6/10
·320 syf.··
2026 21. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:13
Semerkant benim için çok güçlü başlayıp aynı güçte devam edemeyen bir kitaptı. İlk iki bölümü büyük bir keyifle okudum. Ömer Hayyam çok sevdiğim bir matematikçiydi; onun edebi yönünü okumak bana apayrı bir zevk verdi. Ayrıca Nizamülmülk gibi tarihin önemli devlet adamlarından birini okumak, Hasan Sabbah’ın düşünce dünyasını ve Alamut’a giden süreci görmek benim için son derece ilgi çekiciydi. Bu kısımlarda kitap gerçekten akıp gidiyor. Fakat sonrasında bazı şeyler beni rahatsız etmeye başladı. Tarihi romanların birebir gerçekleri anlatmak gibi bir zorunluluğu olmadığını biliyorum. Kurguya elbette yer var ancak Melikşah’ın tasviri fazla zorlamaydı. İmparatorluğunu zirveye taşıyan bir hükümdarın neredeyse harem entrikalarının yönettiği pasif bir karaktere dönüştürülmesi beni metinden kopardı. Tarihle ilgilenen bir okur olarak, gerçekle bağdaşmadığını düşündüğüm bu yorumlar kitabın gözümde değer kaybetmesine neden oldu. Bir diğer nokta ise yazarın Selçuklulara yaklaşımıydı. Kitap boyunca İran kültürü romantize edilirken Türkler ve Selçukluların daha mesafeli, hatta olumsuz bir çerçevede ele alındığını düşünüyorum. Elbette herkes tarihi kendi penceresinden yorumlayabilir fakat bu bakış açısı okuma deneyimimi olumsuz etkiledi. Benzer bir hissi romanın son bölümlerinde de yaşadım. Bu kez yazarın tarihi karakterlerden ziyade modern dünya siyasetine yaklaşımı beni epeyce rahatsız etti. Ruslar ve İngilizler sürekli eleştirilirken Amerika’nın neredeyse idealize edilmesi oldukça tek taraflıydı. Yazarın dünya görüşünün anlatıya bu kadar belirgin şekilde yansıması hikayenin önüne geçmiş ne yazıkki. Ve finale gelirsek… Üzülerek söylüyorum ki kitabın en zayıf kısmı burasıydı. Titanik bağlantısı oldukça havada kalmış keza Şirin’in hikayesi de öyle. Romanın büyük bölümünde
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
Azdahak veya Azi Dahaka, İran ve Ermeni mitolojisinde kötülüğü, zulmü ve kaosu simgeleyen efsanevi bir figürmüş. Bu romanı okurken birçok şey öğrendim. Çok ilginç bir konuydu. Osmanlı döneminde gökyüzünde görülen kuyruklu yıldız başka romanlarda da karşıma çıkmıştı. Ama bu romanda sapkın bir topluluğun inancına sembol olarak kullanılmış. Dönem kurmacalarına bayılırım. Bu kitabı da çok sevdim. Dünyanın yıkılışını hızlandırmak için vahşet ve kötülüğü arttırma düşüncesini benimseyen topluluklar hala var. Romandaki topluluk da bu ürkütücü düstura göre hareket ediyor. Yazar aslında fanatizmi, körükörüne itaati, kutsal adı altında işlenen vahşeti destansı bir anlatımla eleştirmiş. Benim için zevkli bir okumaydı.
Edebiyat
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,638 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cebinde üç hurma ile Halkı için ölüme gidenlere...
Puan vermedi·560 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:09
Yüreği güzel insan merhaba!!! Çoğumuz; Rus, Amerikan, Fransız edebiyatının klasik ve modern yazarları biliriz. Ancak İran, Suriye Filistin, Mısır benzeri, komşu coğrafyada yaşayan halkların hayatını yaşamını , edebiyatini bilmeyiz. Çünkü onlar Pis Arap, geri kafalı! İnsanlardır. Bugün sizlere ilk kez tanıştığım Filistinli harika bir yazarin eserinden söz etmek istiyorum. İbrahim Nasrallah ve dev eseri Beyaz Atlar Zamanı söz etmek istiyorum. Roman, Filistin'deki küçük bir köyün yaşamını merkeze alır. Hadiye ( Arapça, Hadiye yavaş, sakin,dingin anlamı taşır.) Hikâye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Filistin'deki son dönemi ile başlar; ardından Britanya Mandası dönemini ve sonunda 1948 Arap-İsrail Savaşı (Filistinlilerin "Büyük Felaket" olarak adlandırdığı göç ve yıkım süreci) ile sona erer. Hep deriz yaaa Araplar bizi arkadan hançerledi. Peki acaba Osmanlı o topraklardan vergi aldı. Oraya ne götürdü, Devlet-i Âli Osman... Merkezde bir köy, o köyün aileleri ve özellikle beyaz atlarıyla gurur duyan insanlar vardır. Beyaz atlar, yalnızca ulaşım aracı değil; onurun, özgürlüğün ve toprağa bağlılığın simgesidir.Hamame, bembeyaz eşsiz güzel at resmen o atı gördüm, yolculuk ettim onunla... Son yıllarını yaşayan yorgun Osmanlı gelir vergi, asker ister gider, Hadiye köyüne, I.Dünya savaşını kaybeden Osmanlı ve artık Hadiye köyüne vergi toplamaya zulm etmeye gelen Osmanlı yerine Britanya imparatorluğuna sıra gelmiştir. İngiliz desteği ile gelmeye başlayan Yahudiler, Artık düğünlerin yapıldığı, Hamdan, dibekte döverek hazırladığı kahve zamanları geride kalır.Hadiye köyünde her gelen yeni yıl önceki yılı aratır. Ve halkı için, namusu için, beyaz atlı Barış günleri geri getirmek için ölümü göze alanlar... Mahmud, Halit, Naci.... Nice o güzel insanların hikayesine kalbimi
