Puan vermedi·214 syf.··
2026 14. kitabı
Carlo Ginzburg’un mikro tarih akımının başyapıtı kabul edilen “Peynir ve Kurtlar"kitabını nihayet bitirdim. Uzun zamandır kitaplığımdayken neden bu kadar ertelediğimi sorgulatan, bittiğinde ise beni derin bir düşünce sarmalına iten muazzam bir eser oldu. Size biraz bu okuma deneyimimden ve kitabın bende bıraktığı izlerden bahsetmek istiyorum. Eğer tarih kitaplarının sadece kralları, savaşları, antlaşmaları ve büyük siyasi figürleri anlatması gerektiğine inanıyorsanız, bu kitap ezberinizi tamamen bozacak. Çünkü Ginzburg kamerayı "büyük" tarihten alıp, 16. yüzyıl İtalya’sında yaşayan, kendi hâlinde bir değirmenciye çeviriyor: Sıradan Bir Değirmencinin Sıra Dışı Kozmolojisi Menocchio, yaşadığı döneme göre okuma yazması olan, eline geçen her kitabı (İncil’den tutun Decameron öykülerine kadar) adeta yutarcasına okuyan bir köylü. Ancak onu asıl ilginç kılan şey, okuduklarını kendi hayal gücü, halk kültürü ve pratik mantığıyla harmanlayarak tamamen kendine has bir evren teorisi (kozmoloji) üretmiş olması. Kitaba adını veren o meşhur metafor tam olarak burada devreye giriyor. Menocchio’ya göre evren, başlangıçta kaotik bir çorba gibiydi; tıpkı sütün pıhtılaşıp peynire dönüşmesi gibi şekillendi. Peki ya tanrılar ve melekler? Onlar da tıpkı peynirin içinde kendi kendine üreyen kurtlar gibi bu maddeden türediler. Her şey bir kaostu... ve o kütleden tıpkı peynirde kurtların oluşması gibi bir kütle peynirleşti ve onlardan melekler çıktı..."i Dönemin Katolik Kilisesi ve Engizisyon mahkemeleri için bundan daha büyük bir sapkınlık (heresi) düşünülemezdi haliyle. Menocchio sadece bununla da kalmıyor; İsa’nın tanrılığını reddediyor, kilisenin zenginliğini eleştiriyor ve her dinin (Hristiyanlık, Müslümanlık, Yahudilik) eşit derecede değerli olduğunu savunuyor. 16. yüzyıl için bu
Peynir ve KurtlarCarlo Ginzburg · Metis Yayınları · 2021884 okunma
Puan vermedi·252 syf.·
2026 73. kitabı
Onu, Amsterdam’daki müzede huzurla keşfettim. Bir ismin çok ötesinde, renklere ve çüzgilere hükmetmeye çalışan, kırılgan ruhlu ressam. Ressam kimliğine bile 30’lu yaşlarında yeni yeni kavuşan biri üstelik.. Kendini ‘deli dahi’ olarak adlandırsa da, ruhsal bozukluğuyla hep uğraşmış, çözmeye çalışmış. Bunu en çok da kardeşine yazarak atlatabilmiş belki de. 27 Temmuz 1890’da kendini vurduğunda bile üzerinden Theo’ya ait son mektup çıkıyor sadece . Ölmüş bir ressam olmak, fikrinden bahsediyor son kez.. Her mektubunda İncil’den alıntılar var. Tanrı inancına vurgu yapıp, güçlü oluşunu da buna bağlıyor. Çok şükrediyor, çok güzel teslim oluyor.. böyle inançlı bir adamı intihara sürükleyen yolu merak ederek okudum tüm mektupları. Kardeşi Theo ondan sadece 2 yaş küçük. Bu sebeple belki de çok güzel dertleşiyor ona çok yakın hissediyor kendini. Kardeşi ona sürekli malzeme ve para gönderiyor, tablo satışlarına destek oluyor, ziyaretine gidiyor ancak içindeki boşluk yutuyor Vincent’ı. Ondan geriye kalan tablolar satılmıyor, 6 ay içinde Theo da kederinden ölünce eşi Jo koruyor tüm tabloları ve sonra da amcasının adını taşıyan Vincent Willem devralıyor bu aile yadigarlarını. Sergiler, müzeler derken.. onlara bir ev inşa etmek gerekiyor ve 1973’te 83 yıl korunan tablolar Van Gogh Müzesi’ne kavuşabiliyor..
