6/10
·680 syf.··
2026 36. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 04:31
Bu kitapla ilgili söyleyeceklerim biraz karışık ama sonucu net: Son popüler kitap bükücü olarak bu kitabı beğenmedim. 615 sayfalık bir kitabın 150–200 sayfasını beğenince o kitabı beğenmiş olmuyorsun. İlk 350 sayfa zaten zulüm gibiydi. 5 puan verip bırakmayı ciddi ciddi düşündüm. Sürekli “nasıl bitecek bu” diye okudum. En büyük problem anlatımdaydı. Aşırı gereksiz detay vardı, resmen “kalktım, gittim, geldim” anlatımı. Üstüne bir de inanılmaz tekrar var. Anladık, annen öldü. Motivasyonun bu. Gerçekten ilk söylediğinde anlıyoruz, bunu yüzlerce kez söyleyince daha etkileyici olmuyor. Yazarın kalemi bana hiç geçmedi. Çeviri de kötüydü, onu ayrıca söylemem lazım. Saçma sapan kelimeler vardı, bazı cümleler kulağa hiç oturmuyordu. Belki bir kısmı çeviridendir ama bence sadece o değil, yazarın dilinde de ciddi bir sıkıntı var. Bir de şu var kitap benim için tam anlamıyla -Özge’nin diyalogları beğenmediğinde söylediği meşhur kelimeyi kullanıcam - cringe bir kitaptı. Türkçede tam karşılığı yok ama en yakın haliyle yapay, zorlama, insanı içten içe rahatsız eden diyaloglar diyebilirim. Mesela 30 küsur yaşında bir karakterin söylediği bazı cümleler gerçekten inandırıcı değil. “Baş belasıydı. Ama artık benim baş belamdı” tarzı bir ifade, o yaşta bir karakterden çıkınca ne bileyim saçma işte. Bu sadece bir örnek, kitapta böyle çok an var. Smut kısmına da değinmeden geçemeyeceğim. Yaklaşık 400. sayfada giriyor ve 20 sayfa sürüyor. Gereksiz uzun. Aşk dediği şeyi neredeyse direkt fiziksel çekime indirgemiş gibi. Bana göre değildi. Kitap 420’den sonra açılıyor. -zahmet olmadı inş-Gerçekten açılıyor. Olaylar hızlanıyor, bir şeyler çözülmeye başlıyor, tempo yükseliyor. Ama neye fayda benim kanım çekildi bir kere… En çok sinirlendiğim noktaya gelirsek konu aslında çok iyi.
NocticadiaKeri Lake · Independently Published · 0261 okunma
10/10
·64 syf.·
2026 5. kitabı
elimdeki bu eser, her gün beş vakit namazın ardından okuduğumız ayete'l-kürsi'nin mahiyeti, önemi ve mevcut ayet veya dualardan farklı oluşu ile ilgili anlaşılır, akıcı, kısa ve öz açıklamalarla yazılmış küçük ama değerli bir şaheser. malumunuz olduğu üzere ayete'l-kürsi'nin günlük hayatımızdaki önemi yadsınamaz. özellikle her vakit namazın ardından olmak üzere imanı güçlü kılmak, şeytanın vesveseleri ile ins, cin ve hasetçilerin şer ve nazarından korunmak, kalbin inşirahını diri tutmak, afetlerin ardından sekinet bulmak niyetiyle okuduğumuz ve tüm mucizeviliği ile kendisiyle kuşandığımız hemen hemen tüm müslümanların dilinde pelesenk olan müthiş bir kalkandır. ayete'l-kürsi, müslümanın hayatını nurlandırması, gönlünü ve gününü güzelleştirmesi için kaçınılmaz bir mesajdır. bu kendisi küçük ancak konusu büyük olan eserde ise bu mesajların hem epistemolojik hem de ontolojik olarak ele alındığına şahit olacaksınız. her gün okuduğumuz ayete'l-kürsi'yi daha yakından tanımak her bir kelimesi ile cümlesini derinden öğrenmek isterseniz bu eserin okunmaya değer olduğunu size hatırlatmak isterim. tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Din
Ayet-el Kürsi YorumuHaluk Nurbaki · Damla Yayınevi · 200213 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.··
2025 1006. kitabı
