2/10
·594 syf.·
2026 95. kitabı
Hala neden devam ediyorum bilmiyorum şu kizin ne olduğunu öğrenemedik bir türlü ve 5. Kitap sinirlerimi ziplatti full hapishanede geçti yine ve çoğu yeri atladım ne olacak diye bu kitaba da sadece göz attım ama devam etmeyeceğim mükemmel başlayıp nasıl batırılıra örnek olabilir bu seri. Merak edenler varsa diye yazıyorum. 5. kitap hapishaneden kaçış la geçiyor insan olan mason hep yeniyor ve bizim güçlü faeler vs hep yeniliyor. Hep işkence var hep bir hüzün kız güya güçlü ama sonuna kadar fos hicbir güç goremiyoruz.
Shadow LandsStacey Marie Brown · Twisted Fairy Publishing · 20224 okunma
Meçhule dair bir kaç kelâm
7/10
·272 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
Nobel ödüllü Fransız cerrah ve fizyolog Alexis Carrel 'ın eseri İnsan Denen Meçhul aslında ismiyle içeriği hakkında söylenebileceklerin bir hülasası niteliğindedir. Kısaca ifade etmek gerekirse kitap; , beden ve ruhtan müteşekkil, hakkında ne söylenirse söylensin hep gizemli bir yönü bulunan insana, uzman bir bilim insanının ve cerrahın gözüyle bakmamızı sağlıyor. İnsanı hastalıkta ve sağlıkta, fiziksel ve metafiziksel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alıp pek çok açıdan araştıran Carrel'ın bu eserinin; hepimizce malum olan bilgi ve deneyimler sunmanın yanı sıra ele aldığı konulara daha önce hiç bakmadığım açılardan bakmamı sağlayarak ufkumu açan bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Kitabın bende oluşturduğu en önemli farkındalık, son zamanlarda üzerinde özellikle düşündüğüm bir konuya dairdi: "İnsanın bir bütün olduğu ve parçalara ayrılamayacağı" fikri. İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyal bir yapısı olduğunu ve tüm bu boyutların mutlak surette birbirinden etkilendiğini belirten Carrel; bunlardan herhangi birinin aleyhine denge bozulduğunda, insana dair tüm sistemin olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Modern hayatın ve modern tıbbın eleştirisini yapan yazar, medeniyetin "ilerlemesinin" insanın doğası üzerindeki negatif etkilerinin veriler ve araştırmalarla altını çizerken, bu soruna dair kendi çözüm önerilerini de okuyucusuyla paylaşıyor. Her önerisinin parlak bir fikir olduğunu düşünmesem de bazılarını oldukça ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Sanırım insanı bu kadar büyük bir muamma ve meçhul kılan şey, onun ilk insandan bu yana süregelen biricik ve benzersiz yapısı. Evet, genel bir çerçeve çizildiğinde bedensel ve zihinsel açıdan birbirine benzeyen; fakat fert fert incelendiğinde bir benzeri daha bulunmayan, eşsiz ve muhteşem yapısıyla girift bir varlık insan. Böyle bir
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Hayat Yayıncılık · 2016694 okunma
Reklam
10/10
·639 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:25
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış. Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum. Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor. Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu. İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Günlükler (1948-1989)Selçuk Baran · Can Yayınları · 202461 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 34. kitabı
Sabahattin Ali.. Eski bir dostun veda mektubu gibi hissettirdi kitap bana "Başın öne eğilmesin" kitabı, O'nun çocukluğundan başlayarak, Avrupa'daki aydınlanma yıllarına, öğretmenlikten hapishane günlerine ve nihayetinde o meçhul yolculuğuna kadar uzanan çalkantılı yaşamını gözler önüne seriyor. Hıfzı Topuz, Sabahattin Ali'yi sadece bir "edebiyatçı" olarak değil; bir baba, bir eş, bir öğretmen ve en önemlisi, inançları uğruna bedel ödemekten bir an bile çekinmeyen bir "insan" olarak anlatıyor. O da herkes gibi sevdi, özledi, hayal kırıklığına uğradı ve yoruldu. Ama başını asla öne eğmedi. Sistemin çarkları onu ezmeye çalışırken, o kendi vicdanının sesiyle ayakta kalmaya devam etti. Bu kitap ona karşı olan hayranlığımı daha da pekiştirdi. Bu kadar derin bir hüznü ve bu kadar güçlü bir adalet arayışını bir arada nasıl taşıyabilmişti? O, sadece kitaplarında değil, gerçek hayatında da "Kürk Mantolu Madonna"daki Raif Efendi'nin naifliğini, "Kuyucaklı Yusuf" un isyankâr ruhunu ve "Sırça Köşk"ün o keskin eleştirel gözünü içinde barındırıyordu. Aşk adamıydı Sabahattin,. Onun için aşk, birine bağlanmak değil, o bağ ile dünyayı daha katlanılır, belki de daha acı verici kılmaktır. Hıfzı Topuz'un kitabında gördüğümüz Sabahattin Ali, hayatı boyunca 'sevilmeyi bekleyen' değil, 'sevgisiyle dünyayı onarmaya çalışan' bir adamdı. Bu yüzden onun aşkı, bir tene dokunmaktan öte, bir vicdana sığınmaktı. Bir Dev'in izinde , bir aşk ve dinireniş hikayesi bu kitap... Okumakta ve Sabahattin'i tanımakta geç kalmayın.
