"Sen nasıl bir şeysin Yosun?" dedi usulca. "Diğer kadınların isimlerini bile aklımda tutmaya gerek duymadım şimdiye kadar. Pınar... O ise kalbimin bu dünyada ve varsa gelecek hayatımda tek sahibi. Ama sen..." dedi sanki canı acıyormuş gibi. "Sen o kadar farklısın ki... Ne geçebiliyorum seni, ne durabiliyorum... Arafımsın." Ben de kollarımı Özgür'e dolayıp sımsıkı sardım onu. "İnan bu daha özel..." dedim fısıltıyla. "Ne kalbinde gözüm var ne yatağında... Benim aklım, o güzel ruhunda..."
"Balık..."
"Denizkızı olmak istiyorum..."
"Balık..."
"Denizkızı olmak istiyorum..."
"Balık..."
"Deniz kızı olmak istiyorum!"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bir varmış, bir yokmuş," diyecektim... "Bir zamanlar bir Işık Perisi varmış. En büyük dileği uçmakmış. Bunu o kadar çok dilemiş ki bir gün ona uçma yeteneği bahşedilmiş. Uça uça dağların birinin en yüksek yerine bir saray yapmış... Ama o sarayda yapayalnız kalmış. Çünkü saray o kadar yüksekteymiş ki uçmadan ulaşmak imkansızmış. En büyük dileği gerçek olmuş, ama bu dilek onu tek başına bırakmış. Hayalini yaşayacağı o evde yapayalnız kalmış..."
Toros Dağları'nın tepelerinde karlar gözüküyor. Kışın buradan gökyüzünün daha güzel göründüğünü fark ettim. Yani şehre nazaran... Yıldızlar sanki daha yakın. Uzansam hepsini tutabilecekmişim gibi. Yine söylüyorum... Bir şeyler yaklaşıyor. Bunu hissediyorum. Hazırlıklı olmalıyım... İşe kendimi değiştirerek başlayacağım. Osho'nun bir sözü ile veda edeceğim şimdi bloğuma.
Sen dünyasın. O yüzden sen değişirsen dünya değişir.
Sevgiyle,
Ege.