Notları gözden geçirirken fark ettim ki benzer düşüncedeki insanlar benzer sağlık problemleri yaşıyor. İçine atıyorsun ve boğazında sıkıntı oluyor. Guatr, nodül gibi sorunlar yaşıyorsun. Başına gelenleri hazmedemiyorsan, böbreklerinde rahatsızlık ortaya çıkıyor. İnatçı bir insan isen dizlerinde sorun oluyor, hayattan keyif alamıyorsan şeker sorunu ortaya çıkıyor ve insanların sana değer vermediğini düşünüyorsan, tansiyon sorunları yaşıyorsun.
“Çünkü herkes yüreğinde kendi dünyasını taşır. Dünyaya yönelik bakışımız, dünyanın kendisi değildir; bizim algıladığımız hâliyle dünyadır. Bir yerde mutlu olan insan her yerde mutlu olacaktır. Bir yerde mutsuz olan da her yerde mutsuz.”
Hayattaki farklı tatlar, insanın ufkunu genişletir. Ufuk genişledikçe, insanın bilme açlığı artar. Öğrendikçe, bildikçe, bakış açısı çeşitlenir. Bakış açısı çeşitlendikçe, düşünceleri gelişir. Geliştikçe bilinçlenir, davranışları değişir. Ufuk çizgisi baktığımız yerden bir final çizgisi gibi durur, oraya gidince yeni bir ufuk açılır, aynı zamanda yeni bir ufuk çizgisi oluşur.
Sonra o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini tam olarak anlayamayacaksın. Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın. Yalnız, tek bir şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın. Evet, işte kum fırtınasının anlamı bu.