8/10
·254 syf.·
2026 9. kitabı
Doğan Cüceloğlu bu kitapta bize aslında şunu söylüyor: Hepimizin içinde çocukluğundan izler taşıyan bir çocuk var. Bugün verdiğimiz tepkiler, kurduğumuz ilişkiler ve hissettiğimiz duyguların çoğu o yıllardan geliyor. Kitabı okurken insan kendi hayatını düşünmeden edemiyor. "Ben neden bu kadar çabuk kırılıyorum?" ya da "Neden sürekli onay bekliyorum?" gibi sorular akla geliyor. Yazar, bu soruların cevabını çocuklukta arıyor. Sosyolojik açıdan baktığımızda da aile çok önemli. Çünkü ailede sevgi, saygı ve güven gören çocuklar, topluma daha sağlıklı bireyler olarak katılıyor. Tam tersi olduğunda ise yaşanan sorunlar sadece bireyi değil, toplumu da etkiliyor. Bence kitabın en güçlü yanı, insanı yargılamaması. Sadece kendine dönüp bakmasını istiyor. Geçmişi değiştiremeyiz ama geçmişin bizi nasıl etkilediğini anlayabiliriz. Sonuç olarak İçimizdeki Çocuk, sadece psikoloji kitabı değil; insanı, aileyi ve toplumu anlamamızı sağlayan bir eser. Kitabı bitirdiğinizde en çok şu düşünce aklınızda kalıyor: Kendini tanıyan insan, hem kendine hem de topluma daha çok katkı sağlar.
İçimizdeki ÇocukDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 201710,3bin okunma
8/10
Gospodinov bu romanda aslında çok kişisel, bir o kadar da evrensel bir hikayeyi, kendi babasının yaşamını ve vedasını anlatıyor. Bir bahçıvan olan babası, hayatı boyunca toprağı işlemiş, domates ekmiş, çiçekleri büyütmüş, doğanın o sessiz ve bilge dilini öğrenmiş bir adam. Fakat amansız bir hastalığa yakalanıyor ve hayatının son günlerini yaşamaya başlıyor. İşte kırılma noktası da burada başlıyor; hayatı boyunca hep bir şeyler "yeşerten" ve var eden bir adamın, yavaş yavaş soluşuna şahit oluyoruz. Oğlu yani yazarımız, babasının yanına gidiyor ve onun son günlerinde refakatçisi oluyor. Birlikte geçirilen o son zamanlarda, babanın geçmişi, gençliği, komünizm döneminin Bulgaristan'ı, o dönemin yoksulluğu ama bir o kadar da güzel insan ilişkileri anılar arasından çıkıp geliyor. Kitap, babanın ölüm anına ve sonrasına kadar uzanıyor. Yazar, ölümü korkunç, karanlık bir canavar gibi anlatmıyor. Aksine, bir bahçıvanın toprağı işlemesi, solan bir çiçeği budaması kadar doğal, döngünün bir parçası olarak önümüze koyuyor. Kitap bize şunu hatırlatıyor: Bizler aslında hepimiz kendi hayatlarımızın bahçıvanıyız. Anılar ekiyoruz, dostluklar büyütüyoruz, bazen sevdiklerimizin gidişiyle bahçemiz darmadağın oluyor ama o toprak orada kalmaya devam ediyor. Okurken insan ister istemez kendi anne babasını, kendi çocukluğunu ve bir gün her şeyin biteceği gerçeğini düşünüp duruyor. Acıyı çok zarif bir şekilde anlatan, çok dokunaklı bir baba-oğul ve veda hikayesiydi. Bazı cümleler kalbimde ince bir sızıya neden oldu, gözlerimin dolmasına sebep olan cümleler vardı. Eğer şu sıralar melankolik bir dönemden geçiyorsanız, kitap sizi biraz daha içinize döndürebilir. Yine de Gospodinov’un o nahif, dert ortaklığı yapan üslubunu çok sevdim, bu kitap benim için tam anlamıyla kalbime dokunan bir
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyanın Gürültüsüne Çekilen En Zarif Rest
10/10
·376 syf.··
2026 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:17
Eğer kelimelerin bir ruhu varsa, Edip Cansever bu kitapta o ruhun anatomisini çıkarmış. "Şiiri Şiirle Ölçmek", edebi bir teoriden çok daha fazlası; insan kalbinin ve zihninin labirentlerinde kaybolmayı göze almış bir adamın, arkasında bıraktığı ekmek kırıntıları âdeta. Okurken satırların arasından sızan o zarif ama dik duruş, insana kelimelerin ne kadar güçlü birer silah ve şifa olabileceğini yeniden hatırlatıyor.Kitabın içinde yürüdüğümüz zaman Cansever'in bireyin yalnızlığı veya modern şehir hayatının insanı nasıl tükettiği üzerine çok keskin analizleriyle karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz bir olay Dünyanın gürültüsüne çekilen en zarif rest...Bu kitapta beni en çok büyüleyen ve içimi burkan şeyse, Cansever'in kendi başarısıyla olan savaşı oldu aslında. Herkesin bayıldığı, dilden dile dolaşan "Masa da Masaymış Ha" şiirinden köşe bucak kaçması, aslında onun ne kadar büyük bir vizyoner olduğunu gösteriyor. Aslında kendinden kaçarken şiire sığınıyor. Benim için bir şairin, kendi geçmiş başarısının altında ezilmeyi reddedip, sürekli daha zor olana, daha derin olana doğru koşması müthiş bir sanatsal ahlaktır. Dilerim daha nice kitaplarıyla göz göze gelmek düşüncesiyle, kitaplarınız ve huzurunuz bol olsun arkadaşlar.Keyifli okumalar dilerim. Her gününüz mutlulukla demlensin.
