Ona geliştiğini, artık on beş yaşındaki Selim olmadığını, kişiliğini bulduğunu hatırlattığım zaman yüzünü buruşturdu: 'Belli değil. Hiç ilerlediğimi sanmıyorum. Aynı aptalca duyguları taşıyorum içimde. Bendeki başkalaşma, gelişme biçiminde olmuyor. Olduğum gibi kaldım ben. Aptallar gibi büyümedim. Biraz ağırlığım arttı o kadar.'
Oysa, meselâ Selim Işık
Anlatmadan anlaşılmaya âşık.
Böyle adama (Darılma ama)
Yaklaşmaz hiçbir güzellik,
Doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
Almak için bütün sızıları içine.
Her zaman utanmıştır başkaları yerine.