Başın Öne EğilmesinHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2007781 okunma
6/10
·88 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:45
Henry David Thoreau’nun Yürümek adlı eseri, ilk bakışta doğa yürüyüşleri üzerine yazılmış bir deneme gibi görünse de aslında insanın özgürlük arayışını ve doğayla kurduğu bağı sorgulayan derin bir düşünce metni olarak öne çıkıyor. Yazar, yürümeyi yalnızca fiziksel bir hareket olarak değil, insanın kendi özüne ulaşmasını sağlayan ruhsal bir yolculuk olarak ele alıyor. Doğanın insan üzerindeki dönüştürücü etkisini güçlü örneklerle anlatıyor. Eserde medeniyet ile doğa arasındaki gerilim dikkat çekiyor. Thoreau, şehir yaşamının ve modern dünyanın insanı doğasından uzaklaştırdığını savunuyor, buna karşılık ormanların, bataklıkların ve el değmemiş alanların insan ruhunu beslediğini düşünüyor. Özellikle “Yabanıllık dünyanın korunmasıdır” düşüncesi kitabın temel mesajını oluşturuyor ve okuru doğaya farklı bir gözle bakmaya yönlendiriyor. Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de özgürlük kavramını doğa üzerinden tartışıyor olmasıdır. Yazar, insanların koyduğu sınırların ve kuralların karşısına doğanın sınırsızlığını koyuyor. Batı yönünü yalnızca coğrafi bir yön olarak değil, geleceğin, keşfin ve yenilenmenin sembolü olarak yorumluyor. Bu yaklaşım esere felsefi bir derinlik kazandırıyor.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,554 okunma
Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus
Puan vermedi·78 syf.··
2026 31. kitabı
Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus Yunan tragedyasının kurucularından Aiskhylos un kaleme aldığı eser ben İklim olarak yazılmış ama zincire vurulmuş Prometheus haricinde geri kalan net günümüze ulaşmamıştır Zincire vurulmuş Prometheu otoriteye başkaldırının , fedakârlığı bilimin ve medeniyetin sembolüdür Titan Prometheus, tanrıların kralı Zeus'un insanlığı yok edip yerine yeni bir soy yaratma planına karşı çıkar. İnsan acizdir, karanlıktadır ve çaresizdir. Prometheus, Olimpos Dağı'ndan ateşi (yani bilimi, sanatı, medeniyeti ve bilinci) çalarak insanlara verir. Ve tanrı zeus Bu itaatsizliğe öfkelenen tiran Zeus, Prometheus'u dünyanın bir ucundaki Kafkas Dağla ama 'na zincirletir. ( Adem’in yasak meyveyi yemesi de iyiyi ve kötüyü bilme bilgisine erişmesi gibi , adem de iyi ve köyüyü öğrenmesi sonucu cennetten kovulmuştu.) Güç (Kratos) ve Şiddet (Bia) eşliğinde, demirci tanrı Hephaistos tarafından kayaya çakılan Prometheus, acı çekmesine rağmen Zeus'a boyun eğmez. Çünkü o, geleceği görme yetisine (öngörüye) sahiptir ve Zeus'un tahtını sarsacak büyük sırrı bilmektedir. Prometheus; dogmalara, baskıcı rejimlere ve kiliseye (dine )karşı baş kaldıran özgür insanın marşı haline gelmiştir. Oyun sadece bir mitolojik bir anlatı değil; insanlığın cehaletten kurtulma, aydınlanma ve baskıcı otoritelere karşı benliğini koruma için ilk yazılı manifestolarındandır. Genel olarak 5 ana teme üzerine durur . Otorite, Güç ve Tiranlık (Siyasi Boyut) . İtaatsizlik, Başkaldırı ve Devrimcilik . Fedakarlık ve İnsan Sevgisi (Filantropi)’ . Kader ve Zamanın Gücü (Mitolojik/Felsefi Boyut) . Bilgi , bilinç, insanın kendidini geliştirmesi, ilerlemesidir Prometheus hakında bir çok yazar ve düşünür çeşitli fikirler beyan etmişti Tabi herkes Prometheusu kahraman olarak
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Reklam
Reklam