9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 199. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:38
En büyük hayaliniz ne bu hayatta ? Benimki eskiden beri dünyayı gezmek .Ama hep bir şeyler erteletti bu isteğimi. Bu kitabı okuyunca kendimden utandım .İnsan isteyince her şeyi yapabiliyor galiba .Önemli olan gerçekten istemek .. Dünyada coğrafi keşifler ,yolculuklar anlatılırken genelde erkekler anlatılır. Peki ya kadınlar ? İşte bu kitapta o kadınlar anlatılıyor bize.15.-16.yüzyillarda bile çok zor şartlarda hayallerinin peşinden giden kadınlar onlar . Sevdigi ugruna başka diyarlara yolculuğa çıkanlar, inanılmaz zorlu cografyalara gitmeyi kafaya koyanlar ,erkek kılığına girenler ,gemilerde çalışanlar...Gerçekten kitabı okuyunca bir kez daha anlıyorsunuz, kadın isterse her şeyi yapar .. İnanamadığım hikayeler , gelenekler okudum Avrupayla ilgili .Mesela onlarda da ergenliğe ulaşan kızlar evden boğaz eksilsin diye evlendiriliyor veya kucuk yaşta manastıra bırakılıyormuş.Oysaki hep Ortadogu ya atfedilir bu gibi durumlar.. Çok güzel bir araştırma kitabı olmuş gerçekten..Hayallerime sahip çıkma zamanım gelmiş galiba ... Kitapla kalın dostlar... Atlasın Kızları Oya Mumcuoğlu
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 202511 okunma
8/10
·404 syf.··
2026 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:35
Romanın ilk dört bölümünde aynı ailenin farklı dönemlerine tanıklık ediyoruz. Değişen evler, değişen yaşlar ve değişen şartlar olsa da değişmeyen bir gerçek var: İnsan, çocukluğunu geride bırakamıyor. Ekonomik sıkıntılar, aile içindeki ilişkiler, siyasal atmosfer ve geçmişin yükü yalnızca yaşanan olaylar olarak kalmıyor; karakterlerin düşünce dünyasını da sessizce biçimlendiriyor. İlk bakışta sıradan bir aile romanı izlenimi veren eser, "Teslim" bölümüyle birlikte bambaşka bir katmana taşınıyor. Sabri'nin bilinç akışıyla ilerleyen sorgulamaları; din, peygamberlik, yaratıcı, siyaset ve yönetim kavramlarını aynı düşünsel zeminde buluşturuyor. Böylece roman, yaşanmışlıkları anlatmanın ötesine geçerek insanın hakikati arama çabasını merkeze alıyor. Romanın en dikkat çekici yönü ise, "İnsan yetiştiği çevrenin ürünüdür." düşüncesini olduğu gibi kabul etmemesi. Sabri, çocukluğundan itibaren ait olduğu aileden farklı bir yol seçmeye çalışıyor; okuyor, sorguluyor ve kendi düşüncelerini kuruyor. Ancak geçmişinden bütünüyle kopamıyor. Çünkü insan, geçmişini geride bıraksa bile onun izlerini içinde taşımaya devam ediyor. Bunu en etkileyici biçimde hissettiren cümlelerden biri şöyle: "Küçükken daha henüz yeşerirken gelip basıyorlar üzerimize; sonra boy atarken bile canımız yanıyor." Bu cümle, çocukluğun geçip giden bir dönem olmadığını; insan büyüdükçe onun da birlikte büyüdüğünü anlatıyor. Sabri'nin geçmişine döndüğünde kendisini babasında ve dedesinde görmesi de bunun en güçlü göstergesi. Kaçmaya çalıştığı şey, aslında kimliğinin oluşmasında pay sahibi olan hafızanın ta kendisi. Romanın son bölümü yalnızca düşünsel sorgulamalarıyla değil, Sabri'nin yazma eylemine yönelmesiyle de dikkat çekiyor. Bu tercih, karakteri yalnızca yaşadığı hayatı anlatan biri olmaktan çıkarıp,
4 Hane 1 TeslimEyüp Aygün Tayşir · İletişim Yayıncılık · 2016299 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Allah rahmet eylesin, ecrini versin Mübarek insan.
