Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
GÜZEL ÇİRKİN ALICE FEENEY 312 SAYFA #OkuyanKızlar #Ortakokuma #Okudukbitti İnsanlar genelde ellerindekini kaybedene dek onun ne kadar değerli olduğunun farkına varmazlar. Hayatlarını daha iyisini arayarak, daha iyisini isteyerek, daha iyisine ihtiyaç duyarak geçirirler ve zaten hepsine sahip oldukları gerçeğine karşı kördürler. Yazar Grady Green'in eşi Abby, gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Aracı bir uçurumun kenarında bulunduğunda tüm özel eşyaları aracın içindedir. Ama Abby'den hiç bir iz yoktur. Tüm aramalar sonuçsuz kalır. Abyy'nin ortadan kaybolmasının ardından bir yıl geçer. Eşine ne olduğunun gizemini çözemeyen Grady, yaşadığı yas sürecinde hayattan tamamen uzaklaşır. Bu sürede tek satır dahi yazamaz. Oysa en büyük tutkusudur yazmak. Yayıncısı onun tekrar yazmaya dönebilmesi için bir teklifte bulunur. Küçük bir İskoç adasında inzivaya çekilmesini, tüm dünyadan uzakta hayal dünyası ile başbaşa kalmasını, bu sayede eski verimli yazarlık günlerine dönmesini önerir. Ve Grady yaşadığı kargaşadan uzaklaşarak adaya yerleşir. Sadece 25 kişinin yaşadığı gizemli bir yerdir ada. Kızılağaç ormanlarının olduğu adada ne kuşlar vardır ne çocuklar. Sadece kadınlardan oluşan ada halkı da oldukça ilginçtir. İnternet ve telefon bağlantısının olmadığı bu tekinsiz yerde hayalle gerçeğin arasında sıkışıp kaldığını, karanlık sırlarla dolu bir dünyaya adım attığını kısa sürede anlar. Ama her şey için artık çok geçtir. Sevgili TC Zeynep, Ebru, Hülya ve ben keyifli bir ortak okuma daha gerçekleştirdik. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim kızlar. Adanın o gizemli ortamı, Grady'nin gerçek mi hayal mi çözmeye çalıştığı gel gitleri ve beklenmedik sonu ile güzel bir okuma oldu hepimiz için. Evlilik ve intikam üzerine karanlık bir hikayeydi arka kapak yazısında da bahsedildiği
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,838 okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 01:15
GÜZEL ÇİRKİN ALICE FEENEY 312 SAYFA 2026/18 #OkuyanKızlar #Ortakokuma #Okudukbitti İnsanlar genelde ellerindekini kaybedene dek onun ne kadar değerli olduğunun farkına varmazlar. Hayatlarını daha iyisini arayarak, daha iyisini isteyerek, daha iyisine ihtiyaç duyarak geçirirler ve zaten hepsine sahip oldukları gerçeğine karşı kördürler. Yazar Grady Green'in eşi Abby, gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Aracı bir uçurumun kenarında bulunduğunda tüm özel eşyaları aracın içindedir. Ama Abby'den hiç bir iz yoktur. Tüm aramalar sonuçsuz kalır. Abyy'nin ortadan kaybolmasının ardından bir yıl geçer. Eşine ne olduğunun gizemini çözemeyen Grady, yaşadığı yas sürecinde hayattan tamamen uzaklaşır. Bu sürede tek satır dahi yazamaz. Oysa en büyük tutkusudur yazmak. Yayıncısı onun tekrar yazmaya dönebilmesi için bir teklifte bulunur. Küçük bir İskoç adasında inzivaya çekilmesini, tüm dünyadan uzakta hayal dünyası ile başbaşa kalmasını, bu sayede eski verimli yazarlık günlerine dönmesini önerir. Ve Grady yaşadığı kargaşadan uzaklaşarak adaya yerleşir. Sadece 25 kişinin yaşadığı gizemli bir yerdir ada. Kızılağaç ormanlarının olduğu adada ne kuşlar vardır ne çocuklar. Sadece kadınlardan oluşan ada halkı da oldukça ilginçtir. İnternet ve telefon bağlantısının olmadığı bu tekinsiz yerde hayalle gerçeğin arasında sıkışıp kaldığını, karanlık sırlarla dolu bir dünyaya adım attığını kısa sürede anlar. Ama her şey için artık çok geçtir. Sevgili TC Zeynep, TC Arzu, Hülya ve ben keyifli bir ortak okuma daha gerçekleştirdik. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim kızlar. Adanın o gizemli ortamı, Grady'nin gerçek mi hayal mi çözmeye çalıştığı gel gitleri ve beklenmedik sonu ile güzel bir okuma oldu hepimiz için. Evlilik ve intikam üzerine karanlık bir hikayeydi arka kapak yazısında da
Edebiyat
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,838 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yalnızlık İnsanı Nereye Kadar Götürür?