Şiiri Şiirle ÖlçmekEdip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 2009339 okunma
10/9 verdim Shakespeare Amca
Puan vermedi·154 syf.··
2026 289. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:40
Macbeth,iktidar hırsının insanı nasıl yavaş yavaş tükettiğini etkileyici bir şekilde anlatan, zamana meydan okuyan eserlerden biri.Shakespeare, Macbeth'in yükselişini ve ardından vicdanı ile hırsı arasında sıkışıp kalışını öyle güçlü işler ki,okur yalnızca olayları değil,karakterin iç dünyasındaki çöküşü de hisseder. Eserin en güçlü yönü,insan doğasına dair yaptığı evrensel gözlemlerdir.Güç arzusu,suçluluk duygusu,kader ve özgür irade gibi temalar bugün bile güncelliğini korur.Özellikle Lady Macbeth karakteri,hırsın insan üzerindeki etkisini gösteren unutulmaz figürlerden biridir. Shakespeare'in dili ve yoğun sembolizmi,özellikle klasik edebiyata alışık olmayanlar için okumayı zorlaştırabilir.Bazı sahnelerde diyalogların uzunluğu,anlatımın akıcılığını yavaşlatıyor hissi verebilir. Genel olarak Macbeth,yalnızca bir trajedi değil; güç uğruna verilen kararların insan ruhunda açtığı yaraları anlatan derin bir psikolojik çözümlemedir.Klasik edebiyatı sevenler için mutlaka okunması gereken eserlerden biri olsa da,sabır ve dikkat isteyen bir okuma deneyimi sunduğunu söylemek gerekir. Benim puanım 9/10.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,6bin okunma
Kitap, kitap gibi değil vasat gibi kokuyordu.
2/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:13
Kitabı alırken aslında istediğim şey, Gazali, Farabi gibi ünlü alimlerden esinlenmek, ve onlar aracılığıyla hakikati aramaktı. Lakin okurken tam bir hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Madem kitap Farabi'nin değildi. Sadece Farabi'nin üç beş ünlü sözünü koca bir sayfaya yazacaktınız o zaman neden yazarı Farabi'ymiş gibi kitaba bastığınızı merak ediyorum doğrusu. Bu bir insan aldatmacasıdır halbuki kitapta basit ve sıradan düzeyde insanı aldatmanın ahlaken uygun olmadığını dile getirmişken bunu yapmak çok gülünç doğrusu. Farabi'yi inceleyen kişinin yazı dilini beğenmedim. Oldukça bayağı, tekdüze ve hatalarla doluydu. Üstelik kitabın editörü birçok kelimeyi yanlış yazmış. O duruma da ayrı sinirlendim. Benim için bu kitap para ve zaman istafından başka bir şey değildi. 2 puanı da Farabi'nin içerikle alakası olmayan sözlerine verdim. Ona saygımdan yani yanlış anlaşılmasın. Genel olarak vasat bir kitaptı. Almanızı tavsiye etmiyorum.
Farabi - Var mısın ki Yok Olmaktan Korkuyorsun?Mesud Topal · Destek Yayınları · 20209,3bin okunma
Çocukluktan kalan yaralar
Puan vermedi·336 syf.··
2026 8. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan tam da böyle bir eserdi. İlk sayfasından itibaren gizemin içine çekilirken, sayfalar ilerledikçe asıl yükün insanların taşıdığı görünmez yaralar olduğunu anlıyorsunuz. Jason’ın çocukluğundan bugüne uzanan acıları, kayıpları, yalnızlığı ve içinde büyüttüğü öfke insanın yüreğine dokunuyor. Roman, çocukluk travmalarının bir ömrü nasıl şekillendirdiğini, sevginin eksikliğinin insan ruhunda ne kadar derin izler bırakabileceğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Her gerçekle birlikte karakterleri daha iyi anlıyor, onları yargılamak yerine acılarına ortak oluyorsunuz. Gerilim ve aksiyon hiç düşmese de kitabın en unutulmaz yanı, insanın kalbine dokunan o derin duygusuydu. Son sayfayı çevirdiğimde geriye sadece çözülen bir gizem değil; uzun süre zihnimden çıkmayacak hüzün, empati ve ‘keşke’lerle dolu bir hikâye kaldı.
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç NolanMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2024162 okunma