İnsanlar özne ve nesne olarak doğadan ayrılamazlar, doğanın bütünleyici parçalarıdır. Ne yazık ki yararcı ve sömürücü insan doğanın olumlu gidişini engellemiştir. Blake "İncil, Tanrı'nın Doğayı mükemmel biçimlediğini, fakat Öğelerin Kötülük Prensi ile doldurulduğu zamandan beri İnsan'ın Doğa düzenini bozmuş olduğunu söyler" diye yazar. Bu nedenle günahkâr durumdaki insanlar başlangıçta saf olan doğal düzene kişisel çıkarları ve zalimliği sokmuşlardır.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Düşünce
John Peter Eckermann
"Şansölye, Riemer ve Meyer, Goethe'deydi. Béranger'in şiirlerinden bahsedildi, Goethe bu şiirlerden birkaçını yorumlayıp, büyük bir özgünlük ve neşeyle okudu. Sonra söz fizik ve meteorolojiden açıldı. Goethe, hava raporu kuramı ile ilgili çalışmasını bitirmek üzereydi, bu çalışmasında barometrenin düşüşü ve yükselişinin tamamen yerkürenin etkilerine, yeryüzünün çekmesi ya da itmesinin ise atmosfere bağlı olduğu belirtiliyordu. Adı geçen yerküreyi Nürnbergli matematikçi Johannes Schöner 1534 yılında yapmıştır. Yazısız harita. Bkz. dipnot 2, a.g.e., s. 55. 519 Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar "Sayın bilginler, özellikle de matematikçiler," diye devam etti Goethe, "benim fikirlerimi gülünç bulmaktan geri durmayacaklardır ya da yapacakları olsa olsa kibar bir şekilde fikirlerimi tümüyle görmezden gelmek olacaktır. Niçin biliyor musunuz? Çünkü ben bu konunun uzmanı değilmişim." "Bilginlerin statükocu davranışları," diye karşılık verdim, "yine hoş görülebilir. Onların kuramsal yazılarına bazı yanlışlar nüfuz etmiş ve bu durum da böyle devam etmişse, bunun nedenini, onlar daha okul sıralarında otururken kendilerine anlatılan dogmalarda aramak gerekir." "Aynen böyle!" diye bağırdı Goethe. "Saygıdeğer bilginlerin Weimar'daki ciltçilerden bir farkları yok. Esnaf birliğine girmek için, kendilerinden istenen ustalık sınavı yerine geçecek örnek cilt, asla zamanın zevkine uygun, güzel bir cilt olmaz. Tam aksi olur! İki ya da üç yüzyıl önce moda olduğu gibi sert deriden yapılmış, hantal kapaklı, büyük formatta kalın bir İncil olması gerekir. İstenen şey saçmalıktan başka bir şey değil. Fakat zavallı çırak kendini sınavdan geçireceklerin aptal insanlar olduklarını söyleyecek olsa, tabii ki bu onun pek lehine olmaz."
Alıntı
Reklam
İslam'da iman ve ibadetin özünde Allah'a kulluk vardır. Ancak İncil'in iman mesajının özünde toprak vardır. İncil İsrailoğullarının vadedilmiş topraklarını merkeze alır ve bu topraklar için yapılan fedakârlıklar, onların ibadet anlayışının bir parçası haline gelir. Bu materyalist bakış açısı, İsrailoğullarının zihninde hala canlıdır.
Alıntı
Schopenhauer, "Din alegorilerle, efsanelerle ifade edilmiş, böylelikle de insanlık tarafından tamamen anlaşılması, sindiril­mesi sağlanmış hakikattir." Ama dar görüşlü din hocaları alegorilerle metaforları kişisel hataları ne­ticesinde tarihsel gerçeklerle karıştırdıklarında; ya da bu yönde eğitim vermek için kasıtlı bir seçim ya­parak, İncil'e özgü otorite anlayışını mantığın her türlüsünün yerine koyduklarında, bazı öğrencileri­ni konudan soğutma riskiyle de karşı karşıya kalır­lar.
Psikoloji
10 bilinç Okyanusu
YENİ DİNLERİN Afganistan mağaraları ya da Ortadoğu medresele-rinden doğması pek mümkün görünmüyor. Yeni dinler araştırma la-boratuvarlarında büyüyüp serpilecekler. Sosyalizm nasıl buhardan ve elektrikten müteşekkil bir kurtuluş vaadiyle dünyayı ele geçir-diyse, tekno-dinler de algoritmalara ve genlere dayalı bir kurtuluş vaadiyle dünyayı fethedebilir. Radikal İslam ve fanatik Hıristiyanlık üzerinde dönen tüm tar-tışmalara rağmen, dini açıdan dünyadaki en ilgi çekici yer IŞİD'in kontrol ettiği bölgeler ya da ABD'nin İncil Kuşağı olarak adlandı-rılan muhafazakar güneyi değil, Silikon Vadisi'dir. Yüksek teknoloji gurularının teknoloji odaklı, tanrısız bu yeni cesur dini işte burada mayalıyorlar. Mutluluk, barış, refah, hatta ebedi yaşam gibi kadim sözleri, ilahi varlıklar değil teknoloji aracılığıyla sunuyorlar. Üstelik tüm bunları ölümden sonra yerine bu dünyada vaat ediyorlar. Yeni tekno-dinler temelde ikiye ayırılabilir. Tekno-hümanizm ve veri dini. Veri dini insanların kozmik görevlerini tamamladığını ve artık meşaleyi yeni oluşumlara devretmesi gerektiğini öne sürer. Veri dininin hayallerini ve korkularınıysa bir sonraki bölümde tartışaca-ğız. Bu bölüm, insanı hâlâ yaratılışın zirvesi olarak gören ve pek çok geleneksel hümanist değere bağlılığını koruyan tekno-hümanizmin nispeten muhafazakar öğretilerine odaklanacak. Tekno-hümanizm
Sayfa 365·Kitabı okuyor
Yoluna koymuşum canı, Seversen İncil'i Furkan'ı, Kerem sevdi Ash Han'ı, O da gurbet ele düștü.
Alıntı
Reklam
Reklam