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Abartılması gereken efsanevi bir roman
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 02:17
cennetin doğusu’nu okumalısınız hayatımda şuana kadar okuduğum en iyi kitaptı. ilk defa bir kitapta bu kadar yerin altını çizdim. iyi-kötü kavramlarını net çizgilerle ayırmayıp insanın içindeki karanlığı ve seçme özgürlüğünü her bölümde her satırda sorgulattı. tüm karakterler üzerinden varoluş sürecinin seçimi nasıl etkilediğinden insanın ne olduğu kadar ne olmayı seçebileceğini de düşündürdü. ilk başta modern habil kabil yorumlaması dendiğinde çok beklentiyle başladım ve beklentilerimi fazlasıyla sağladı. kitabın kutsal bir havası da var çünkü incilden ve kutsal metinlerden olaylara değiniliyor zaman zaman. kitabın ismi bile east of eden, aden bölgesi yani ademle havvanın cennette yaşadığı yer. kısacası defalarca tavsiye editorum John Steinbeck Cennetin Doğusu
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Kitap yorumum
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
KAVİM Kavim kitabının yorumuyla sizlerleyim. "Öldürmeyeceksin!" ama eğer birileri bu kutsal emri hiçe sayıp eski bir kilisede, haça çivilenmiş bir ceset bırakırsa? Üstelik cesedin göğsüne saplanmış antik bir Süryani bıçağı ve etrafta İncil’den fısıldayan ayetler varsa... Kavim kitabından bahsedecek olursam; Ahmet Ümit’in kült karakteri Başkomser Nevzat’ın en karanlık, en katmanlı ve bence en sürükleyici maceralarından biri olan Kavim, sadece bir cinayet anlatısı değil. İstanbul’un kadim sokaklarında, dinlerin, dillerin ve Ortadoğu’nun bin yıllık acılarının izini süren muazzam bir Mezopotamya panoraması. Kitap, Süryanilerden Nasturilere, kâdim halkların saklı kalmış tarihini polisiye bir kurgunun içine nakış gibi işliyor. Katilin peşinden koşarken kendinizi teolojik bir sorgulamanın, sadakat ile ihanet arasındaki o ince çizginin tam ortasında buluyorsunuz. Ali ve Zeynep’in dinamizmi, Nevzat’ın o bildiğimiz hüzünlü ve babacan bilgeliği bu kitapta da doruk noktada. Tarihi dokuyla polisiyenin bu denli kusursuz birleştiği çok az eser var. Eğer hala okumadıysanız, İstanbul'un gizemli dehlizlerinde kaybolmaya hazır olun. Tarihi gizemleri, dinler tarihini ve sıkı kurgulanmış polisiyeleri seviyorsanız Kavim mutlaka kitaplığınızda olmalı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın dostlar #neokudum #okudumbitti #kitapyorumu #AhmetÜmit #Kavim #BaşkomserNevzat #YapıKrediYayınları #sayfa439
Polisiye
KavimAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201920,7bin okunma
Kitap Hakkında İLGİNÇ Bilgiler.
Puan vermedi
"Margaret Mitchell" hayatı boyunca sadece bir roman yazdı ve bu eserle Pulitzer Edebiyat Ödülü kazandı.O dönemde bu başarı, kadın yazarlar için oldukça nadirdi ve edebiyat dünyasında büyük bir kırılma noktası oldu.️ Bir dönem ABD’de İncil’den sonra en çok okunan kitaplardan biri olarak gösterildi. Dünya genelinde otuz milyondan fazla basılarak büyük bir satış rekoru kırdı ve uzun yıllar boyunca sürekli yeniden basıldı. Peki bu romanı bu kadar özel yapan neydi? Rüzgâr Gibi Geçti profesyonel bir planla yazılmış bir eser değil; yazarın evde geçirdiği yıllar boyunca notlar alarak, parça parça oluşturduğu kişisel bir yazım sürecinin ürünüdür. Yani tek kitapla dev bir başarıdır. Roman, büyük bir tarih kırılmasının içine yerleştirilmiştir. Amerikan İç Savaşı ve sonrası Güney’in çöküşü sadece bir arka plan değil, hikâyenin merkezidir. Eski düzen yıkılırken insanlar sınıf değiştirir, hayatlar altüst olur ve hiçbir şey eskisi gibi kalmaz. Bu yönüyle tarihle insan psikolojisini iç içe geçirerek okura yalnızca bir dönemi anlatmakla kalmaz; o dönüşümün içindeki insanın kırılmasını, direnişini ve değişimini derinden hissettirir. Eserin unutulmaz olmasının bir diğer nedeni de gerçekçi karakterleridir. Scarlett O’Hara; güçlü, hırslı ve hayatta kalmaya odaklı bir kadındır. Rhett Butler ise özgür ruhlu, ironik ve derin bir karakterdir. Aralarındaki ilişki tutkulu ama çatışmalı, gerçek hayata yakın bir aşktır. "Rüzgâr Gibi Geçti" filme uyarlaması ise sadece başarılı bir film değil; sinema tarihinin en çok konuşulan yapımlarından biri olmuş, uzun yıllar gişe rekoru kırmış ve romanın etkisini daha da artırarak onu küresel bir kültür ikonuna dönüştürmüştür. Sonuç olarak Rüzgâr Gibi Geçti; sadece bir aşk romanı değil, tarih, kayıp, dönüşüm ve hayatta kalma hikâyesidir. Gerçekçi
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,139 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 2. kitabı
Kitabı iyerinde öğle aralarımda okudum. Kitap bir heyecanla akıp gidiyor . İyiyle kötüyü sana anlatıyor .incilden örnekler veriyor . Ön yargılı davranmak istemiyorum ama çok beğendinmi derseniz hayır okumasanızda bir şey kaybetmezsiniz . Okuyan bir arkadaşla sonunu tartışmak isterim sonu saçma bitti
Şeytan ve Genç KadınPaulo Coelho · Can Yayınları · 20205,9bin okunma