İyi Aile Yoktur kitabından sonra İyi Toplum Yoktur kitabını okumak içimi dağladı, karamsarlık çukurlarında süründürdü, kendi içimde var olmakla ilgili ciddi suçluluk verici münasebetlere soktu. Gerek var mıydı? Sanmam. Bazı eleştiriler iki kitapta da aynı alıntılarla ifade edilmiş. Esasında acaba İyi Toplum Yoktur’da sosyolojik bir bakış açısıyla, toplumun çocuğa bakışını sadece kendi boyutundan değil bu toplumu tanıyan biri olarak verir mi diye düşünmüştüm. Ama yazarın kendi düşünceleri ve bunun okuyucu üzerinde “bunun dışında bir düşünce doğru olamaz” tesiri o kadar yoğun ki bir süre sonra kendime inanamayıp kendimi karşıt tezler bulmaya çalışır halde buldum. Bence kitabı okuduğunda eleştiren çoğu kişi bu baskıyı hissetti. Yazarın aynı düşünceler üzerinden yazıları ve diğer her türlü düşünceye kendini kapatması beni rahatsız etti. Okuyucularına “siz de mağdursunuz, ailenizin mağduru, toplumun mağduru” diye eleştirirken kendisi de buradan bakıldığında bizlere bu sözler dışında bir tesir bırakamadığının farkında değil. Bildiğimiz toplum gerçekleri var. Bildiğimiz coğrafi gerçekler ve bunlardan psikolojik etkilenme hallerimiz az çok var. Yazar farklı bir şey sunmuyor emin olabilirsiniz. Hatta bazı benzetmeleriyle yıllarca tutunduklarımızı da yıkmaya çalışıyor. Çok üzülerek kendime bunu hissettiren bir kitap okumak yerine, çok daha sert gerçekçi ama bu toplumu bilen, bu eleştirileri yapıyor ama bunlara dayanıyor ve dayatmak yerine yıkıyor, bizimle yanıyor, anlıyor
dediğim kişileri okumayı tercih ederim. Karar okuyanların…