f

"Evde bir ölü var, farkında değil misiniz?"
8/10
·48 syf.··
2023 37. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2023 20:56
yaşamları boyunca kayda değer şeyler yapmamış insanlar, ömür boyu unutulmaya mahkumdurlar. hatırlanmak için illaki çok bilinen birisi olmak zorunda değilsiniz, şayet öyle olsanız bile eğer insanlara kattığınız bir şey yoksa hiçsiniz demektir. aslında kitabın özü tamamen yalnızlık ve haksız başarılarla elde edilen bir makamdan alıkonmanın hazin sonu. nasıl yükseğe çıkarsanız, öyle inersiniz. hak edilmemiş başarıların bedeli, her an onu kaybetmenin tehdidiyle yaşamaktır. madam prie, her daim çevresinde dört dönen insanlarla, bir dediği iki edilmeden yaşadığı oldukça sosyal bir hayatın içindeyken, bu sahte gerçeklikten alıkonup zihninin katı dört duvarı arasında kaldığında asıl gerçeklikle yüzleşir. algılarının sahte gerçeklik ve kendi iç dünyasındaki asıl gerçekliği ayırt edebilmesi mümkün değildir. başta her şey toz pembe gibi görünse bile zamanla madam prie bu gerçekliğin içinde boğulmaya başlar. insanın tek başına, kendi düşünceleri ve kendi insafıyla baş başa kalması en büyük eziyettir. hiçlik, bir meşgalenizin olmaması günden güne yer bitirir sizi. aklınızı kaybeder, en ufak şeylere haddinden fazla tutunur ve birden yere çakılmaya devam eder durursunuz. tıpkı madam prie'nin yaşadığı gibi. aklının ve gerçeklik algısının sınırlarında dolanan madam prie, ilgiyi üstüne çekebilmek için her şeyi dener. tekrar eskisi gibi olmak ister. eski şanına, şöhretine, rütbesine ulaşabilmek her daim tek gayesi olduğu için son ana kadar bu savaşın galibi olmaktan başka çaresi yoktur. madam prie, bu savaşı çoktan kaybettiğinin dahası bu savaşı asla kazanamadığının ne yazık ki hiçbir zaman farkına varamaz. zavallı hayatında tek başarısının saray hayatındaki yaşamı olduğunu sandığı için, kendini o uğurda feda etmeye hazırdır. gözü başka hiçbir şeyi görmez ancak artık başkaları da
İnceleme
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
Reklam
...bir daha asla hayatımı ve şerefimi bu tutkunun esiri yapmayacağım.
7/10
·71 syf.··
2023 28. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2023 13:38
yazarın neredeyse şimdiye dek okumuş olduğum kitaplarında hep dikkatimi çeken şey şudur ki: tutku, şehvet, arzu, istek ve özgürlüğün insanın kanının delicesine akmasına sebep olan o çılgınlığı. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat tüm bu ilk paragrafta bahsettiklerimi iliklerime kadar hissetmemde etkili oldu. açıkçası ilk giriş kısmında, kocasını ve kızlarını terk edip giden kadın için iyimser bir tavırda bulunamayacağım. ne olursa olsun benim etik kurallarıma uyan bir durum değil. ancak ilerleyen, yani hikayenin asıl kısmında anlatılanlar beni durup düşünmeye sevk etti. acaba dedim hep, acaba gerçekten bu hayatını kurtarmak pahasına çabaladığı adam kumar sevdasından vazgeçebilecek mi? mümkün gelmedi bana doğrusu, çünkü adamın kumara olan tutkusu o kadar fazlaydı ki.. en başta hikayesini anlatırken bile adamın ellerinde kendisi görmüştü o tutkuyu. tutku o kadar büyük bir şeymiş ki, bu kitapla bunu bir kez daha anladım ve gerçekten tutkuyla sarıldığım şeylere olan sadakatimi sorguladım. tutku en büyük ihtirastır. bir yerden sonra onun önüne geçebilmeniz mümkün değildir. sizi ya yükseltir ya da yerin dibine sokar. bu hikayede ne yazık ki sonu yüksek bitmedi ki kumar gibi bir bağımlılık nasıl bu kadar çabuk ortadan kaldırılabilir? ancak benim kast ettiğim yerin dibine giriş, hikayenin asıl sahibi mrs. c. elbette. tüm kararlılığı, bir hayat kurtarmak için olan tutkusu ve o tutkusunun yoldan çıkışıyla hayatının yirmi dört saatinde yaşadıkları haliyle onu hüsrana uğrattı. işte bu noktada düşündüğümse onu hüsrana uğratan, başarısız oluşu ve bir hayatı kurtaramayışı mı -ki zannetmiyorum çünkü adamın öldüğü öğrendiğinde kısmen buna sevindi bile-, yoksa o tutkusunu uğrunda emek verdiği yolda beslemeyemediği ve aç kalan tutkusu onu için için yediğinden yerin dibine battığı için mi? sanırım bunu
İnceleme
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
seninle bir randevumuz var bay 658
10/10
·471 syf.··
2023 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2023 20:37
birçok kez yazıp sildiğim ve nasıl yazsam okuyanın ilgisini gerçekten çeker diye düşündüğüm bu incelemede spoi vermeden bunu yapmaya çalışmak da fazlasıyla zor. ancak şöyle bir gerçek de var ki, Aklından Bir Sayı Tut adı itibariyle bile fazlasıyla dikkat çeken bir kitap. bu yüzden benim çokça süslü cümlelere sığınma ihtiyacımı yerle bir ediyor. sanırım bu yüzden John Verdon en büyük teşekkürü ve alkışı hak eden mükemmel bir yazar olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz, herhangi bir spoi bulunmamaktadır. asıl kısıma geçmem gerekirse, her şey emekli dedektif dave gurney'nin kendini oldukça karışık bir olay örgüsüne sahip olan çembere hakim olmak zorunda bulmasıyla başlıyor. ancak iki büyük gerçek, aslında o çembere hakim olmak zorunda değil eğer bunu istiyorsa da çemberin dışında değil içinde olmak zorunda. mark mellery aldığı garip, bir o kadar da insanın akli dengesini zorlayan, ürpertici içerikli mektuplarla başa nasıl çıkacağını bilemezken kendisine çıkış yolu olarak eski arkadaşı dave gurney'nin yardımcı olabileceğini düşünür. ancak emekli dedektifin yapabileceği şeylerin değil sınırı, hiçbir vasfı bile yokken arkadaşını polise gitme konusunda ikna etmeye çalışsada asla başarılı olamaz. mark mellery bu işe polisin karışmaması konusunda ısrarcıdır. yaşam destek enstitüsü sahibi mark mellery, eğer işin içine polis karışırsa bütün konukların da bu meseleye bulaşmak durumunda kalacağı, enstitüdeki huzurlu ortamın bozulacağı, mark mellery'e karşı oluşan güvenin yerle bir olacağı düşüncesindeydi. onun için polis, porselen dükkanına giren bir fil gibiydi. fakat ne yazık ki o fil, porselen dükkanına girdi ve tüm tabak çanakları paramparça etti. çünkü mark mellery vahşice katledilerek ve korkunç bir sır perdesini ardında bırakarak çemberden saf dışı
Edebiyat
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,618 okunma