"İnsan ne yaşayacağını biraz da kendi belirler. Yaşanması gerekeni belirler, yanına çağırır ve bırakmaz. İnsan böyledir. Yaptığının vahim olduğunu ilk andan itibaren bildiği halde yine de yapar. İnsan ve kaderi birbirine tutunurlar; birbirlerini çağırır ve şekillendirirler. Kader'in hayatımıza gizli girdi doğru değildir."
Ön yargıdan arınmış sağduyuları ile evrendeki denge, düzen, uyum ve disipline ibretle bakanlar;
Gâfillerin doğa kanunları dedikleri bu zincirleme sebepler kuralının, gerçekte düğmesine basılmış tam otomatik bir makine gibi Allah'ın (c.c.) emir, irâde ve kesin denetimi altında olduğunu ve evrende sadece ilâhî irâdenin geçerli olduğunu görürler.
Ben boşluk anlamında bir Hiç değilim, Ben yaratıcı bir Hiçim ve bir yaratıcı olarak bu Hiçten, her şeyi kendim yaratıyorum. O hâlde tamamen Bana ait olmayan davalar defolsun gitsin başımdan! ... Benim meselem... sadece ve sadece Benim olandır ve genel olmayıp, tıpkı benim biricik olduğum gibi, o da biriciktir.