66 farklı kitapçıktan oluşan 1400 sayfalık ve uzun bir süreçte yazılan metinlerdir. Bu metinler ayrı ayrı değerlendirilmeli ancak bir o kadar beraber değerlendirilmelidir. Zira bu iki metinler topluluğu birbirleriyle bağlantılıdır. Kitabı Mukaddes'teki Eski Ahit 39 kitapken, Yeni Ahit ise 27 kitaptır. Eski Ahit'in ilk 5 kitabı Tevrat, Mezmurlar adlı bölümü ise de Zeburdur. Ancak bunlar dışında da farklı metinler vardır. Eski Ahit'te 5 adet yasa kitabı (Tevrat), 12 adet tarih, 5 tane bilgelik( Zebur kitabı bu kitaplar arasındadır.) 17 tane de peygamberlik kitapları vardır. Yeni Ahit'te ise 4 incil kitabı( Müjde Kitapları), Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektubları, genel mektuplar ve Yuhanna'nın Görümleri vardır. Şimdi bu metinlerde ne anlatılıyor, bunu inceleyeceğiz. Eski Ahit'te Adem'den başlayarak Malaki'ye kadar uzanan bir hikâyeler bütünü görürüz. Eski Antlaşma şu olayla imzalanır. Tanrı, İbrahim'e baba evi olan Ur kentinden ayrılmasını ve Filistin bölgesine göç etmesini buyurur. Zamanla İbrahim'in torunu Yakup, hilecilik yaparak Tanrı'nın desteğini ardına alarak ilk oğulluk hakkını alır ve daha sonra, Yehova'yla yaptığı güreşte Yehova'yı yener. Buradan da İsrail lakabını alır. Onun soyunu da İsrailoğulları denir. Yakup'un 12 oğlu vardır. Bunlar İsrail'in on iki kabilesenin atalarıdır. Musa'yla beraber Mısır'dan çıkan İsrailliler, ilk kitaplarını Musa devrinde yazmaya başlar. Bu kitaplara yasa kitabı denir. Bu kitabı eleştireceğiz ancak önce içerikten bahsedelim. İlk kitapta Musa'dan önceyi
Din
Kutsal KitapKolektif · Yeni Yaşam Yayınları · 2016514 okunma
MEĞERSEM GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANIRMIŞ
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
Aynadaki Kıyamet ve İçsel Şifa ​ "Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış" kitabını okurken Kur’an ayetlerinin ve sembollerinin, aslında iç dünyamı ve egomu çözümleyen muazzam birer rehber... Yazar ressam kimliğini öyle güzel devreye sokmuş ki; kelimelerle resim yapar gibi, ayetlerdeki kavramları zihnimde canlanan görsel sembollere dönüştürdü. Denizlerin birleşmesi, zeytin, incir veya nur gibi ifadeler benim için birer dini terim olmaktan çıktı; psikolojik evrelerimi anlatan birer metafora dönüştü. ​Özellikle Kıyamet Suresi üzerinden yaptığı analizi çok somut ve sarsıcı buldum. Buradaki astronomik olayları zihnimize uyarlamış: Dünyayı insana, Ay’ı zihne, Güneş’i ise hakikate benzetmiş. Kendi zihinsel kalıplarımı aradan çekip doğrudan hakikate baktığımda, zihnimin yapay ışığının sönüşünü ve egonun yönettiği o eski dünyanın yıkılışını hissettim. Yazar buna insanın kendi özüyle birleştiği "en büyük kıyamet" diyor ki çok doğru... ​Kitap boyunca anladım ki, dış dünyada şikayet ettiğim veya beni öfkelendiren ne varsa, aslında kendi içimde bastırdığım duyguların dışarıya vuran birer aynasıymış. Üstelik yazar sadece teoride de bırakmamış; son bölümde Felak, Nas ve İhlas surelerini gündelik hayatımın pratik alanına indirmemi sağladı. Bu sureleri ezbere okuyup geçmek yerine; gün içindeki korkularıma, zihinsel takıntılarıma ve içsel boşluklarıma birer merhem olarak nasıl konumlandıracağımı adım adım gösterdi. Tevrat, İncil ve kadim felsefelerle de bağ kurarak, yansıyan ışıklar farklı olsa da kaynağın tek olduğunu ve zihnimi sakinleştirdiğimde kendi içimdeki huzura ulaşacağımı çok naif anlattı. ​Ruhumu genişleten, şifa niyetine bir kitap oldu benim için.
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 20268 okunma
Herman Melville - Moby Dick
Puan vermedi·640 syf.··
2026 17. kitabı
Aslında esere bir romandan ziyade o dönemin balina tanıtım kitabı desem daha yerinde olurdu. Balinaların tarihinin, biyolojik özelliklerinin ve çeşitlerinin ele alındığı kısımların yanında hikayenin kendisi hem sönük hem hacimsiz kalmıştır. Eser balinalarla ilgili İncil ve Kur'an'dan çeşitli kişisel eserlere varan birçok alıntıyla başlar. Anlatıcı eserin baş kahramanı Ishmael'dir. Tam bir klasik özelliği olarak esere hacim yapsın diye tasvir ve tarifler uzun tutulur ancak bunu çok da sıkıcı bir şekilde yapmaz. Denizler ve denizcilikle ilgili döneminin bilinen neredeyse tüm özelliklerini vermiştir diyebilirim. Hâttâ o dönemde çeşitli yanlış balina tasvirleri gerçekmiş gibi kabul gördüğünden dolayı dönemde yaşayıp hiç balina görmeyenler için detaylı bir balina tasviri de yapar. Balinalarla ilgili bir olay geçtiğinde o duruma uygun verilebilecek bir bilgi varsa o dönemki bilgisiyle alıntı yaparak sanki bir dipnot gibi araya sıkıştırır hatta balinanın içini bile tasvir eder. Aslında bunu yaparken balinaları, özellikle de ispermeçet balinasını oldukça över. Eserin yazarı Melville iyi bir Hristiyan'dır, Yunus peygamberin kıssasından bahsederken bunu kendince bilimsel dayanaklara dayandırmaya çalışır ve inanmayanları kınar. Bir kısımda denizciler mürekkep balığı görür ve içlerinden biri "Mürekkep balığı varsa balina da vardır." der. Araştırıldığında bu balinanın temel besin kaynağının mürekkep balığı olduğu görülür yani verdiği bilgiler gerçekten tutarlıdır. Eser aralarında İstanbul'dan, fesli Türk denizcilerden, Osmanlı'dan Tarsuslu Aziz Pavlus'tan, Tatarlardan, Timur'dan bahsedilmesi böylesine meşhur bir klasik olması açısından beni mutlu etti. Davy Jones'tan da bahsedilir. Davy Jones ölen denizcilerin bekçisi ve denizlerin şeytani efendisi olarak adlandırılan mitolojik
Moby DickHerman Melville · Zeplin Kitap · 20207,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:30
"Şüphesiz Allah, müminlerden; canlarını ve mallarını, karşılığında onlara cenneti vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar; Öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah'ın kendi üzerine yüklediği bir ahittir. Allah'tan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun.! İşte bu, büyük bir kurtuluştur." (Tevbe Suresi, 111. Ayet)
Son DüşüşŞeymanur Önem · İtisam Yayınları · 202516 okunma
Reklam
Reklam