Cahit Zarifoğlu'nun İns'i: Kelimenin Eşiğinde Bir Mitin Fısıltısı Cahit Zarifoğlu'nun 1974'te yayımlanan İns kitabı, Türk edebiyatının prose sahnesinde bir anomali olarak belirir; şairin kaleminden dökülen bu öykü derlemesi, ne geleneksel hikâyeciliğin düz yollarında ne de modernist kurgunun labirentlerinde tam anlamıyla yer bulur. Askerlik günlerinde, yazarın onayı tam alınmadan kitaplaştırılan bu eser –ki Zarifoğlu'nun kendi ifadesiyle, belleğindeki uzun bir tasarımdan yalnızca bir kesit– yedi öyküyle (başta "İns" olmak üzere) okuru bir arayışın eşiğine bırakır. İns, adını taşıyan öykü etrafında dönen bu bütünlük, Zarifoğlu'nun şiirsel damarını prose'a taşır: Kelimeler burada, bir dua gibi içe kapanır, sessiz bir fırtına gibi açılır. Öykünün evreni, mitik bir kökenle başlar; isimsiz bir figür –İns, yani ete kemiğe bürünmüş insanlık– karanlık bir gecede doğar ve gündüzün ışığında hızla büyür. Yanına aldığı keçisi, eşi, beyaz saçlı ana-babası ve atıyla yola koyulur; bu yolculuk, yeryüzünün vahşi dokusunu –dağları, ovaları, ırmakları– bir keşif haritası gibi çizer. Zamanla, doğurgan bir toprağın sarsıntılarıyla üreme başlar, ateş keşfedilir, işaretler kelimelere dönüşür. Ancak bu ilerleme, bir doruk değil, bir kırılmadır: İns, çoğalan halkının arasında yalnızlaşır, uzlete çekilir ve en iç çadıra sığınarak "kelime"yi –mutlak hakikatin frekansını– yakalar. Öykü, bu kavrayışla bir kehanete evrilir; yeryüzü ve insanlar değişim emrine boyun eğer, azap ve hastalıkların habercisi bir kuşçu figürüyle gölgelenir. Zarifoğlu, burada Kafka'nın Değişimindeki ani çöküşü tersine çevirir: İns, hayvani kökenlerden ruhani ufka doğru bir yükselişi temsil eder, Gregor Samsa'nın trajik düşüşüne karşı Ademvari bir uyanışı. Temalar, Zarifoğlu'nun mistik damarından beslenir; oluşumun
Edebiyat & Roman
İnsCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 2020542 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2025 897. kitabı
Bir Yusuf Masalı: Varoluşun Şiirsel Labirenti Türk edebiyatının modern dönemeçlerinde, İsmet Özel'in kalemi, hem geleneksel formların izini sürer hem de bireysel varoluşun keskin sorgulamalarını dillendirir. 2000 yılında yayımlanan Bir Yusuf Masalı, şairin bu ikili gerilimi ustalıkla harmanladığı bir başyapıt olarak, okuru klasik mesnevi geleneğinin labirentlerinde dolaştırırken, çağdaş insanın yalnızlığına ve kaderine dair derin bir tefekkür sunar. Eser, 2021'de yeniden basılarak güncelliğini korumuştur; bu, Özel'in şiirinin zamana dirençli yapısını bir kez daha teyit eder. Bu inceleme, kitabın yapısal zenginliğini, tematik katmanlarını ve üslup özelliklerini ele alarak, onun edebiyatımızdaki özgün konumunu irdeleyecektir.Bir Yusuf Masalı, Erzurum yöresine özgü "Hüsnü Yusuf" masalından esinlenerek kurgulanmış bir manzum hikâyedir. Eser, geleneksel masal anlatımını şiirsel bir disipline dönüştürerek, Münacat, Naat, Sebeb-i Telif ve Dibace gibi giriş bölümleriyle başlar; ardından yedi babdan oluşan ana gövdeye evrilir. Bu bablar –Şivekâr’ın Çıktığıdır, Yusuf’un Kaçırılışıdır, Şivekâr’ın Yolculuğudur, Bir Yusuf Bir Şivekâr, Dönüş, İns-ü Cin ve Suyun Sızladığıdır– masalın ritmini belirlerken, İslamî sembolizmin yedi katmanlılığını (yedi kat gök, yedi büyük günah) çağrıştırır. Hikâye, yedi yaşındaki Yusuf'un üç cin (Haz cini Kızguran, Eylem cini Sarlanan, Ödev cini Gökleren) tarafından kaçırılmasıyla başlar; Şivekâr'ın bu kayıp çocuğun peşindeki arayışı ise, insanın kendi benliğine dönüş yolculuğunu simgeler. Masal, mutlu bir sonla değil, bitmemişlik hissiyle –suyun sızması metaforuyla– kapanır; bu, okuyucuyu kendi hikâyesini tamamlamaya davet eder. Özel, eserin telif sebebini aşk ve ahlak sorgusuyla açıklarken, dünyanın "ham"lığını dibace'de vurgular; böylece, masal
Hayata Dair
Bir Yusuf Masalıİsmet Özel · Şule Yayınları · 20122,857 okunma
Sonunda çıldırdım.
