O zaman beni "ben" yapan ve şimdi/her zaman/zaten/daima her durumda "ben" kılan "şey"de (neyse o şey; öz, töz, söz, göz, möz, köz) bir farklanma sezinliyorum, ama bu küçük değişimi açıklayamıyorum. Çabalanırsa, denenirse şöyle bir şey çıkar: tüm atomlarımı bir arada tutan bir sıvı, bir zar var gibi (nar taneciklerini kaplayan zar örneğin) ve işte o zar dışsal bir etkiyle zorlanmakta ve zarın en küçük kıpırtısı atomların bir arada duruş kombinasyonlarında bir değişim yaratıyor. Ama tek tek ne atomları, ne zarı, ne kıpırtısını, ne de kombinasyondaki değişimi, ne de değişimin kendisini açıklayamıyorum. Unutmaya çalışıyorum, güncel ve bilinebilir görülene yönelerek. (Bunu niye yazdım şimdi sana? Mektuba bir introduction olsun diye sanırım.)
Sayfa 100
Alıntı
The picture suggests that areas inhabited by people who preferred to keep their barbarian speech were usually more resistant to the introduction of the gospel. We know that as late as the sixth century, Emperor Justinian was still rallying Christian forces to overcome paganism in the interior of Asia Minor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Kadının erkekle eşit bir şekilde, onunla tam bir bütünlük içinde kendini ifade edebildiği yegâne beden dili" (J.-P. Desaive) olan dans, toplum içinde namuslu geçinenlerin her çağda ihtiyaç duyduğu teşhirciliğin zarif şekillerine de zemin hazırlıyordu. Dans bir disiplin dersi, toplumsal bir görev, sıkıntıyı gidermenin bir yoluydu, Katolik ve Protestan din adamlarının çekincelerine rağmen toplumun en tepesinden en alt katmanlarına kadar da bu böyle kabul edilirdi. İki açıdan karanlık bir eğlence olan dansla (birincisi genellikle gece dans edilir, ikincisi insanı günaha sokar, öyle değil mi?) François de Sales'ın Introduction à la vie dévote'unun XXXIII. bölümünde yazdığına göre, dansın, mantarların ve balkabaklarının insan üzerinde benzer etkileri vardır: "En iyileri bile bir şeye benzemez, derler (doktorlar), ben de size diyorum ki en iyi balolar bile beş para etmez." Az rastlanan uzlaşmacı bir görüştür bu, her ne kadar öteki dünyaya ait imgelerin üzerine kurulmuş olsa da: "Ne yazık ki siz varken vakit geçti, ölüm yaklaştı, bakın nasıl alay ediyor sizinle, sizi nasıl da dansa çağırıyor, bu dansta kemanların yerine yakınlarınızın iniltileri olacak, hayattan ölüme doğru tek bir kez geçeceksiniz. Fanileri oyalayan asıl dans budur." İfadeyi kelimelerin gerçek anlamıyla kavramak gerekir: Dans aslolanı, sonsuzluğun anlatılmaz sevinçlerin hazırlığının bu dünyada, tehlikeler içinde yapıldığını unutturur. Hıristiyanlığın çağrısına uymaz, çünkü "şehveti körükler" ve kadın ile erkek denen “iki narin gemiyi" birbirine yaklaştırır, dolayısıyla sonsuz ateşte kavrulmaya mahkûmdur. Katolikler kadar Protestanlar için de dans "bizzat Şeytan'ın icadıdır."
Sıradan İnsanların Bedeni, Bedenin Sıradan Kullanımı/Ağır Bacaklar, Hafif Ayaklar·Kitabı okudu
Friedrich Engels wrote in his introduction to The Civil War in France: "The hardest thing to understand is certainly the holy awe with which they remained standing respectfully outside the gates of the Bank of France. This was also a serious political mistake. The bank in the hands of the Commune this would have been worth more than ten thousand hostages. It would have meant the pressure of the whole of the French bourgeoisie on the Versailles government in favour of peace with the Commune."
Alıntı
" Başarıyı amaçlamayın. Bunu ne kadar amaç haline getirip bir hedefe dönüştürürseniz kaçırma olasılığınız da o kadar artar. Çünkü mutluluk gibi başarının da peşinden koşamazsınız; kendisi ortaya çıkmalı, kendisi oluşmalı ve sadece kişinin, kendinden daha büyük bir davaya kişisel adanışının, amaçlanmayan bir yan etkisinin ya da kişinin kendini başka bir insana bırakışının bir yan ürünü olarak belirmelidir." Viktor E. Frankl; Man's Search For Meaning : An Introduction to Logotherapy
Sayfa 333·Kitabı okudu
The very success of Godwin’s work, despite its philosophical weight and elegant style, shows how near the Britain of the 1790s was to revolution. The war declared by Pitt on revolutionary France however soon raised the spectre of British patriotism. His systematic persecution of the radical leaders and the introduction of Gagging Acts in 1794 eventually silenced and then broke the reform movement for a generation.