7/10
·128 syf.··
2026 132. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:29
Aliya İzetbegoviç'in fikir dünyasının temel taşı 1969 yılında kaleme aldığı ve ertesi yıl kendi imkanlarıyla, zorlu şartlar altında Belgrad'da yayımlattığı, İslam deklarasyonudur. Bu eser, hacim itibariyle küçük olsa da, hem yerel ölçekte hem de dünya çapında etkili olmuş büyük yankı oluşturmuştur. Öyle ki, eski Yugoslavya'nın Tito rejimi tarafından açık bir tehdit olarak algılanmıştır. 1983 yılında Saraybosna'da görülen Genç Müslümanlar davasının en önemli delili olarak sunulmuştur. İslam deklarasyonunu kıymetli kılan; Saraybosna'da yaşayan bir Bosnalı tarafından kaleme alınmış olmasına rağmen, tüm İslam dünyasına hitap etmesidir. Aliya İzetbegoviç, sadece Yugoslavya müslümanlarının değil, tüm dünya müslüman halklarının sorunlarına dair tespitlerde bulunmuş ve reçeteler önermiştir. Bu tespit ve reçeteler bugün de geçerliliğini korumaktadır. Ali İzetbegoviç'in, 1983 yılında verilen 14 yıllık mahkumiyet kararı aleyhindeki kanun yararına bozma başvurusu yani ünlü savunması ise ilk kez Türkçeye kazandırılarak kitabın ikinci bölümünde yer almaktadır. Ancak ben bu ikinci bölümü tamamen okumadım çünkü genellikle hukuki süreçte yapılan ihlallerden bahsediliyordu.
1000Kitap
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Kuyu ve Sarkaç, klasik korku edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Ancak amacı okuyucuyu korkutmaktan çok, korkunun insan zihninde yarattığı etkileri göstermektir. Günümüzde psikolojik gerilim türünün temel taşlarından biri kabul edilir.
Alıntı
Kuyu ve SarkaçEdgar Allan Poe · Can Yayınları · 20223,622 okunma
Bizi biz yapan yaralarımızdır!..
Puan vermedi·416 syf.··
2026 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:17
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın içine yerleşir. Nietzsche Ağladığında benim için ikinci gruptaydı. Sayfalar ilerledikçe karakterlerin birbirini çözmeye çalıştığını sanırken, aslında kendi korkularımı, yalnızlığımı ve kaçtığım gerçekleri sorguladığımı fark ettim. En çok da şu düşünce zihnimde yankılandı: "İnsan gerçekten özgürlüğü mü ister, yoksa alıştığı acıyı mı? Çünkü özgürlük seçim yapmayı gerektirir; seçim ise sorumluluğu. Belki de çoğu zaman bizi zincirleyen şey kader değil, güvenli bulduğumuz korkularımızdır." Belki de bizi biz yapan şey mutluluklarımız değil, vazgeçemediğimiz yaralarımızdır. Bu kitap, cevaplar vermekten çok doğru soruları sormayı öğretiyor. Ve bazen tek bir soru, onlarca cevaptan daha ağır geliyor.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Kara Kış Beyaz Düş
10/10
·400 syf.··
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:10
Kara Kış Beyaz Düş Fatma Erdek Selam kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim sevgili Fatma Erdek'in Kara Kış Beyaz Düş kitabıyla geldim. Yazarın eline emeğine sağlık her zaman yeri bende çok ayrı olacak , kalemine sağlık. Yıllar önce okuduğum bu kitap da benim için ruhuma işleyen bir baş yapıt . Aradan geçen zamandan sonra yeniden okuyunca ,bu kez hikâyenin acısını çok daha derinden hissettim. Eskiden Zeynep'e dönüp "Neden sustun?" diye sormak isterdim. Şimdi ise suskunluğunun ardındaki çaresizliği görüyorum. Çünkü bazen insan konuşsa da duyulmuyor, haykırsa da anlaşılmıyor. Özellikle de bir kadınsa... Babasının şehit düşmesiyle başlayan eksikliği, annesinin Selim'le yaptığı evlilikle bambaşka bir karanlığa dönüşür. Dışarıdan bakıldığında saygın, başarılı ve kusursuz görünen Selim'in gölgesi, Zeynep'in gençliğinin ve hayallerinin üzerine çöker. Onun hayatına bıraktığı izler sadece bir kalbi değil, bir ömrü yaralamaya yeter. Güven Yüzbaşı'nın hayatına girmesiyle Zeynep için umut ışığı doğsa da geçmiş, peşini bırakmıyor. Kara kışlar insanın ruhundan kolay kolay çıkmıyor çünkü... Fatma Erdek bu romanında sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor; suskunlukları, yarım kalan hayatları, kadınların görünmeyen mücadelelerini ve insan ruhunun en kırılgan yanlarını anlatıyor. Ve sonra Akgül... Onun hikâyesiyle karşılaştığımda içimdeki sızı daha da büyüdü. Zeynep için bu, adeta bir milat olur. Geçmişin acı yüzü onu derinden etkilerken, Akgül'ün yaşadıklarıyla kendi yaraları arasında bir bağ kurar. Belki de ilk kez, geçmişinin yükünü omuzlarından indirmeye ve küllerinden yeniden doğmaya cesaret eder. Akgül için verdiği mücadele, Zeynep'in yıllardır taşıdığı acılara bir sünger çekme çabasıdır. Çünkü bazen başkasının yarasını sararken, insan kendi yaralarını da iyileştirmeyi
1000Kitap
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026387 okunma