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 03:06
Öncelikle bunun Alice FeeneyAlice Feeney 'den okuduğum ilk kitap olduğunu belirtmem gerekiyor, yani yazarın diğer kitaplarıyla bir kıyas olmayacak bu incelemede; fakat başka pek çok gizem, gerilim romanı okudum, yani yargılarıma az çok güvenebileceğinize inanıyorum. Hikâyemiz, Grady Green adındaki yazarın bir gün arabayla eve dönerken gizemli bir şekilde eşinin ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Çift, son ana kadar telefon konuşmasına devam ediyor; sonra kadın yolda yatan birini görüp aracından iniyor, ardından da bir daha ondan haber alınamıyor. Bu arada Abby, yani kaybolan eş, gazetecilik yapmakta ve işi sebebiyle de daha önce pek çok kez tehdit mesajları almış. Hâliyle herkes ya bulaştığı kötü insanlar yüzünden başına bir iş geldiğini zannediyor ya da bilerek kaçtığını. Çünkü sonrasında ortaya çıkıyor ki Abby, bu olay yaşanmadan önce kocasıyla sahip olduğu ortak hesaplarından habersizce yüksek meblağlar çekmiş. Tabii Grady onun böyle bir şey yaptığına inanmıyor; çünkü Abby ile birbirlerini çok seviyorlar. Onun aklı daha çok diğer ihtimalde, ayrıca karısının hâlâ hayatta olabileceğini de düşünüyor. Ama bu kaybın ardından hem maddi hem de manevi olarak Grady yoğun bir yas ve depresyon sürecine giriyor. Sürekli Abby'yi düşünüyor, suçluluk duygusuyla dolup taşıyor, eşinin hayali onun peşini bırakmıyor ve artık hiçbir şey yazamaz hâle geliyor. Üstelik aradan bir yıl geçmesine rağmen de hiçbir ilerleme kaydedemiyor ve yaşamı gün geçtikçe yokuş aşağı sürükleniyor. Bu süreçte evini bile kaybeden Grady'nin yardımına ise kitaplarının temsilciliğini yapan Kitty Goldman yetişiyor. Bu arada Kitty aynı zamanda eşinin vaftiz annesi olur. Onu, bir başka müşterisinden miras kalan İskoçya'daki Amberly Adası'ndaki bir kulübeye yolluyor. Amacı, Grady'ye hem bir ev hem de yazmak için ihtiyaç duyduğu
1000Kitap
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,838 okunma
aforizmalar...
7/10
·198 syf.··
2026 98. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 09:44
Cioran, doğmuş olmanın sakıncası üzerine kitabında doğum, yaşam, varoluş eksenine oturttuğu düşüncelerini Nihilizmle yoğurarak bizlere sunuyor. Yazar, "doğmuş olmamı bağışlayamıyorum" diyerek, var olmanın getirdiği ağırlığı çarpıcı bir şekilde ifade ediyor. Cioran, okuyucularına karanlık tarafı kelimelerle gösteriyor ve sizi de oraya çekmekten asla gocunmuyor. Belki de Cioran için bu kadar karanlık yazmak bir tür hayatta kalma mekanizmasıdır. Acıyı kelimelere dökmek, o acıyla başa çıkmanın tek yoludur. Kitabın arka planında Cioran’ın gerçek hayatta yaşadığı uykusuzluk (insomnia) sorunu ve derin melankoli de fark ediliyor. Emil Michel CioranEmil Michel Cioran
Felsefe
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜstüneEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20192,871 okunma
İnsomnia
7/10
·62 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 15:42
Uykusuzluk bitti. Ve geriye, gecenin içinden geçerken insanın kendine çarpa çarpa ilerlediği o tuhaf boşluk kaldı. Henry Miller bu kitapta uyuyamayan bir bedeni değil, susamayan bir zihni anlatıyor. Sanki düşünceler, geceyi kemiren küçük hayvanlar gibi… susturamıyorsun, kovamıyorsun, sadece izliyorsun. Ve en kötüsü, bazen onların haklı olduğunu hissediyorsun. Kitap boyunca düzenli bir hikâye aramak boşuna; bu daha çok dağınık bir iç döküş, bir zihnin kontrolsüz akışı. Ama tam da bu yüzden gerçek. Rahatsız edici, yer yer yorucu, ama bir o kadar dürüst. Miller insanın içindeki karanlığı romantize etmiyor; olduğu gibi, biraz dağınık ve biraz kirli bırakıyor önüne. Altını çizmelik çok cümle var ama hepsi aynı yere çıkıyor: insan kendinden kaçamıyor. Uyku bile bazen yetmiyor buna. Puanım: 7 Herkese hitap etmez ama zihninin sesini kısmakta zorlananlar için garip bir tanıdıklık hissi bırakıyor.
UykusuzlukHenry Miller · Notos Kitap Yayınevi · 20162,966 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 11:07
merhabalar müritler, yine sevdiğim bir yazarın yeni çevrilmiş bir kitabıyla geldim. #sarahpinborough kitaplarını sürükleyicilikleri açısından seviyorum. bu kitap da #uykuyok başlığıyla aşırı manidar. Emma Averell’in 40. yaş gününe on iki gün kala başlayan ve giderek hızlanan bir zihinsel çöküş hikâyesini okuyoruz. Emma'nın annesi 40 yaşında ağır bir ruhsal çöküş yaşayıp Hartwell Güvenli Psikiyatri Ünitesi’ne kapatılmış ve tarihler tam tutuyor. Emma, çocukluğundan beri bu travmanın gölgesinde yaşıyor ve kendisi için geri sayım başladığını düşünüyor. hikaye de aynı bu geri sayım mantığı ile ilerliyor.emma'da endişe kaynaklı uykusuzluk başlıyor ve her geçen gün şiddetleniyor. ve kısa sürede paranoya, kaygı, kafa karışıklığı ve gerçeklik algısında bozulmalara dönüşüyor. Geceleri tekrar eden ritüeller — kapı kolunu yoklamak, camdan dışarı bakmak, merdiven altındaki dolabı kontrol etmek, çocuklarının odalarına girip çıkmak — Emma’nın zihninin ne kadar kırılgan bir hâle geldiğini hissettiriyor. Okur olarak sık sık şu soruya takılıyorsun: Emma gerçekten kontrolünü mü kaybediyor, yoksa çok daha karanlık bir şey mi oluyor? Emma güçlü ama yorgun bir karakter. Başarılı bir boşanma avukatı olarak yoğun ve sorumluluk dolu bir işi var; aynı anda annelik yapmaya, evliliğini ayakta tutmaya ve geçmişiyle baş etmeye çalışıyor. küskün bir eşi, sürekli müdahil olan bir kız kardeşi, ergenlik sancıları yaşayan bir kız çocuğu ve içine kapanmış, zorbalığa uğruyor olabilecek bir oğlu var. Emma’nın diğer annelerle bağ kuramaması, okul kapısında hissettiği yalnızlık ve kıskançlık duyguları da karakteri besliyor. uykusuzluk da bu duyguları besliyor. okurken her şeyden şüpheleniyorsunuz. ev çevresinde olup biten tuhaflıklar Emma’nın bir takipçisinin olma ihtimalini güçlendiriyor. Okurken sürekli
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202672 okunma