İremgcm

İremgcm
@iremgcm
Tam zamanlı anne Yarı zamanlı öğretmen Vakit buldukça okur
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·304 syf.··
2026 118. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 18:35
Bir babanın sevgisi ne kadar ileri gidebilir? Goriot Baba tam da bu sorunun en acı verici cevabı. Honoré de Balzac, burjuva dünyasını sadece dışarıdan eleştirmez; onun içine girer, damarlarında dolaşır ve bize şunu gösterir: Bu düzende sevgi bile bir gün değersizleşebilir. Père Goriot, karşılıksız sevginin neredeyse kutsal bir temsili. Ama trajedisi tam da burada başlar: Sevgi, yanlış insanlara verildiğinde insanı yücelten değil, tüketen bir şeye dönüşür. Kızları — Madame de Restaud ve Madame de Nucingen — burjuva düzenin en keskin yüzünü temsil eder: Gösteriş, statü ve çıkar… Ve bu uğurda unutulan bir baba. Romanın asıl kırılma noktası ise Eugène de Rastignac: Masumiyet ile hırs arasında sıkışmış bir genç. Finalde yaptığı seçim ise bir karakterin değil, bir çağın ilanı gibi: Bu dünyada ya oyunu oynarsın ya da ezilirsin. Balzac bize bir hikâye anlatmaz sadece; bir düzeni ifşa eder: Burjuva dünyasında ilişkiler çoğu zaman duygularla değil, fayda üzerinden kurulur. Evlilikler birer anlaşmaya, insanlar birer araca dönüşür. Ve insan ister istemez şu soruyu sorar: Sevgi mi daha güçlüdür, yoksa toplumun dayattığı hırs mı? Belki de romanın en acı gerçeği şu: Bazı insanlar sevilmeyi hak etmez, ama bazıları yine de onları sevmekten vazgeçemez.
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,7bin okunma

İremgcm

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.··
15 günde okudu
·
2026 118. kitabı
Honore de Balzac
7.8/10 · 18,7bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 59. kitabı
Bugün yalnızca büyük bir tarihçiyi değil, bu ülkenin hafızasının önemli bir parçasını kaybettik. İlber Ortaylı’yı hiç tanımadım. O da muhtemelen benim varlığımdan haberdar değildi. Ama insan bazen hiç tanımadığı hocaların öğrencisi olur. Benim için İlber Hoca biraz böyleydi. Üniversiteden yeni mezun olduğum yıllarda Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabını okumuştum. O kitap bana yalnızca hayat üzerine bazı öneriler sunmadı; aynı zamanda bir düşünme biçimi gösterdi. Okumanın, merak etmenin ve insanın kendini kültürle inşa etmesinin ne demek olduğunu anlattı. Kitapta yaptığı her atıf beni başka kitaplara, başka yazarlara, başka düşüncelere götürdü. Araştırmanın araştırmayı doğurduğunu ilk o zaman daha iyi anladım. Lise yıllarında okuduğum Türklerin Tarihi de benzer bir iz bırakmıştı bende. Çünkü İlber Hoca’nın metinlerinde yalnızca bilgi yoktur; insanı düşünmeye, sorgulamaya ve araştırmaya çağıran bir zihniyet vardır. Türkiye’nin Yakın Tarihi, Cumhuriyetin 200 Yılı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi eserleriyle yalnızca tarih anlatmadı; bu ülkenin geçmişini, Cumhuriyet’in anlamını ve Atatürk’ü yeni kuşaklara yeniden anlattı. Onu silmek isteyen gerici bir zihniyetin varlığına rağmen eğilip bükülmeden, tarih karşısında dürüst kalabilmiş güçlü tarihçilerden biri oldu. Bir yandan da Cumhuriyetin İlk Sabahı kitabıyla, Şermin Yaşar’la birlikte çocuklara Cumhuriyet’in kuruluşunu onların diliyle, büyük bir incelikle anlatabildi. Bir tarihçinin aynı anda hem akademiye hem de çocukların dünyasına seslenebilmesi nadir bir şeydir. Belki de bu yüzden bugün okuyorsam, yazıyorsam, merak ettiğim şeylerin izini sürüyorsam; o yolun bir yerinde İlber Hoca’nın işaret ettiği kitapların ve fikirlerin payı olduğunu biliyorum. Bazı insanlar insanın hayatına bizzat dokunmaz; ama düşünce
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma