10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 22:41
Maziyi hatırlamak, maziyle birlikte yaşamak, insanı var olduğuna, bu dünyadaki varlığının sahici bir şey olduğuna ikna eder. Zaman algısı çoğu zaman gerçeklikle bir karşılaşma anlamına gelir; gerçeklikle ve onun sınırlamalarıyla... İmdada bellek yetişir, geçmişin bütün hatıralarını bir çırpıda bugüne boca eder, dün bir hokus-pokusla bugün oluverir. Zaman sıfıra irca edilmiştir ve dün hâlâ buradadır, demek ki ebediyet hâlâ mümkündür. Zamanın akıp gitmesi, ayrılığın yaklaştığını haber verir, o yüzden maziye sığınmak kimileyin mutlak ayrılığa bir teselli arayışından ibarettir.
Hayata Dair
Kendine İyi BakM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20151,563 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·400 syf.·
2024 29. kitabı
Din veya bilim değil, din ve bilim olmalıdır. İşte İslam budur ve Doğu ile Batı arasında parçalanmış insanların umududur, İSLAM üçüncü bir yoldur.. Bosna Hersek Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, 1995’te Dayton Anlaşmasının imzalanmasıyla sona eren Bosna savaşında, sadece farklı bir dine sahip olduğu için insanlık dışı muameleye ve katliama maruz kalan müslüman bir milletin onurlu mücadelesinin sembol ismi olmuş ve Bilge Kral olarak anılmaya başlanmıştır. Onu Bilge Kral yapan şey sadece verdiği bu siyası mücadele değil, aynı zamanda müslüman topluluklar üzerinde çok büyük etkiler bırakan felsefî düşünceleri ve daha da önemlisi sözleriyle çelişmeyen tertemiz hayatı olmuştur. Sonraki nesillere derin bir bilgi birikimi ve üstün bir basiretin neticesi olan birbirinden kıymetli pek çok eser miras bırakması, İslam Dünyası için çok büyük bir kazanım olmuştur. Bu eserlerin en önemlisi ve en kapsamlısı ‘Doğu Batı Arasında İslam’ kitabıdır. Bu kitabı benzer içerikli diğer düşünce kitaplarından ayıran en bariz özellik, Doğu ve Batı’nın kesişim noktasında bulunan bir ülkede doğup büyüyen yazarının her iki medeniyete de vakıf olması, bu vesileyle meseleleri çok iyi analiz edebilmesi ve aynı zamanda da Devlet Başkanı ünvanına sahip olduğu için fikirlerinin teoride kalmamış olmasıdır. Aliya İzzetbegoviç bu kitabı, çağdaş dünyada uzun zamandır devam eden ve sonu kestirilemeyen ideolojik kutuplaşma içerisinde İslam’ın yerini belirlemek ve bugünkü dünyanın şekillenmesinde İslam’ın rolünün ne olduğu sorusuna cevap aramak amacıyla yazdığını ifade etmekte ve kitabının giriş bölümünü şu uyarıyı yaparak bitirmektedir: “Bu kitap teoloji değildir; yazarı da teolog değildir. Bu bakımdan kitap, doğrusu aranırsa İslam’ı bugünkü neslin konuştuğu
Doğu Batı Arasında İslamAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınevi · 20224,546 okunma
Puan vermedi
İnsanlığın en kötü ve hayati müessesi olan aile, akıl sahiplerinden himmet bekliyor. Bu ise aileye dair bakanlık kurarak ya da genel müdürler atarak değil; kadın ve erkeği Allah’ın tayin ettiği asıllı rollerine irca ederek mümkün olabilir… Kadınların içine , erkeklerin de dışına sahip olduğu evler kuralım… Bir kadın doğurmakla değil, merhametle anne olur…
İslam Diyen Kızlarİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20171,882 okunma
Puan vermedi·223 syf.·
2024 9. kitabı
Sefaletimiz Korkunç.. Madde, kazanını patlatıp fışkıran kızgın ateşten bir mayi halinde alemde zaferini ilan etmekte; Fabrika bacasının sanki delmek ve yıkmak istediği göklerden rahmet bekleyen kalpler perişan, feryat etmekte; Hiçbir zaman doymayacak midelerden fışkıran ihtiraslar sefalete sefalet katmakta, yeni yeni felaketler, cinayetler, şekavetler eklemekte.. Asıl gayesi fani dünyada Bakiye ulaşmak olan İnsan ise bütün bu sefaletlerin ortasında Allah’a uzanan azametini unutmuş, nefsinin esareti altında hayvani bir hayatın mahkumu olmuştur. Artık o, yüzüne taktığı insanlık maskesiyle, içinde bütün hayvanların sefaletini yaşatan bir varlık haline gelmiştir. Hiçbir yumruk, hiçbir zindan onun kadar zalim değildir. İstila ettiği hava içinde fikir olur, hakikati öldürür; şair olur, ruhları çürütür; ahlak savunucusu olur; ahlakı kahreder. Hazların fani olanlarıyla, gayzların bayağılarının pençesinde, nesillerin suikastçisi, kalplerin katili olmuştur. Böylece toplum içinde Hakka iman unutulmuş; vicdan boş bir kelime halinde kalmış; merhamet tıpkı hastalık, sakatlık gibi çirkin görülmeye başlanmıştır. Aşırı sefahat ve haya tanımayan taşkınlıklar içerisinde zaaf, ahlaka sirayet etmiş; çocuk itaatsiz, insan hürmetsiz kalmış; nazarlardan taşan mana ibadullahı istihkar olmuştur. Bütün bu hengamenin ortasında hasta bir vücudu andıran İslam dünyası en berbat devirlerinden birini yaşamaktadır. İslam memleketlerinde ruhlar birbirinden ayrılmış, birbirlerine saldırmakta, her yıl yüzbinlerce ziyaretçiyle dolan Kabe’nin etrafında bile ruh birliği sağlanamamaktadır. Günümüz müslümanları ise birtakım geleneksel hareketleri titizlikle yapmaktan başka gayesi olmayan ilkel devrin sihirbazlarını andırmaktadır. Nurettin
İslam ve İnsan - Mevlana ve TasavvufNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2017654 okunma
Kitap tam anlamıyla bir fiyasko.
1/10
·288 syf.··
2023 33. kitabı
Avrupa bölgesinde oluşmuş feodaliteyi tüm dünyanın geçirdiği bir süreç olarak görüyor. Kitap yalan ve yanlışlarla dolu. Bunu anlayabilmek için az bir tarih bilgisi bile yeterli. Hiç bir satırında genişlemesine bir analiz yok. Bir fikir edinilmiş ve bu fikir tüm dünyada böyledir diyerek yamamaya çalışılmış. Biz buna vehmini bir asla irca etmek diyoruz. Kitap ilk olarak 1988 yılında basılmış. O dönemde bu kitabı okuyup fikrini bunun üzerinden inşa edenlerin vay haline.
Batı Düşüncesi
Ortaçağ TarihiYe Agibalova · Yordam · 201789 okunma