Beyaz Atlar Zamanıİbrahim Nasrallah · Bilgi Yayınevi · 202466 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 244. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:01
Azerbaycan asıllı İranlı yazar Feriba Vefi'nin (1963) “İran'ın en iyi romanı” seçilen “Uçup Giden Bir Kuş” (Perende-i Men), epik ve bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir roman olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserde zengin yaşam olayları, karmaşık hikâyeler, İnsanoğlunun kaderi ve karakterler sanatsal bir bakış açısı ile geniş ve kapsamlı bir şekilde yansıtılır. Eserin “bilinç akışı” yöntemiyle sunumu da dikkat çekicidir. “Bilinç akışı” yöntemine dayanan eserde anlatılan olaylar, kahramanın çevredeki dünyayla yüzleşmesi ve ana karakterin düşünceleri arka planında sunulur. Akıldan geçen karışık duygu ve düşünceleri olduğu gibi sunmayı sağlayan şapka teknik olan iç monoloğun, modernizm edebî akımının bir özelliği olduğu açıktır. “Bilinç akışı”, 20. yüzyıl modernizm literatüründe kullanılmaya başlayan psikoloji ile ilgili bir yöntem olarak dikkat çekmektedir. Feriba Vefi “Uçup Giden Bir Kuş” romanında kahramanın baştan savma, mantıksız ve gelişigüzel kurulmuş iç monologlarını kullanır. Onun düşüncelerini yazıya döker. Zira bu teknikte olayın kahramanı çoğunlukla düşünceleri, iç monologları ile vardır. “Bilinç akışı”nda kahramanın yaşam yolu, ruhsal arayışları, iç dünyası, kahramanın düşüncelerinde, hayatında karşılaştığı şoklar ve trajik durum, sosyal ve politik durumun çelişkisi açıklığa kavuşturulur ve bir bütün olarak ortaya çıkar. Kahramanın düşüncesine nüfuz eden ayaklanmalar ve trajediler, insanlık sorununun bir parçası olarak yansıtılır. Eserin kahramanının yaşadığı çalkantılar ve aile içi çatışmalar, kahramanın iç dünyasının prizmasından ortaya çıkar. Yazarın sunduğu olayların arka planına karşı okuyucu, roman kahramanının çatışmasına ve çalkantılarına canlı bir tanık olur. Feriba Vefi'nin “Uçup Giden Bir Kuş” romanında kahramanın düşünceleri farklı olaylara farklı
Hayata Dair
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026241 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 115. kitabı
Semerkant, hırsın, aşkın ve inancın tarihi nasıl şekillendirdiğini anlatan sürükleyici bir Doğu-Batı masalıdır. Amin Maalouf, bizi önce 11. yüzyılın o tekinsiz ama büyüleyici Semerkant’ına götürür. Orada bir yanda şarabı ve felsefesiyle hayatı kutsayan Ömer Hayyam, diğer yanda devletin soğuk aklını temsil eden Nizâmülmülk ve inancı bir silaha dönüştüren Hasan Sabbah vardır. Yazar, bu üç dev isim üzerinden gücün ve bağnazlığın insanı nasıl ele geçirdiğini muazzam bir akıcılıkla anlatır. Hikayenin ikinci kısmı ise modern zamanlara uzanır. Amerikalı bir seyyah, Hayyam’ın kayıp *Rubaiyat* el yazmasının peşinde İran devriminin ortasına düşer. Romanın sonunda, Doğu’nun tüm o kadim bilgeliğini ve şiirini barındıran bu eşsiz kitabın Titanik’le birlikte okyanusun karanlığına gömülmesi, aslında bir medeniyetin hazin sonunu simgeler. Maalouf, ağır edebi kalıplara boğulmadan, adeta bir akşamüstü sohbeti tadında Doğu’nun aydınlık geçmişine ve nasıl kendi karanlığına gömüldüğüne dair derin bir iç çekiş bırakır avuçlarımıza. Hem tarihsel bir macera hem de insanın zamansız hırslarına tutulmuş bir aynadır bu kitap.
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
9/10
·384 syf.··
2026 106. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:22
Bu kitabı okumalı mıyım? diye kendinize soruyorsanız eğer evet kesinlikle okumalısınız. Yazarı bir distopya üzerinden feminizme ışık tutmaya çalışıyor. Gerçi ben 'izm' ifadeleri sevmediğim için kendi lisanımda anlatmak istiyorum. Toplumda kadına bakış açısını çok net gözler önüne seriyor. Eğer kadının sadece bir doğum aracı olmadığını ya da olamayacağını iddia ediyorsanız. Toplumda bu görüşte insanların var olmadığına inanıyorsanız ve bu yüzden bu romanı abartılı buluyorsanız çok büyük yanılgı içindesiniz. Çünkü çevrenize bakarsanız kadınların rahimleri ile ön planda olduğu toplumlar hâlâ var. Çocuk doğuramıyorsa eksik görülen kadınlar var. Toplumsal hayattın her alanında yer alsak da en çok anneliğimiz üzerinde duran kesimler var. Yaptığımız evliliklerde illa bir çocuk dünyaya gelmeli görüşü var. Bu roman tam olarak bu zihniyetlerin kurduğu baskı rejimini anlatıyor.
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma