Cevap bulmadan defaatle soruları yenilemek ,çözüm bulmadan sorunları büyütüp büyütüp çoğaltmak !İnsanın ruhu yetmezken bedeninin yetebileceğini düşünmek!Yorulmaz ve kırılmaz bir irade sahibi olmak!İmkansız değil mi?
Yeniden hayat, insan, eylem, irade, güç gibi duyguları hissetmişti. Ve ciğerleri, havadaki özgürlüğü hissetmek için hazırdı. Anavatan, onun için artık daha çok bir cezaevi, bir zorunluluktu.
Biri sizi hüsrana uğratabiliyorsa ona değer verdiğinizi bilirsiniz.
...
Hüsrana sebebiyet veren tatmindir. (...) Eğer bir anne başlangıçta çocuğunun isteklerini karşılamak suretiyle ona yaşadığını hissettirebiliyorsa, aynı şekilde yokluğuyla da bir boşluk hissetmesine sebep olabilir; ve anne çocuğuna kendini bu denli iyi hissettirebiliyorsa, bunu yapamadığı vakitler muhakkak onu kandırıyordur. Reddediyor ve esirgiyordur. Bu durumda kim zorbadır: istenileni veremeyen anne mi yoksa hüsrana uğrayan çocuk mu? Zorbalığı ortaya çıkaran önkoşullar nelerdir? Zorbalık nasıl böylesi bir sefalet aktarımına dönüşür? Gururlu irade mi hüsrana uğratır, yoksa -gurur ya da kibir belli hüsranlar karşısında çare olarak geliştirilen bir ruh hali
olduğuna göre- bizzat kendisi mi hüsranın ürünüdür? Meseleyi düşünürken işte bu ilk aldatmaca ve boşa çıkarmaya dönmemiz, zorbanın öfkesini ve "gururlu bir irade"nin hüsrana uğratılmasını da aklımızın bir köşesinde tutmamız gerekir.