Puan vermedi
Ya kaç zamandır, bana ne, boşver, dedim dedim geçiştirdim ama sonunda bi post tepemin tasını attırmayı başardı. Açıcam ağzımı yumucam gözümü modunu açıyorum artık yeter. Cidden yeter yani, bu kadar bariz ortada olan bir gerçeğin hala görülmeksizin savunulması normal değil, geçiştiremeyeceğim artık. Ben bu seriyi ilk kez lisede, henüz basılmamış bir kuruyken wattpadde yayınlandığı bölümler kadarıyla okumuştum, geçen yıl son kitabı çıkınca da finalde ne oluyomuş diye merak ettim, kaldığım yerden devam edeyim dedim ve yıllar önce wattpadde okuduğum kadarının 2. kitabın ortasına kadar olduğunu tahmi ederek ikinci kitaptan başladım. Allahım yarabbim ergenliğimde nasıl bir rezilliği okuduğumu fark etmem bir yana okudukça kriz geçirdim. Ve nitekim benim sabrımın tasını taşıran post da tam da bu kriz geçirme sebebimle bağlantılıdır, bakın; bahsi geçen postta kurgu için "yok işte bu bi kurban ile katilin psikolojisini okuyucuya aktarma eseriymiş de, içindeki bütün o aşağılamalar, edizin kötü muameleleri ondanmış da öznur bunu bize çok gözel yansıtmış da..." argümanları sunuluyordu. Bakınız efenim, bu seri daha wattpadde amatör teri ile ergen kılları ıslanan bir kurgu iken yazar ve çevresi tarafından defaatle "bir kurban ve katilin cinayeti çözme yolculuğu" olarak tanıtıldı. Öznur mütematiyen 2. kitabı wattpaddeki halinden düzenleyip (ve ekleme yapıp, evet. ciddi farklılıklar katan yeni detaylar var) bastırana kadar kurgunun konseptinin bu olduğunu söylüyordu! Sürekli "yok işte cinayet çözülecek bekleyin falan filan"larla okuyucuyu yıllarca bekletti bu kişi ve sonradan Veyl yayınlandığında üstteki postta iddia edilen mevzu başladı. Bu kurgu SONRADAN psikolojik bir konsepte evrildi SONRADAN. Hatta öyle ki, ben veylin basıldığı yıl meraklanıp ilk kısımlarını okudğumda bu kurgu
Yabancı - VeylÖznur Yıldırım · Pegasus Yayınları · 20175,2bin okunma
9/10
·496 syf.··
2025 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 02:00
Baharat Yolu serisinin ikinci kitabı ve şu an final kitabına ihtiyacım var.. Bu seri tam bi RS çıkış ve epic fantasy severler için çok akıcı. İlk kitabı okuyanlar biliyor ki Imani Qalia’ya ihanet adı altında abisini arıyor ancak açığa çıkacak yeni şeylerden sonra hikaye bambaşka bir gerçekliğe sürüklüyor bizi. İkinci kitabı ise ilkine nazaran daha hareketli daha olaylı geçiyor. Ana karakterin içsel yolculuğu çok güzel yazılmış. En güzel şeylerden birisi de, yazım şeklinde bi değişiklik yaşıyoruz veee Taha’nın bölümleriyle karşılaşıyoruz. O kadar güzeldi ki hani şaka yapmıyorum sadece ona özel yazsa da okeydim ben ahahahss Imani’nin bölümleri hızlı okuyup hemen Taha’nın bölümlerine yetişmeye çalıştığım zamanlar oldu. Ve Taha üzümlü kekim.. bu kitapta bolca Taha’yı seveceksiniz, anlayacaksınız ve bu cümlelerle kalbinizi kıracaksınız. Ve bi diğer güzel şey, yazar karakterleri her kitaptaki gibi başlangıçta gelişmiş özelliklere sahip veya da harika vs yazmamış, biz gerçekten çok acemi ve ‘daha pişmemiş’ karakterlerle başlıyoruz hikayeye. Okudukça da asla keskin cümlelerle bu gelişimi analiz etmiyoruz aksine öyle güzel yedirmiş ki yazar biz karakterin gelişimini fark ediyoruz. Imani’nin beni kanser ettiği yerler vardı ancak yorum yapmayacağım yoksa baya spoilerlı konuşucam ahhahasd Bunun dışında ikinci kitabımızda çok fazla denizde vakit geçiriyoruz ve mitolojik daha fazla yaratık tasvirleri okuyoruz(ki harika). Genel olarak kitabı “Arabian Nights-Instrumental” dinleyerek okudum, eğer benim gibi epic fantasy müziksiz okuyamıyorsanız, kesinlikle bununla okunmasını şiddetle ve kalbimle tavsiye ederim! Atheer’in olduğu her sahneyi mavi post-it’ledim çünkü mavi post-it bende UMUT demekti :) Ve tabiki Amira’nın olduğu sahneleri de iç sesim ‘GO GIRL!’ çığlıklarıyla dolu okudum
Yılan DeniziMaiya Ibrahim · Olimpos Yayınları · 202522 okunma